Fiziki şiddet ve hakaret, buna maruz kalan eş bakımından "onur kırıcı" nitelikte olup TMK.mad.162'de eylemlerde özel bir yoğunluk aranmadığı- Temyiz dilekçesi ekindeki davalı-davacının sunduğu fotoğraflarla ilgili tarafların delilleri sorulup toplanması ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre kurulmak üzere davalı-davacının boşanma davasıyla ilgili hükmün bozulması gerektiği-
Eşine sık sık hakaret eden ve aşağılayan davacı-davalı kadın yanında, satın aldığı evin intifa hakkını eşinden habersiz olarak annesine veren eşinin ekonomik güvenini sarsıcı davranışlar içine giren ve annesinin evlilik birliğine müdahalesine tepkisiz kalan davalı-karşı davacı kocanın da kusurlu olduğu, ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut olduğundan boşanmaya karar verilmesi gerektiği-
Boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesinin kaçınılmaz olduğu; ancak, evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı anlaşılan eldeki davanın tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmediğinden davacı isteğinin reddi gerekeceği-
Mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan ve kişilik hakları saldırıya kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği(TMK.174/1)- Boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceği (TMK.174/2) -
Evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanan davada terkin tek başına boşanma sebebi oluşturmayacağı; taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte davacı-karşı davalı kadının sebep olduğu bir geçimsizliği kabule elverişli ciddi sebep ve deliller bulunmadığından; “temelden sarsılma” ve “çekilmezlik” unsuru davada gerçekleşmemiş olup, davalı-karşı davacı tarafından açılan karşı boşanma davasının reddedilmesi gerektiği-
Evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsılması tamamen davalı-davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davacı-davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmediğinden davanın reddedilmesi gerektiği-
Anlaşmalı boşanmada düzenlenmeyen kişisel ilişkiye dair ortak çocuğun; emzirme çağında ve bu nedenle daha yoğun anne bakım, ilgi ve şefkatine ihtiyaç duyacağı göz önüne alındığında; mahkemece yapılan kişisel ilişki düzenlemesinde, çocukla babası arasında Temmuz ayında kurulan kişisel ilişki süresi fazla olduğu,
Evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda ilk davayı açıp boşanma nedeni yaratan davacı kocanın tam kusurlu olduğundan tarafların eşit kusurlu kabulü doğru değil ise de; TMK'nun 166/4. maddesi koşulları oluştuğundan boşanma kararı verileceği-Mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceği (TMK.174/1)-
Davalı-davacı kadının kocasının boşanma davasına yönelik itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir hukuki yarar kalmamış ve TMK'nun 166/2. maddesi koşulları oluştuğundan kocanın boşanma davasının da kabulü ile karar verilmesi gerekeceği-
Tarafların karşılıklı olarak birlik görevlerini yerine getirmedikleri, evlilik birliğinin tarafların açıklanan kusurlu davranışları ile temelinden sarsıldığı; bu sonucun gerçekleşmesinde davalı- davacı koca, davacı-davalı kadına göre daha fazla kusurlu olduğundan her iki taraf da boşanma isteği ile dava açmış olduğuna göre; davalı-davacı kocanın davası bakımından Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki boşanma koşullarının oluşmuş olduğu-
