B. eden ve kendisini vekille temsil eden sanık lehine maktu avukatlık ücretine hükmedilmesinin gerektiği-
Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğu-
Gerekçeli kararda, sanık hakkında aynı eylem nedeniyle iki kez hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği halde, yeniden yapılan yargılama neticesinde bu kez sanığa hapisten çevrilen 3600 TL adli para cezası ile 20 gün adli para cezası karşılığı 400 TL adli para cezası verilerek 5271 sayılı sayılı CMK’nın 326/son maddesine aykırı hüküm tesis edilmesinin kanuna aykırı olduğu-
E.e ve yükletilen suça yönelik müşteki vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediği-
"Şikayet tarihi itibariyle kesinleşmiş bir takip bulunmadığından, sanığın yasal unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki bozmaya uyulmasına karar verilmesine rağmen, bozma ilamının gereği yerine getirilmeksizin sanık hakkında yeniden mahkumiyet hükmü kurulmasının hatalı olduğu-
Sanık ikrarı ve zabıta araştırmasına göre işyerinin kapalı ve faaliyette bulunmaması açıklığı karşısında sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği-
“Ticari işletme yöneticisinin alacaklıları zarara sokmak kastı ile borcu ödememesi” suçuna (İİK. 333/a) ilişkin temel cezanın belirlenmesinde "adli para cezasına" da hükmedilmesi gerektiği, temel cezanın; 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayininin hatalı olduğu- Ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerektiği, adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanmasının hatalı olduğu-
Borçlu şirketin yetkililerinin ticaret sicil memurluğundan sorulup, ismi bildirilenlerin şikayet dilekçesinde adı geçen sanıklarla aynı kişiler olması halinde nüfus müdürlüğünden de anılan kişilerin TC kimlik numaralarına ulaşılabileceği gibi, şikayetçi vekiline de sanıkların açık kimlik bilgilerini bildirmesi için süre verilmesi hususunun gözetilip yargılamaya devam edilerek sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine, tensip zaptıyla yazılı şekilde şikayet dilekçesinin reddine karar verilmesinin Kanun'a aykırı olduğu-
Önceki adresinde bulunamayan sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılarak MERNİS adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2 maddesine göre tebliğ yapılması gerektiği, ancak MERNİS adresinin olmadığının tespiti halinde 35. maddeye göre eski adrese tebliğ işlemi yapılabileceği- Duruşma davetiyesinin sanığın yetkilisi olduğu anlaşılan borçlu şirketin ticaret sicilinde müseccel adresine Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre usulsüz tebliği ile sanığın yokluğunda yargılama yapılarak savunma hakkının kısıtlanmasının hatalı olduğu- Sanığın yetkilisi olduğu borçlu şirketin müseccel adresinde yapılan zabıta araştırmasında, firmanın adreste bulundığu ve 2015 yılı içinde adresten ayrıldığı, Vergi Dairesi’nin müzekkere cevabına göre borçlu şirket hakkında re’sen terk işlemi uygulandığı buna rağmen şirketin ticaret sicilindeki kaydının faal göründüğü gözetilerek, sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, haciz işlemi uygulanmadığından bahisle beraat hükmü kurulmasının isabetsiz olduğu-
