Dava dışı asıl borçlu şirketin borcuna müşterek borçlu ve müteselsil kefil olan davalı aleyhine genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine-
Yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak icra takibinde bulunulmasının dava şartı olduğu- Davacı vekilinin Konya 6. İcra Müdürlüğü'nün yetkisine yapılan itirazı kabul etmesiyle Konya 6.İcra Müdürlüğü'nün yetkisiz olduğu ihtilafsız hale geldiğinden Konya 6. İcra Müdürlüğü'nden gönderilen ödeme emrine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında mahkemece dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği- 
İİK'nın 194. maddesine göre; iflasın açılması ile acele haller müstesna olmak üzere müflisin davacı ve davalı olduğu hukuk davaları duracağı ve ancak ikinci alacaklılar toplanmasından on gün sonra devam olunabileceği- Dava konusu alacak iflas masasına bildirilmiş ve ikinci alacaklılar toplantısında masaya kabul edilmişse itirazın iptali davasının konusunun kalmayacağı- Ancak itirazın iptali davasına konu alacağın ikinci alacaklılar toplantısında kabul edilmemesi halinde husumetin iflas idaresine yöneltilerek davaya kayıt kabul davası olarak devam edileceği ve iflas tarihi itibarıyla saptanan alacağın iflas masasına kayıt ve kabulüne karar verileceği-
İtirazın iptali davası bozma kararına uyularak-
Dava konusu uyuşmazlığın sayacın doğru tüketim kaydetmemesi nedeniyle doğduğu dosyadaki belgelerle sabit olduğuna göre, davalı idarenin, kendisine düşen edimi ifada ihmal gösterip göstermediği ve dolayısıyla, 818 sayılı BK’nun 98/2. maddesi delaletiyle sözleşme ilişkilerine de uygulanması gereken BK’nun 44. maddesi (6098 sk. 114/2. maddesi delaletiyle 52. maddesi ) uyarınca müterafik kusurlu olup olmadığı hususunu da saptanması gerekeceği- Takip ve dava konusu alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonucu toplanan deliller ile saptanacak olmakla, alacak likit kabul edilemeyeceğinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Davalı kredi kartı hamili olup aleyhine açılacak davalar bakımından harçtan muaf olmadığı, harç kamu düzenine ilişkin olduğundan re'sen gözetilmesi gerektiği, kamu düzeni, aleyhe bozma yasağı kuralının istisnalarından olduğu, davalının karar ve ilam harcı ile sorumlu tutulması gerekirken davalının tüketici olduğundan bahisle harç alınmasına yer olmadığına ve davacı tarafından yatırılan peşin harcın iadesi şeklinde karar verilemeyeceğine-
Ret edilen miktar üzerinden talep doğrultusunda davalı yararına kötüniyet tazminatı konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesinin doğru olmadığı-
Mahkeme kararının gerekçesinde belirtilen VUK'nın 231. maddesinde öngörülen sürede düzenlenmeyen faturaların, süresinde düzenlenmemesi Vergi Hukukunda, belirtilen müeyyidelere tabi olup, bir faturanın süresinde düzenlenmemiş olmasının özel hukuk yönünden bir alacağın yok sayılmasını gerektirmeyeceği-
Davalıdan istenen aidat miktarı genel kurul kararları ile belirlendiğinden ve genel kurul kararları da sözleşme niteliğinde olduğundan davalı ortaktan aidat borcunu geç ödemesinden dolayı istenebilecek azami faiz oranının TBK. mad.120/2 'de düzenlenmiş yıllık temerrüt faiz oranı olduğu, davacı kooperatifin genel kurullarında kabul edilmiş temerrüt faiz oranının, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuata yani 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2/1. maddesine göre belirlenen yasal faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamayacağı-
Davaya konu müşterek ve müteselsil borç senedinin altındaki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunun tespiti HMK'nın 266. maddesinde belirtilen özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden davacı tarafın bu yöne ilişkin itirazının karşılanması amacıyla gerekirse yeni imza örnekleri temin edilerek birlikte dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi, alınacak rapor çerçevesinde ve hatta çelişki oluşması halinde bu çelişkinin de giderilmek suretiyle bir hükme varılması gerekeceği-