Davalı kira sözleşmesini kefil olarak imzalamış olup, bu kefalet ilişkisi Borçlar Kanunu'nun 486.maddesinde düzenlenen adi kefalet niteliğinde olup, alacaklı davacı ancak asıl borçlu hakkındaki takibin kusuru olmaksızın semeresiz kalması ya da borçlu aleyhine yapılacak takiplerin çok masraflı ve güç olması hallerinde adi kefile başvurabileceği-
Takip talepnamesinde tahliye isteği bulunmadan, talepnameye aykırı olarak düzenlenen tahliye ihtarlı ödeme emri, davacıya tahliye isteme hakkı vermeyeceği-
Her dava ve takibin, açıldığı tarihteki şartları itibariyle değerlendirilmesi gerekeceği-
Kiralananın tahliyesine yönelik takip yapılması durumunda tahliye isteğinin de takip talepnamesinde yer alması ve ödeme emrinin takip talebine uygun olması gerekeceği-
30 günlük ödeme süresi dolmadan açılan davada tahliye kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Borçlar Kanununun 260.maddesi hükmü uyarınca temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilebilmesi için davalıya ihtarname gönderilmesi ve ihtarnamede verilen (30) günlük ödeme süresi içerisinde kira parasının ödenmemesi halinde akdin feshedileceğinin açıkça belirtilmesi gerekeceği-
Davacının, yeni maliklerin, eski malikin halefi olarak, eski malikle yapılan yazılı kira sözleşmesine dayanarak, davalı kiracı hakkında haciz ve tahliye istekli takip yapmasında ve itirazın kaldırılmasını talep etmesinde bir usulsüzlüğün bulunmadığı, kiralananın 6570 sayılı yasa hükümlerine tabi dükkân vasıflı taşınmaz olduğu ve yeni malikin, eski malikle yapılan kira sözleşmesini tek taraflı düzenlemiş olduğu bir ihtarname göndererek ve fesih bildiriminde bulunarak sözleşmeyi sona erdiremeyeceği de gözönünde bulundurularak, yasal sürede kira bedellerinin ödenmemesi sebebiyle davalının temerrüde düştüğü ve yapmış olduğu itirazının haksız olduğunun kabulü ile itirazın kaldırılarak, kiralananın tahliyesine karar verilmesinin gerekeceği-
30 günlük ödeme süresinin dolması beklenmeden alacaklı tarafından icra mahkemesinden tahliye isteminde bulunulmaması gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın tahliyesine karar verilebilmesi için takibin bütün kiralayanlar tarafından yapılması ve davanın da birlikte açılması gerektiği (zorunlu dava arkadaşlığı), temerrüt ihtarı yerine geçen takipteki eksikliğin sonradan giderilmesi mümkün olmadığından, bu şekilde yapılmayan takip sonucu düzenlenen ödeme emrinin davacıya tahliye hakkı vermeyeceği-
Takip talebinde tahliye talebinde bulunulmaması ve İİK.nun 269/1. Maddesinin göndermesiyle yer alan yasal ödeme süresi olan otuz günlük sürenin borçluya verilmemesi durumunda tahliye istenemeyeceği ve bu ödeme emrinin geçerli bir ödeme emri olduğu kabul edilemeyeceği-
