"İİK'nın 265. maddesi uyarınca; tarafların bu uyuşmazlıkta ancak mahkemenin yetkisine, teminata veya ihtiyati haciz kararının dayandığı delillere itiraz edebileceklerini, borçlunun ise borcun tamamına itiraz ettiğini, taleplerinin ileride açılacak eda veya menfi tespit davasının konusu olabileceği" gerekçesiyle verilen "itirazın reddine" dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davaya konu senedin alacaklıya ödendiğine dair banka nezdinde bulunan dekontun gönderildiğini, buna göre senedin alacaklıya ödenmiş olduğu anlaşıldığından bahisle ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
Mahkemenin kabulünde olduğu üzere borçlunun gıyabında verilen ihtiyati haciz kararının borçluya tebliğ edilmediği, mahkemece her ne kadar dosya kapsamından ihtiyati haczin en geç 05.11.2013 tarihinde öğrenildiği belirtilmiş ise de bu dosya kapsamında da ihtiyati haciz kararının borçluya tebliğine veya borçlunun huzuruyla haczin tatbik edildiğine yahut borçlunun gıyabında yapılan hacze dair tutanağın borçluya tebliğine dair bir evraka rastlanılamadığı; bu durumda ihtiyati hacze itiraz eden (borçlu) vekilinin beyanlarında belirtildiği üzere, takip dosyasında itiraz eden borçlunun huzuruyla 29.11.2013 tarihinde yapılan haciz işlemiyle itiraz için belirlenen kanuni sürenin başlayacağı-
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda; "senetle birlikte alacağın varlığına ilişkin cari hesap özeti, fatura ve servis formlarının alacağın varlığı ve muaccel olduğuna ilişkin yeterli kanaat oluşturduğu" gerekçesiyle verilen "itirazın reddine" dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Bono şeklinde düzenlenmekle birlikte, kanuni şartlardan tanzim yerinin noksan olması nedeniyle, bona niteliğinde olmayan belge, belgede yazılı alacak hakkında adi senet teşkil eder; bu durum karşısında, ihtiyati hacze itiraz eden borçlu vekilinin "itirazının reddi"ne karar verilmek gerektiği-
Borçlu vekilinin itiraz dilekçesinde "keşide yerinin, muhatap banka şubesinin bulunduğu yerin ve müvekkilinin idare merkezi adresinin bulunduğu yerin Diyarbakır olduğunu" belirtmesi ve "ihtiyati haciz kararı vermeye yetkili mahkemenin bunlardan birinin olduğu yer mahkemeleri olduğunu" belirterek, "yetkili mahkemenin Konya Mahkemeleri olmayıp Diyarbakır mahkemeleri olduğunu" belirtmiş olması karşısında "muteriz borçlunun itirazının kabulüne ve muteriz (3. kişinin) itirazının sıfat yokluğu nedeniyle" reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, borçlu şirketin yetki itirazının kabulüne karar verilerek muteriz borçlu yönünden dosyanın tefrik edilerek yetkili Hatay İcra Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, ihtiyati haciz kararını veren mahkemenin bulunduğu yer icra dairesinin yetkili olduğu gerekçesi ile istemin reddine karar vermesi ve yargılamaya devam edilerek taraflar gelmeseler dahi karar verilebilecek şikayet sebebi bulunduğu halde davanın açılmamış sayılması yönündeki hüküm tesisinin yanlış olduğu-
İtiraz edenlerce "ihtiyati haciz kararının süresi içerisinde icraya konulmadığı" iddia edilmiş ise de, İİK'nın 264'üncü maddesinde öngörülen ihtiyati haczi tamamlayan merasime uyulmadığının tespiti durumunda, icra müdürlüğünce ya da şikayet üzerine icra hukuk mahkemesi tarafından "ihtiyati haczin hükümsüzlüğüne" karar verilmesi mümkün bulunduğundan, bu itirazın İİK’nın 265'inci maddesi kapsamında bulunmadığı-
İhtiyati hacze konu çekler üzerindeki düzenleme tarihlerinden önce alacak muaccel olmaksızın para alacağına dayanılarak İİK'nın 257/2. maddesindeki sebeplerin gerçekleştiğine dair bir delil de ibraz edilmediği halde, yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile "ihtiyati haciz talebine itirazın reddine" karar verilmesinin doğru olmadığı-
İhtiyati haciz kararına itiraz eden vekili, "müvekkili borçlunun karşı taraftan satın aldığı 9 ton kuru üzüm karşılığında bu senetleri verdiğini, daha sonra ürünü başkasına satıp senetleri iade etmediğini, müvekkilinin bu bonolar sebebiyle kısmen borçlu olmadığının tespitine dair menfi tespit davası açtığını, bu davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini" ileri sürdüğü, mahkemece İİK'nın 265. maddesi kapsamında olmayan itirazın reddine karar verildiği ve bu kararın onandığı-
