İhtiyati hacizlerin kaldırılması talepli şikayet davasında, icra müdürlüğünün sonradan hacizleri kaldırması nedeniyle davanın üçüncü kişi İdare yönünden konusuz kalmadığı ve işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği-
Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte, ipotek alacağına mahsuben ihale edilen taşınmaz üzerinden elde edilen paranın Devletin cebri icra organları vasıtasıyla yapılan satıştan kaynaklandığından, ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılmamış olsa dahi 492 sayılı Harçlar Kanunu ekli 1 sayılı tarifenin B.I/3-c bendine göre %11,38 oranında tahsil harcı alınması gerektiği-
Takip talebi ve ödeme emirlerinde hangi icra dosyaları arasında tahsilde tekerrür olmayacağına ilişkin bir açıklama bulunmadığı, takip dosyalarının tarafları arasında farklılıklar bulunduğu, şikayetçi borçlunun tahsil harcı alınan icra dosyasında taraf olmadığı, takip tarihlerinin ve alacak miktarlarının farklı olduğu, bononun ipotekli takibe dayanak genel kredi sözleşmesindeki borca istinaden düzenlendiğinin ispatlanamadığı, bononun illetten mücerret bir alacak belgesi olduğu, senet metninden ayrıca ve açıkça anlaşılmadıkça, doğumuna sebep olan ilişkiden bağımsız olarak takip konusu edilebileceği ve alacaklı beyanının da tek başına sonuca etkili olmadığı gözetildiğinde, takip alacaklarının "aynı alacak" olarak kabulü mümkün olmadığından, her bir icra takibi için ayrı ayrı tahsil harcı alınması gerektiği-"İki takip dosyasındaki alacağın aynı kredi sözleşmesinden kaynaklanması, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip başlatılması ve dolayısıyla aynı borçtan kaynaklı olması nedeniyle şikayete konu kambiyo takibinde tekrar tahsil harcı alınması mükerrer tahsilat anlamına geleceği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Somut olayda haricen tahsil söz konusu olmadığı gibi hakkın özünden vazgeçme de olmadığı- Her ne kadar vazgeçme durumunda haricen tahsil manasına geldiği gerekçesiyle harç ödenmesi zorunluluğu olduğuna ilişkin içtihatlar mevcut ise de, şikayete konu olayda; alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü takipte, borçlunun şikayeti üzerine "yabancı para cinsinden alacağın Türk Parasıyla karşılığının takip talebinde veya ödeme emrinde yazılmadığı" gerekçesiyle usuli sebeplerle takibin mahkeme kararıyla iptal edildiği, alacaklı tarafından bu dosyada takibe devam olunamayacağı nedenle senet aslının taraflarına iadesinin talep edildiği, dolayısıyla borçlu hakkında bahsi geçen eksiklik giderilip yeniden usulüne uygun takip başlatılmasının mümkün olduğu, alacaklının talebi yerinde olup talebin reddinin mağduriyete yol açacağı, safahat nazara alındığında harç alınmasını gerektiren herhangi bir durumun bulunmadığı-
Alacaklının tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla satışı gerçekleştirilen Örnek 10 nolu takibe konu alacağı ile araçların kaydında bulunan ve takip konusu yapılmayan rehin nedeniyle olan alacağın aynı olduğu- Somut olayda alacaklı aynı zamanda rehinle teminat altına alınmış alacak nedeni ile tercihini kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe koymaktan yana kullanmış olup, alacaklı, takip talebi bulunmayan alacaklı konumunda olmadığı-
Borçlulara ödeme emri tebliğ edildiği, borçlular tarafından takibe itiraz edildiği, alacaklının açtığı itirazın iptali davasından feragat ettiği ve ihtiyati hacizden vazgeçerek hacizlerin kaldırılmasını talep ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatları nazara alınarak bu durumun alacağın haricen tahsiline karine teşkil ettiği anlaşılmakla, borçlulara ödeme emri tebliğ edildiğinden tahsil harcı alınması gerektiği-
Finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi kapsamındaki işlemlerin sadece cezaevi harcından muaf olduğu-
HMK'nın 332. maddesi uyarınca yargılama giderlerine, bu kapsamda harca ilişkin hususlarda mahkemece re'sen karar verileceği- Karar-ilam harcı, harçtan muaf olmamak koşulu ile davayı kaybeden tarafa yükletilmesi gereken bir harç türü olup, diğer yargılama giderlerine katılarak kabul/redde göre oranlanamayacağı- Davanın kısmen kabulü halinde dahi davacıya harç yükletilemeyeceği-
Mahkemece, "...taşınmazın bodrum+ giriş kat+ 2 normal kattan oluştuğu, davacıya fiili taksim kapsamında kalan son kata ayrı bir giriş bulunmadığı, tek başına kullanımının ve üzerinde tasarruf etmenin mümkün olmadığı, taşınmazın geçmiş yıllar ve halen malikler tarafından bütün olarak kiraya verildiğinin bu şekilde tasarrufta bulunulduğunun tanık anlatımları ile sabit olduğu, taşınmazın satışının gerçek değeri ile yapıldığı, muvazaalı olmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu- Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden kurulan hükümde nisbi karar ve ilam harcı alındıktan sonra istinaf yargılaması yapıldığından bahisle ayrıca istinaf karar ve ilam harcına hükmedilmesinin doğru olmadığı- Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hükümde, iptaline karar verilen payın davacılar adına eşit hisselerle tesciline karar verilmesi gerekirken bu hususa değinilmemiş olmasının infazda tereddüt yaratacağı-
Yeniden yapılandırma sözleşmesi şikayet eden borçlulardan A.Ş.'nin aralarında bulunduğu kuruluşlar ile karşı taraf alacaklı bankanın aralarında bulunduğu bankalar arasında belirtilen yasal düzenlemeye istinaden düzenlenmiş olup, şikayete konu taşınmazın sözleşme kapsamında yer aldığı, sözleşme gereğince bu taşınmazın davalı bankaya davalı banka lehine tesis edilen ipotekten başka takyidattan ari olarak devredilmesi gerektiği, bu taşınmazın davalı bankaya borçlu tarafından satış suretiyle devredildiği, bu durumda taşınmaz üzerindeki İİK’nın 150/c maddesi uyarınca konulan şerhin kaldırılması işleminin, sözleşme uyarınca yapılacak işlem niteliğinde olduğun ve bu şerhin tahsil harcı alınmaksızın kaldırılması gerektiği- Finansal yeniden yapılandırma sözleşmesinin tarafı olmayan şirketin ise 5441 sayılı Bankacılık Kanunu’nun geçici 32. maddesinden faydalanamayacağı-
