İcra takibinde "Haciz ve Tahliye" talep edilmişse de, takibe itiraz üzerine açılan davada sadece "mecurun tahliyesinin" talep edilmesi durumunda, "itirazın kaldırılması talep edilmeden yalnızca tahliye talep edilemeyeceğinden" ve "itirazın kaldırılmasının ıslah yoluyla da talep edilmesinin mümkün olmadığından" davanın reddine karar verilmesi gerektiği- Alacaklının tahliye isteminden hareketle borçlunun itirazının kaldırılmasını da istemiş olduğunun farz edilemeyeceği-
Kira sözleşmesindeki kiranın yıllık ödeneceğine dair düzenleme karşısında borçlunun değişik tarihlerde kira ödemesi yapmasının ödeme tarihinin değiştirildiği anlamına gelmeyeceği- İstinaf dilekçesi ekinde sunulan ödeme dekontları ile takip konusu aylara ait kiraların ödendiğinin ve 30 günlük ödeme süresi içerisinde de takip konusu kiraların tamamının ödendiğinin ispatlanamadığı ve bu suretle temerrüdün oluştuğu- Takip konusu kira sözleşmesinde TBK 583'de düzenlenen şartların oluşmaması halinde kefiller yönünden itirazın kaldırılması isteminin adı geçen borçlular yönünden reddine, alacaklılar aleyhine takip konusu asıl alacak üzerinden %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinden kaynaklı asgari ücret fiyat farkı alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br /> 
İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likid olmasının zorunlu olduğu- Davalı borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün olduğu, buna göre alacağın likit olduğu, alacağın likid olduğunun anlaşılması karşısında davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği-
Taraflar arasında görülen itirazın iptali davasında davanın kabulüne dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda....
Ödeme emirleri tebligatları ve itiraz tarihlerine göre şirketler hakkında ayrı, diğer borçlular hakkında ayrı itirazın iptali davaları açılmış ise de dayanağın aynı takip dosyası ve aynı krediler olması sebebiyle dosyaların birleştirilmesinin yerinde olduğu- Davalı kefillerden ...........'nun aynı zamanda ...........San. Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olduğu, diğer kefil ..........'nun ise eşi olduğu, keza bu kişilerin davalı ......... Nakliye Petrol...Ltd. Şti.'nin ortağı oldukları dolayısıyla kefaletin geçerliliği için eş rızalarının gerekmeyeceği ve geçerli olduğu- Çek depo bedelinin davalılardan talep edebileceğine ilişkin genel kredi sözleşmelerinde açık hüküm bulunmadığından çek depo bedeli talebinin yerinde olmadığı-
Sözleşme dışı yapılan işlerin dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporuyla yapıldığının ve talep edilen bedelin yapılan imalatla ödemeler değerlendirilerek hesaplanmasının usule uygun olduğu, takip tarihinden sonra 25/07/2014 tarihli ihtarnamenin davacı tarafından davalıya keşide edildiği, buna göre takip tarihinden evvel davalının temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, itirazın iptali davası takip hukukuna özgü ve takipteki taleplerle bağlı kalınarak görülen bir dava olmakla, faizin türüne yönelik ıslah talebinin kabulünün mümkün olmadığı-
Alacağın faturalara dayalı, hesaplanabilir nitelikte ve likid olduğu, davalı tarafından borç tutarının bilindiği ve takibe itiraz dilekçesinde açıkça tutarı belli olan borcun bir kısmına itiraz edildiği itirazın iptali davasında, bilirkişiden rapor alınmasının alacağın likid olma vasfını değiştirmeyeceği ve davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği- "İcra takibi faturalara dayalı olarak yapılmış olsa da; alacağın cari hesaptan kaynaklandığı ve taraflar arasında hesap mutabakatının bulunmadığı, alacağın varlığının yargılama aşamasında bilirkişiden alınan rapora göre belirlendiği, muayyen ve likid bir alacaktan söz edilemeyeceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-