Davacıların şikayeti üzerine davalılar hakkında Ağır Ceza Mahkemesine açılan davada, davalıların davaya konu edilen senedin düzenlenmesi olayıyla ilgili "hizmet nedeniyle emniyeti suistimal" suçundan mahkum oldukları ve mahkumiyet kararının kesinleştiği- İlk Derece Mahkemesinin bu durumu değerlendirerek icra takibinin HMK'nın 209. maddesi uyarınca teminatsız durdurulmasına karar vermesi gerekirken, takibin durdurulması talebini reddetmesinin yerinde olmadığı-
Davacının senetteki yazı ve imzaların sahte olarak düzenlendiği veya mevcut yazı veya imzalarda sahtecilik yapıldığı iddiasına dayanan uyuşmazlıkta; davacının bu iddialarını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiği- HMK'nun 390. maddesine göre hakimin ihtiyati tedbire karar verebilmesi için talep edenin haklılığını "yaklaşık ispat" kuralı çerçevesinde ispat etmesi arandığı ve davacı tarafça yaklaşık ispat koşulları çerçevesinde dosyaya herhangi bir delil ibraz edilmediğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinin doğru görüldüğü-
Bonodan kaynaklanan menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesince verilen ara karar ile icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibin tedbiren durdurulması kararı verilemeyeceğinden talebin reddine karar verilmiş ise de; İİK'nın 72/3 maddesi "İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez." şeklinde olup işbu davanın icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olduğu ve anılan yasal düzenleme karşısında tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasının mümkün olmadığı anlaşılarak ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu-
Sahtelik iddiası durumunda menfi tespit davasında karar verilinceye kadar bonoların davacılar yönünden herhangi bir işleme esas alınmamasına karar verilmesi mümkün ise de; ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için yaklaşık ispatın gerçekleştirilmesinin gerektiği- İcra hukuk mahkemesinde yapılan yargılama sonucunda "bonolardaki imzaların davacının (borçlunun) eli ürünü olduğuna ilişkin delil dışında, bu aşamada bunun aksini gösterir ve yaklaşık ispata yarar kanaat verici delil bulunmadığı, ticaret sicil gazetesinde yayınlanan davacı şirket genel kurul kararı ve imza sirkülerine göre; bonoların keşide edildiği tarih itibarıyla davacının şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu" anlaşıldığından ihtiyati tedbir şartlarının oluşmadığı-
Senet metninin davacıların rızası hilafına doldurulduğu iddia edildiği uyuşmazlıkta, HMK. mad. 207'de özel bir tedbir çeşidi bulunmadığı- Davacılar HMK 207.maddesi uyarınca teminatsız icra takibinin durdurulmasına talep etmiş ise de, İİK. mad. 72/3 uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı-
Takipten sonra açılan menfi tespit davasında, davalı alacaklı hakkında takibe konu bono nedeni ile dolandırıcılık suçundan soruşturmanın devam etmesine göre, HMK'nın 209.maddesi gereğince tedbir talebinin teminatsız olarak kabulüne karar verilebilir mi?
İcra takibine konu senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin davada, takibin durdurulması talebinin reddine ilişkin ara kararın kaldırılması istemi uyuşmazlık konusu olup, davacı tarafın, davaya ve takibe konu senetteki imzaya ve senet miktarına bir itirazı bulunmadığı, davacı, senedin ipotek tesisinden sonra iade edilmek üzere davalıya verildiğini, davalı tarafından yırtıldığı intiba uyandırılarak elde tutulduğunu ve sonrasında da icra takibinde bulunulduğunun iddia edildiği, davacının senetteki imzaya ve miktara bir itirazı bulunmayıp, somut olayda; HMK'nın 209/1 maddesinin uygulanma yerinin bulunmadığı- İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin icra takibinin durdurulması talebinin reddine ilişkin kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı-