5. HD. 14.03.2022 T. E: 3768, K: 4539
Takip alacaklısı hakkında "resmi belgede sahtecilik suçu"ndan dolayı verilen mahkumiyet kararının kesinleşmiş olması nedeniyle, TBK'nun 74. maddesi uyarınca "kesinleşmiş mahkumiyet kararları hukuk hakimlerini bağlayacağı"ndan, istinaf mahkemesince "Cumhuriyet Savcılığı veya ceza mahkemesince verilmiş bir tedbir kararı bulunmadıkça açılan kamu davasının takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı" gerekçesiyle, hukuk mahkemesince verilmiş olan "şikayetin reddine" ilişkin kararın isabetli bulunmadığı-
İcra mahkemesinde alınan bilirkişi raporları gözetildiğinde, menfi tespit davasına bakan mahkemece "sahteliği" konusunda ciddi şüphe bulunan bonoya dayalı "takibin durdurulmasına" (HMK. 209) yönelik verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu-
Dava, bonoya dayalı menfi tespit istemine ilişkindir...
Davacı tarafça "Bonodaki rakamlara sonradan ilave yapılarak, bonoda tahrifat yapılmış olması nedeniyle somut olayda HMK'nun 209 ve 389. maddeleri uyarınca karar verilmesi gerektiği" ileri sürülmüş ise de; bononun sahteliğinin iddia edilmesinin, HMK'nun 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı- Somut olay ve dosya kapsamına göre, HMK.209 maddesi gereğince tedbir kararı verilmesini gerektirecek herhangi bir grafolojik bilirkişi raporu bulunmadığı gibi, henüz bu aşamada kanaat verebilecek düzeyde ceza soruşturması ya da bir ceza davasının da bulunmadığı, mevcut delil durumu gözetildiğinde ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddine dair kararının yerinde olduğu-
Kambiyo senedine dayalı icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında davacının, açığa atılan imzanın haksız olarak ele geçirilip sonradan bilgisayar çıktısı alınarak bono haline getirildiği yönündeki sahtelik iddiası karşısında; mahkemece ceza soruşturmasındaki takipsizlik kararı ve yetersiz bilirkişi raporuyla yetinilmeyerek, senedin açığa imzalı bir kâğıttan bilgisayar çıktısı alınarak oluşturulup oluşturulmadığı, yazı ve imza arasındaki öncelik sırası ile zaman farkı, imza üzerinde yazıcı mürekkebi ve ısıl işlem (yazıcıdan geçirme) bulunup bulunmadığı hususlarında Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinden ayrıntılı rapor aldırılması ve varsa senedin sahteliğine ilişkin açılmış tespit davasının celbedilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında, takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi, HMK'nın 209. maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı- Anılan hükmün, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup, icra takibine etkisi olmadığı- Ayrıca borçlunun sahtecilik nedenine dayalı olarak Cumhuriyet Savcılığına  yaptığı şikayetin de kendiliğinden icra takibini durdurmayacağı ve bekletici mesele yapılamayacağı- 
Somut olayda, taraf vekillerinin itiraz ve itiraza cevap dilekçeleri ve ekindeki belgelerden, ihtiyati haciz kararı verildikten sonra itiraz eden borçlu tarafından aynı mahkemede 2021/251 E. kayıtlı ihtiyati hacze dayanak bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti davası açıldığı, (menfi tespit davasında da borçlu İİK 72/3 maddesine göre ihtiyati tedbir kararı almış olup, alacaklının itirazı üzerine söz konusu 2021/251 E. Sayılı dosyada aynı tarihte ihtiyati tedbire itirazın müraafası yapılmıştır); işbu ihtiyati hacze itirazın da esas hakkında dava açılması nedeniyle menfi tespit davasının açıldığı 2021/251 E. Sayılı dava üzerinden incelenmesi gerektiği anlaşılmakla, ihtiyati hacze itirazın incelenmesi için dosyanın esas hakkında açılan menfi tespit davasında görülmesi gerekirken değişik iş dosyası üzerinden görülerek sonuçlandırılmasının yerinde olmadığı-
Takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesinin, HMK. mad. 209 uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmayacağı, anılan hükmün, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin delil olarak kullanılamayacağını öngördüğü, icra takibine etkisinin olmadığı- Menfi tespit davasında, İİK. mad. 72 uyarınca ihtiyati tedbir talep edilmediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği-
İİK'nun 72. maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, uyuşmazlık ihtiyati tedbire itirazın reddi kararına yönelik olup, davalı vekilinin o dönem istinaf dilekçesi olarak sunduğu ve dairemizce itiraz dilekçesi olarak değerlendirilen dilekçenin alt kısmında da görüleceği üzere 23/03/2020 tarihinde UYAP'ta oluşturulduğu, dolayısıyla bir haftalık itiraz süresinin geçirildikten sonra verildiği, kaldı ki 27/02/2020 tarihli itirazın reddi kararının HMK'nun 396. maddesi uyarınca durum ve koşulların değişmesi nedeniyle verildiği, bu şekildeki kararların da istinaf kanun yoluna tabi olmayıp itiraz kanun yoluna tabi olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf talebinin esasa dair istinaf talepleri incelenmeksizin usulden reddine karar vermek gerektiği-