Somut olayda, iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği, alacakların net mi brüt mü olduğunun hükümde belirtilmemesinin infazda tereddüde neden olup olmayacağı-
İdarenin kıyı kenar çizgisi çalışmalarında, o yere ilişkin kamu görevlilerince önceden oluşturulmuş komisyon çalışmalarını içerir kayıt ve belgelerin getirtilmesi, bunlardaki verilerle, mahkemece kıyı kenar çizgisi oluşturmak için bilirkişilerce yapılan çalışmalarda elde edilen veri ve bulguların örtüşmemesi durumunda, bunun nedenleri hakkında bilirkişilerden bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı, doyurucu ve denetime açık ek rapor alınması gerekeceği- Mahkemece, kısa kararda; ''Davanın kabulüne''; hüküm fıkrasında ise "Davacı vekilinin esence köyü parsel: 1362' de davalı adına kayıtlı arsa vasfında olan 400 m2' lik taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığından bahisle tapusunun iptaline, müdahalenin men'ine ve kal'e ilişkin davasının, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeni ile davasının kabulüne, davalılar adlarına parsel: 1362'de kayıtlı taşınmazın tapusunun iptaline, dava konusu taşınmazın kıyı kenar içerisinde kalması sebebi ile davalının kıyı kenara müdahalesinin men'ine, taşınmaz üzerinde kal'i gerektiren bina olmayıp boş arsa olduğundan kal'e ilişkin talebin reddine'' şeklinde karar verildiği, görüldüğü üzere; kısa kararla gerekçeli karar arasında aykırılık olmasının bozma nedeni olacağı-
167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu ile 08.08.1961 tarihli tüzükte yeraltı sularından kişilerin faydalanma koşullarının gösterildiği, buna göre dava konusu kuyunun yasal hale getirilmesi ve kullanılabilmesi amacıyla ilgili makama başvuru için davacılara süre verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekeceği- Mahkemece hüküm altına alınan mecra irtifakı ............ tarihli fen bilirkişisi ek-2 raporundan da anlaşılacağı üzere yoldan geçmekte olup Hazine'ye husumet yöneltilmeden ve kesintisizlik ilkesine aykırı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı- Mahkemece dava konusu olmadığı ............ tarihli krokili raporda gösterilen yasal olmayan kuyunun iptaline dair hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Mahkemece hükmün ikinci bendine "Yeraltı Suları Tüzüğü madde 16 uyarınca içme suyu hattının yasal kuyuya bağlanması için gerekli tüm işlem ve başvuruların davacılar tarafından yapılmasına, masrafların davacılar tarafından karşılanmasına, yasal kuyunun işletme masraflarının da kullandığı su miktarı nispetinde davacılar tarafından karşılanmasına," şeklinde karar verilerek şarta bağlı ve infaza elverişli olmayan şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
İİK’nun 44 ncü maddesindeki mal beyanında bulunma yükümlülüğünün gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülük olduğu ve ticaret şirketlerini kapsamadığı anlaşılmakla, atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerekeceği- Sanık .............. hakkında daha önceden verilen beraat kararı kesinleşmesine rağmen, bu sanık yönünden de vekalet ücretine hükmedilmesinin bozmayı gerektirdiği- Mahkemenin gerekçeli karar başlığında, atılı suçun alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltme suçu olduğu belirtilmesine rağmen, gerekçe ve hüküm kısmında ticareti usulüne aykırı terk etmek suçundan açıklama yapılarak hüküm kurulması sureti ile gerekçeli kararda çelişkiye neden olacak şekilde karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Mahkemece, mahallinde yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişi raporunda, davalılar tarafından 165 ada 28 mera parselinin F, G, H ile gösterilen kısımlarına el attıkları tespit edilmiş olmasına rağmen hüküm kısmında 164 ada 2 parsel sayılı merada F, G, H ile gösterilen kısımlara elatmanın önlenmesine karar verilmesinin doğru olmadığı- Davacı Hazinenin dava dilekçesinde tespit edilecek zararın tahsilini talep ettiği, bu zararın sadece uzman bilirkişi tarafından belirlenecek meranın eski hale getirilmesi için gereken bedel olduğu, mahkemece, talep olmadan İcra İflas Kanunu'nun 30. maddesi hükmü göz ardı edilerek davalılardan ayrıca muhdesatların yıkım bedellerinin de tahsiline dair hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Mahkemece, davalı ...... hakkındaki davanın reddi kararı ile diğer davalı ........’la ilgili ..........İcra Müdürlüğünün ......... sayılı takip dosyası yönünden davanın reddine veya bu husus kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına, diğer davacı talebi ile ilgili olarak davanın kabulüne karar verilmesi ve yargılama giderinin kabul ve redde göre belirlenmesi gerekirken, önce davalı ...... ile ilgili davanın tefrikine daha sonra aynı dosyadan reddine karar verilmek sureti ile kararın infazında tereddüde yol açıldığı gibi gerekçeli kararda da davacının davalı ......... ile ilgili olarak açtığı davada olumlu ve olumsuz bir karar verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Mahkemece, hüküm fıkrasının 3. bendinde, ‘’katkı payına yönelik talebinin kısmen kabulüne,’’ ibaresine yer verildiği, davanın katılma alacağı davası olduğu, buna göre mahkemece ‘’katılma alacağına yönelik talebin kısmen kabulüne’’ şeklinde karar verilmesi gerekeceği- Davaya konu araçların bozma sonrası verilen karara en yakın tarihteki sürüm değeri üzerinden katılma alacağı belirlendiğinden bozma sonrası karar tarihinin faiz başlangıcında dikkate alınması gerekeceği, mahkemece, yazılı şekilde araçlar için belirlenen katılma alacağına son bozma öncesi karar tarihi olan tarihten itibaren faize hükmedilmesinin yerinde olmadığı-
Davacı tarafından dosyaya sunulan mükellef borç listesine göre, dava konusu alacağın 2005-2008 vergilendirme dönemine ilişkin olduğu, ödeme emirlerinin bir kısmının ilanen tebliğ edildiği, bir kısmının da 18.11.2014'de tebliğ edildiği anlaşıldığından, mahkemece konusunda uzman bilirkişiden, tasarruf tarihi itibari ile (24.04.2012) doğmuş vergi borcunun da tespiti yapılarak, tasarruf tarihi itibari ile doğmuş olan vergi aslı ve fer'ileri üzerinden iptal kararı verilmesi gerekirken güncel vergi borcu ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi verilmesi yönünde hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Dava konusu gayrimenkul tasarrufa konu 3/32 hisse olmasına rağmen mahkemece hisse belirtilmeksizin iptale karar verilmesinin doğru olmadığı- 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirleneceği-
Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki dahi tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerektiği-
Bir mahkeme kararında tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, bu kısmın hükmün gerekçe bölümü olduğu- Kararın açık ve gerekçeli olmasının hukuki dinlenilme hakkının sağlanması açısından önemli olduğu, tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ve bunların dayandıkları deliller, kararda tartışılıp gerekçeleri açıklandığı ölçüde kararın, hukuki dinlenilme hakkına uygun bir karar olacağı- İddia ve savunmaların kararda tartışılması, gösterilen delillerin incelenmesi, neden bir kısmının diğerine üstün tutulduğunun belirtilmesinin ancak gerekçeyle mümkün olacağı- Gerekçe sayesinde kararların doğru olup olmadığının denetlenebileceği; gerekçesiz bir kararın üst mahkeme tarafından denetlenmesinin de mümkün olmayacağı; gerekçe doyurucu olmalı, kararın neden, nasıl, hangi hukuki gerekçeyle ve hangi deliller değerlendirilmek suretiyle verildiği hususlarını içermeli, bu hususları içermeyen kararların gerekçeli olduğundan bahsedilemeyeceği- Hâkimin, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetleyeceği- Üst mahkemenin de, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebileceği; tarafların da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabileceği-
