Adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin ilamsız icra takibinde temerrüt nedeniyle tahliye isteminde, temyiz kesinlik sınırının tespitinde 1 yıllık kira bedeli toplamının dikkate alınacağı-
Kiralayanların birden fazla olması halinde tahliye talepli icra takibinin tüm kiralayanlar tarafından yapılmasının zorunlu olduğu, buna rağmen takip kiralayanların tümü tarafından yapılmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin tapu kaydına göre takibin pay ve paydaş çoğunluğu sağlanarak başlatıldığına ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığı, o halde, Bölge Adliye Mahkemesince, şikayetin kısmen kabulü ile takibin şikayetçi borçlu yönünden iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Takip sonrasında kiraya verenin ölümü nedeniyle kiralanan taşınmazın elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete çevrilmesi sonrasında ilamsız tahliye takibinden ötürü taşınmaz üzerinde pay ve paydaş çoğunluğuna sahip paydaşlar tarafından takip yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğu-
Tahliye ihtarlu ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal otuz günlük ödeme süresi dolmadan borçlunun temerrüde düştüğünden söz edilemeyeceğinden ödeme süresi dolmadan tahliye kararı verilemeyeceği-
İflas karar tarihinden önce borçlu hakkında başlatılan icra takibi ile tahliyesi istenen taşınmazın malikinin alacaklı olduğu, kiracı sıfatıyla taşınmazda bulunan müflis borçlunun mülkiyetinde bulunmadığı, söz konusu taşınmazın iflas masasına girecek müflise ait mal varlığı içerisinde yer almadığı görülmekle, İİK’nın 193. maddesinin somut olayda uygulanabilirliği bulunmadığından taşınmazın tahliyesine yönelik icra takibine müflis borçluya karşı devam edilebileceği-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmediğinden bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddi ile yetinilmesi gerekirken, re'sen takibin iptaline de hükmedilmesi doğru bulunmadığı-
Davalı kiracı şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde tek pay sahipli Anonim şirket olduğu, bu pay sahibinin de Birleşik Arap Emirliklerinde faaliyet gösteren, Birleşik Arap Emirlikleri Uyruklu "BLS İnternatıonal Fze" şirketi olduğu, dolayısıyla kiracı şirketin Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 332 sayılı Karara İlişkin Tebliğin (Tebliğ No: 2008-32/34) 8.maddesinin 3. ve 19. fıkraları gereğince döviz cinsinden ya da dövize endeksli olarak kira sözleşmesi yapamayacak kişilerin istisnası kapsamında olup, kira bedellerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılmasının mümkün olduğu, davacı alacaklının dövizle kira takibi yapılabileceği-
İcra takip dosyasında borçlu şirkete ödeme emri tebliğ işlemi yapılmadığından, İİK’nın 269. maddesinde yer alan sürelerin işlemeyeceği, her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, ödeme emri tebliğ edilmeden yapılan borca itirazın, alacaklının takibi sürdürme iradesi bulunduğundan geçerli olduğu kabul edilerek sonuca gidilmiş ve Bölge Adliye Mahkemesince de bu gerekçe benimsenmiş ise de; Dairemizin yerleşik içtihatları gereğince, adi kira ve hasılat kiralarına ilişkin örnek 13 takiplerde, borçluya usulüne uygun olarak tahliye ihtarlı ödeme emri tebliğ edilmeden ödeme ve itiraz süreleri de işlemeye başlamayacak olup, borçlunun itiraz hakkı doğmayacağından, haricen öğrenmeye dayalı itirazın da yasanın emredici hükümleri karşısında hukuki sonuç doğurmayacağı, o halde Bölge Adliye Mahkemesince, alacaklının itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi, bu cümleden olmak üzere ret gerekçesine göre de tazminata hükmedilmemesi gerekeceği-
Kiralanan çatılı iş yeri olup, takibe dayanak kira sözleşmesinde elektrik ve su kullanım bedellerinin, ortak gider katılım payı alacağının kiracı tarafından kiraya verene ödeneceği- Kiracı tarafından kira bedelini veya yan giderleri ifada temerrüde düşülmesi hâlinde karşılaşılacak olan hukuki sonucun aynı olduğu- Otuz günlük temerrüt süresi içinde yan gider borcu ödenmediği için temerrüt olgusunun gerçekleştiği ve borçlunun tahliyesine karar verilmesi gerektiği-
Takip talebinde harca esas değerin TL karşılığının gösterilmesine karşın ödeme emrinde gösterilmemesi sebebiyle geçerli bir ödeme emri bulunmadığından bahisle kamu düzenine ilişkin olan bu husus re'sen nazara alınarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik gerekçesi yerinde ise de; icra mahkemesine yapılan başvuru, itirazın kaldırılması ve tahliye talebine ilişkin olup şikayet niteliğinde olmadığından, mahkemece, itirazın kaldırılması ve tahliye istemi ile borçluların tazminat taleplerinin reddi ile yetinilmesi gerekirken, ödeme emrinin iptaline de hükmedilmesi doğru olmadığı-
