Yerel mahkemelerin yargılamayı sonuçlandırdığı kısa kararda "davanın reddine" denildiği halde gerekçeli kararda "davanın reddine, davalı itirazında haklı olduğundan reddedilen asıl alacak ......... TL'nin % 20'si olan ........... TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine" denildiği, böylece tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığı-
Kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, davanın kabulü ile rücuan tazminat alacağının tahsiline karar verildiği halde; hükmün gerekçesinde davanın tarafları ve konusu ile ilgisi bulunmayan ölüm aylığı tahsisine ilişkin bir başka davanın gerekçesine yer verilmesi; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 298'inci maddesinde açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun gerektiğine ilişkin usul ve kanun hükümlerine aykırı olduğu-
Mahkemece, kısa kararda "Davanın kısmen kabulüne; dava konusu taşınmazın tapu kaydının davacının hissesi oranında iptali ile davacı adına tapuya tesciline, fazla isteğin reddine" karar verilmiş olmasına, kısa kararda davalı ........ yönünden bir hüküm tesis edilmemiş olmasına rağmen, hükmün gerekçe bölümünde davalı ......'in dava konusu dairenin satışı sırasında vekaleten hareket ettiğinden, davada pasif husumet ehliyeti bulunmadığı gerekçesine yer verilerek, hükümde davalı ........ yönünden davanın husumetten reddine karar verildiği, bu durumda mahkemece, kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık oluşturacak şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kararın gerekçesinde, bilirkişi raporunun hesaplamasına göre karar verildiğinin belirtilmesine rağmen farklı hesaplamaya göre hüküm kurulması gerekçeli karar ile hüküm özeti arasında çelişkiye yol açtığından hükmün bozulması gerektiği-
Gerekçeli kararda, kısa kararda belirtilen İİK. mad. 170/3 uyarınca hükmedilen para cezasına ilişkin bende yer verilmemesi halinde, kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirilmiş olacağı ve mahkemece yeniden karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekeceği-
Kısa karar ile geçit bedeli olarak tespit edilen miktarın tamamının taşınmaz paydaşlarından birine ödenmesine karar verildiği halde gerekçeli kararda geçit bedeli olarak tespit edilen miktardan taşınmaz paydaşlarının her birine ödenmesi yönünde hüküm kurularak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana gelmiş olup bu husus kararın infazında tereddüt oluşturacağından gerekçeli karar ile kısa karar arasındaki çelişki giderilmek üzere hükmün bozulması gerekeceği-
Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olamayacağı- Katibin yanlış anlaması nedeni ile kısa karara farklı yazılan asıl alacak miktarının daha sonra tutanakla değiştirilmesi ve gerekçeli kararda değiştirilen bu tutardaki asıl alacak üzerinden takibin devamına karar verilmesi halinde, hükümden el çektikten sonra müdahalede bulunmak suretiyle asıl alacak yönünden çelişki oluşturulmuş olacağı-
Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan çelişkinin bozma sebebi oluşturduğu-
Davacı tarafından gönderilen 1. ve 2. haciz ihbarnamelerine itiraz edildiği, fakat davacı tarafından muhabere yoluyla gönderilen haciz ihbarnamelerine itiraz dilekçelerinin icra dosyasına girmemiş olması sebebi ile davalı tarafın talebi üzerine 3. haciz ihbarnamesinin gönderildiği ve eldeki davanın açılmasına davalının sebebiyet vermediğinden davanın açılmasında kusuru bulunmayan davalı aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin isabetli görülmediği-
Kısa kararı yazı tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirilmesine yasal olanak bulunmadığı; kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olmasının Anayasa’nın 141 maddesi ile HMK.nun 298, 297, 294. maddelerine aykırı olduğu-
