Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E-231 K. sayılı kararında da açıklandığı üzere eldeki davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğunun göz ardı edilmemesi ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemesinin gerekeceği-
Müddeabbihi devreden tarafın, artık o davada taraf sıfatı kalmayacağı ve o davaya (eski hali ile) taraf sıfatıyla devam etmesine veya kendisine karşı o davaya (eski hali ile) devam edilmesine olanak bulunmadığı-
İcra müdürlüğünce belirlenen bedel borçlu tarafça muhtıra tebliğ edilmeden ödenmekle ve taraflar edimlerini karşılıklı olarak aynı gün yerine getirmiş olmakla burada artık temerrüdün varlığından, dolayısıyla da ödenmesi gereken herhangi bir faiz alacağından söz edilemeyeceği-
Üçüncü haciz ihbarnamesi davacı üçüncü kişiye 18.12.2007 tarihinde tebliğ edilip, eldeki menfi tespit davası da 25.12.2007 günü açıldığına göre, yasal dava açma süresinin geçmediği; yani, davacı üçüncü kişinin, İcra ve İflas Kanunu’nun 89/3 maddesinde öngörülen 15 günlük yasal süre içerisinde davasını açmış olduğu-
Her ne kadar dava dilekçesinin istem sonucu bölümünde itirazın kaldırılması istenmiş ise de dava dilekçesindeki açıklama karşısında istemin ödenmeyen iki aylık kira parasına yönelik olduğunun kabulü gerekeceği-
Ortada davalının imzasını içeren yazılı bir tellallık sözleşmesi olmadığından, davacının geçerli olmayan bu sözleşmeye dayanarak herhangi bir hak iddiasında bulunamayacağı-
Davalının işlemi temsilci sıfatıyla gerçekleştirdiğini, dava dışı kişi ile davalı arasında ispatlanmış bir temsil ilişkisinin bulunduğunu da kabule olanak bulunmadığından, davalının geçersiz araç satımı nedeni ile aldığı bedeli iade etmekle yükümlü olduğu-
Görülmekte olan davaya konu uyuşmazlık, çekin tahsil için ibraz edildiği Kayseri İş Bankası Şubesinin işleminden (muamelesinden) kaynaklanmakta olup, davaya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak davacı, tüzel kişiliğe haiz sermaye şirketi olan T. İş Bankasının merkezinin bulunduğu yerde takip yapıp dava açabileceği gibi, bankanın şubesinin bulunduğu Kayseri'de de, takip yapıp dava açabileceği-
İcra takibinin dayanağını oluşturan faturaların her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu,ancak her iki taraf defterlerinin de kanunen aranan usullere uygun tutulmadığının dosya kapsamı ile belirgin olması halinde, malların davalıya tesliminin kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiş olması gerekeceği-
Abonelik ilişkisinde önceleri kullanılan su bedeli fatura edilip aboneye tebliğ edildikten sonra tahsil edilmekteyken sonradan kontörlü sayaç sistemine geçilmiş ve abone kontör bedelini peşinen ödeyip kartına yükledikten sonra suyu kullanma durumuna geçmiş olduğundan davalı idarenin bu şekildeki sistem değişikliğine rağmen eski tarifeyi uygulaması doğru olmadığı gibi esasen davacı bedelini peşin ödemek suretiyle kontör yüklü kartını alıp kullandığına ve böylece taraflar edimlerini karşılıklı olarak ifa ettiklerine göre Dairemizin 13.2.2007 tarih 2006/7364 Esas, 2007/1228 Karar sayılı kararında da benimsendiği gibi davalının sonradan fark faturası düzenlemesinin yasal dayanağının bulunmadığı-
