Geçersiz taşımaz satımı sözleşmesi sebebiyle satıcıya ödenen paranın iadesinde zamanaşımı süresinin on yıl olduğu ve bu sürenin devir ümidinin kesildiği veya devir yapılmasının imkansız olduğu ya da devir yapma imkanının ortadan kalktığı tarihten itibaren başlayacağı- Alıcının taşınmazdaki zilyetliği devam ediyorsa zamanaşımı süresinin işlemeyeceği-
Taraflar arasındaki eser sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğinden sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre zamanaşımı süresinin hesaplanamayacağı- Davacı işin ayıplı ve eksik ifa edilmesi nedeniyle eser sözleşmesi nedeniyle verdiği bonolara ilişkin menfi tespit davası açmış olup birleştirilerek görülen davada yüklenici davalı yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilmiş ancak eser sözleşmesi nedeniyle verilen bonoların ciro yoluyla hamili olan 3. kişi hakkında iyiniyetli üçüncü kişi olması nedeniyle davanın reddedilmiş olduğu- Davacının davaya konu ettiği bonolar nedeniyle üçüncü kişiye ödemeler yaptığı, kararın kesinleşme tarihi 03.11.2008 olup bu dosyadaki her işlemle zamanaşımının kesilmiş olduğu ve 03.11.2008 tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmamış olduğundan, ayrıca davacı rücuan alacak talebinde bulunmuş olup son ödeme tarihinden itiberen 5 yıllık zamanaşımı uygulanması gerektiğinden açılan davanın süresinde olduğunun kabulü gerektiği-
TMK. mad. 1007 uyarınca açılan tazminat istemine ilişkin davalarda 10 yıllık zamanaşımının uygulandığı- Kadastro çalışmaları sırasında uygulanmayan tapu kaydının hukuki geçerliliğinin kalmayacağı-
Anayasa Mahkemesi'nce  TMSF lehine getirilen yirmi yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olacağına yönelik düzenleme iptal edildiğinden, iptal edilen geçici 16. maddenin yürürlük tarihi olan 01.11.2005 tarihinden önce alacaklı Bankanın ihtarname keşide ve tebliğ ederek borcu muaccel hale getirdiği hususu dikkate alınarak Fon lehine getirilen zamanaşımı düzenlemesinin uygulanma olanağı bulunmadığından zamanaşımının yirmi yıl olduğunun kabulü de mümkün olmayacağı ve buna göre ihtarnamenin borçluya tebliğ tarihinden, takip tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden mahkemece itirazın kaldırılması talebinin reddi gerektiği-
Takibin dayanağı genel kredi sözleşmesi olup, Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde belirtildiği üzere, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tâbi olduğu- Alacaklı vekilinin haciz talep etmesi üzerine 04.05.2005 tarihinde tapu sicil müdürlüğüne yazı yazıldığı, 22.08.2014 tarihinde ise dosyanın yenilenmesinin talep edildiği anlaşıldığından, on yıllık sürenin geçmediği ve zamanaşımının gerçekleşmediği-
Bozmadan sonra ıslah yapılması mümkün değilse de; davacı vekilinin başvurma harcı yatırmak suretiyle ek dava mahiyetinde maddi tazminat isteminde bulunduğu ve ek dava mahiyetindeki bu istemin ise, TBK. mad. 146 gereğince, uygulanmakta olan 10 yıllık zamanaşımı süresinden sonra ileri sürüldüğü ve bu isteme karşı davalı tarafça süresi içerisinde zamanaşımı def’inin sunulduğu gözetilmek suretiyle, ek davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
İcra takibinin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleşmesi halinde, icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği-  Tanzim yerinin bulunmayan senette tanzim edenin isminin yanında bir idari birim adı da yer almadığından, takip dayanağı bonoda tanzim yeri unsuru bulunmadığından anılan belgenin kambiyo senedi vasfı taşımadığı ve kambiyo senedi niteliği taşımayan dayanak belgenin üç yıllık zamanaşımına değil, TBK. mad. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabi olduğu-
A.ud teslim iddiasına dayalı malın iadesi ve bedelinin tahsili istemi-
Kurumun sigorta primlerinden kaynaklanan alacaklarının on yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, zamanaşımı başlangıcının ise ödeme tarihinin son günü olduğu, kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptalini isteyen davacının murisin ölümünden sonraki borçtan sorumlu olmayacağı-