Mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, itirazın iptali davasına bakan mahkemenin öncelikle (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra müdürlüğünün yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırması ve kendisinin yetkili olup olmadığını belirlemesi gerektiği- Davalı şirket yetkilisi tarafından imzalanmayan sözleşmenin (ve buradaki) yetki sözleşmesinin davalıyı bağlamayacağı- Davalı şirketin inkâr etmediği eser nedeniyle, davalının para borcundan oluşan edimi yönünden borcun ifa edileceği yer olan davacı takip alacaklısının ikametgâhının bulunduğu yer icra dairesinin de icra takibinde yetkili olduğu- Özel yetkinin genel yetkiyi ortadan kaldırmayacağı-"TBK 89/1'in sadece karz akdinden doğan borçlarla sınırlı olarak uygulanabileceği, bu düzenlemenin, iki tarafa karşılıklı borç yükleyen ve karşılıklı edimler içeren eser sözleşmesinden kaynaklanan ihtilâfta yetkili icra müdürlüğünün ve mahkemenin belirlenmesinde uygulanamayacağı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğinden kaynaklanan itirazın iptaline ilişkindir.
Davanın reddine karar verilmiş ise de; getirtilen trafik sicil kayıtlarına göre tamiri yapılan aracın, 11.01.2012 fatura tarihinde davalı şirket adına kayıtlı iken, üç ay sonra 11.04.2012 tarihinde, Mersin 5. Noterliğinin 07678 yevmiye no.lu araç satış sözleşmesiyle; dava dışı ... Nak. Ltd. Şti.'ye satıldığı- Fatura tarihi itibariyle davalı şirketin malı olduğu, kaldı ki; 07.01.2012 tarihli iş emriyle aracı davacıya teslim eden ... adlı şahsın fatura aslını imzalayarak elden teslim aldığı- Bu durumda adı geçen şahsın aynı tarihte davalı şirket elemanı olup olmadığı araştırılıp, ...’ın davalı şirket elemanı olması halinde akdî ilişki kanıtlanmış olacağından, davacının hakettiği tamir bedelinin bilirkişi incelemesiyle belirlenerek, ödemeyi ispat yükü iş sahibine düşmekle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki itirazın iptali (ticari satımdan kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda......
Alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması halinin söz konusu olmadığı ve dolayısıyla alacağın likit olmadığı-
Taşınmazların ilamsız icra yoluyla başlatılan takip sonrasında verilen tahliye kararı gereği tahliye edildiği, ancak tahliye infazından sonra Bölge Adliye Mahkemesince tahliye kararının kaldırılarak reddedilmesi sebebiyle İİK m. 40 uyarınca İİK 366/son göndermesiyle icranın iadesi mümkün ise de; temyiz aşamasında Sulh Hukuk Mahkemesinin tahliye kararının kesinleştiği ve bu kararın maddi anlamda kesin hüküm teşkil ettiği ve İcra Hukuk Mahkemesi bağlayacağından İİK 40. maddesi gereğince icranın iadesinin mümkün olmadığı-
İhlalli geçiş iddiasından kaynaklı geçiş bedeli ve ceza bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkin davada davacının başlattığı icra takibinin kısmen haklı olduğu, davalının itirazının kısmen iptalinin gerektiği, alacağın likit ve belirlenebilir olması nedeniyle icra inkar tazminatının şartlarının oluştuğu-
"Karbon nüshanın imza incelemesine esas alınamayacağını" kabul eden bozma kararına uyulmakla, artık sunulan suret belgenin davacı tarafça verilmiş bir belge olarak kabul edilemeyeceği, davacı lehine usuli kazanılmış hak doğduğundan bu belgeye hukuken değer atfedilmesinin artık mümkün olmayacağı- Somut olayda bir delil başlangıcının var olup olmadığı (karbon nüsha makbuzun delil başlangıcı olup olmadığı) tartışması artık yapılamayacağından, ispatla ilgili istinai hâlin varlığından da bahsedilemeyeceği- Ödeme savunmasında bulunan davalının karşı tarafa yemin teklif etmek istediklerine ilişkin beyanı göz önünde bulundurularak davalıya yeminle savunmasını ispat imkânı tanınması gerektiği-"Uyulan bozma kararında belge aslının sunulamaması hâlinde izlenecek yolla ilgili olarak mahkemeyi bağlayacak şekilde kesin bir yol haritası çizilmediği, mahkemenin bozmaya uygun şekilde belge aslını sorduğu ve aslın sunulamaması üzerine dosyadaki delilleri tekrar değerlendirerek bir sonuca vardığı, yemin delilinin en son kullanılabilecek bir ispat yolu olduğu, karbon nüshanın herhangi bir fotokopi belgeden farklılık arz ettiği, bu özelliğinden dolayı somut olayda bilirkişinin 'karbon nüsha üzerinde imza incelemesi yapılabileceğini' belirterek 'imzanın davacıya ait olduğunu' tespit edebildiği, dosya kapsamı itibarıyla bu tespitin aksinin ortaya konulamadığı gözetildiğinde mahkemenin belgenin davacı elinden çıktığını kabul ederek nüshaya delil başlangıcı olma vasfı atfetmesinin ve tanıkla ispatı mümkün görmesinin haklı ve yerinde olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan 142.500,00 TL bedelli konut kredisi sözleşmesinin, davalı tarafından sunulan ekspertiz raporunun sahte olması nedeniyle feshedilmesi üzerine ödenen bedelin tahsili talepli icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık; bölge adliye mahkemesince yapılan istinaf incelemesi sırasında ilk derece mahkemesi yargılamasında eksiklik görülerek bilirkişi raporu alınmak suretiyle davacı vekilinin istinaf talebinin 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-1 maddesi çerçevesinde esastan reddine dair verilen kararın isabetli olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre 6100 sayılı Kanun'un 353/1-b-3 maddesi gereğince karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır..