Dava konusu taşınmazın davalı borçlu tarafından davalı üçüncü kişiye tarihinde devrine ilişkin davanın kabulüne karar verilmişse de bu karar kesinleşmeden önce üçüncü kişinin bu taşınmaza dördüncü kişiye devretmesi ve bu kez bu taşınmazın davalı borçlu tarafından davalı üçüncü kişiye ve üçüncü kişiden dördüncü kişiye devrinin iptali için dava açılması halinde, açılan ikinci dava İİK. 284.uyarınca taşınmazın ilk tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçtikten sona açıldığından, hak düşürücü süre geçtiği için davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
6183 sayılı yasanın 26. maddesinde tasarrufun vuku tarihinden itibaren 5 yıl geçtikten sonra tasarrufun iptali davası açılamayacağının hükme bağlandığı, bu sürenin hak düşürücü süre olup hakim tarafından re'sen gözetilmesinin gerektiğinden, tasarruftan itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 09.01.2020 tarihinde dava açıldığı anlaşıldığından tasarrufun iptali davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça muvazaa hukuksal nedenine dayandığından ve hak düşürücü süre eldeki davada uygulanmayacağından, davanın TBK'nin 19. maddesi gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilerek hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddedilmiş olmasının isabetli görülmediği-
İİK. 277 vd. dayalı davaların dinlenebilmesi için:-Davacının borçludaki alacağının gerçek olması,-Borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması,-İptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması,-Borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması,-Davanın beş yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmış olması  gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.Davalı borçlunun malvarlığı borçlarına yetmemektedir. Bu nedenle aleyhine yürütülen icra takipleri sırasında aciz vesikası alınmıştır. İİK 280/3.maddesinden belirtilen yakınlıkta akrabalık ilişkisi bulunan  davalının   bu durumu bildiği yasa gereği kabul edilmektedir, bu durumun aksi İİK madde 279/son çerçevesinde davalılar tarafından ispatlanamamıştır. İİK 280.maddesi gereğince de dava konusu tasarruf iptale tabidir.
İİK'nın 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemi ile, BK'nın 179-180 110. maddesine göre işyeri devri nedeniyle devir alanın işletmenin borçlarından sorumlu olacağının tespiti istemi-- Davacı tarafın talebi ve somut uyuşmazlığın niteliği gereği eBK m. 110, 179 ve 180 kapsamındaki talepleri, İİK m. 280/3'deki iptal sebepleri bakımından da birlikte tartışılması gereken, yarışan talepler olup, taleplerden biri hakkında verilecek karar diğerini doğrudan etkileyeceği ve davacının taleplerinin bütün olarak ele alınarak çözülmesi gerekmekte olduğundan bu hususun usul ekonomisi ilkesine de aykırılık oluşturmadığı- İçerikleri itibariyle bir hakkın devrine ilişkin hükümler içermeyen sözleşmeler ile İİK anlamında iptale tabi bir tasarruf işlemi yapıldığından söz etmeye olanak bulunmadığını; borçlandırıcı işlemler hakkında da tasarrufun iptali davasının açılamayacağını- Sözleşmelerin tarafı olmayan şirketler yönünden, tasarrufun iptali davası için öngörülen tasarruf işlemine yönelik dava şartı da oluşmadığından diğer öngörülebilirlik şartı olan gerçek alacağın varlığının incelenmesine, dolayısıyla açılan menfi tespit davasının HMK’nın 165. maddesi anlamında bekletici sorun yapılmasına gerek bulunmadığı-
İİK m. 277 vd.'na göre açılan tasarrufun iptali davasında borçlu hakkında kesinleşmiş bir takibin olması ve bu takibin yargılamanın devamı boyunca varlığını devam ettirmesi gerektiği- Borçlunun finansal kiralama ile kiraladığı makineler üzerine iştirak haczi konulduğundan ve bu hacizle ilgili olarak, istihkak iddiası yok ya da reddedilmiş ise davacı-alacaklı bu makineler üzerinde haczi nedeni ile satış isteme yetkisi olacağından, davacı alacaklının bu makineler yönünden dava açmakta hukuki yararı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği- Borçlu tarafından 198.000 metre kumaşın davalı şirkete devrinin iş yerinin önemli bir kısmının devri olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu- Davalı borçlu ile anılan üçüncü kişi şirket arasında önceye dayalı ve borçluya ait kumaşların üçüncü kişi tarafından boyanması dahil olmak üzere bir ticari ilişki olduğu, üçüncü kişi şirketin ... tarihi itibari ile borçlu şirketten alacaklı olduğu uyuşmazlıkta, dava konusu kumaşlar, borçlunun bir başka alacaklısının, yaptığı hacizde üçüncü kişi elinde haczedildiğinden, kumaşlar üzerinde borçlu şirketin etiketinin olduğu tesbit edilmişse de, bu kumaşların hangi gerekçe ile orada bulunduğu netleşmediğinden ve davacı alacaklının alacağa mahsuben üçüncü kişinin elinde bulunduğu iddiası davalı şirket A.Ş tarafından kabul edilmediğinden (mahkemece böyle bir tespit de yapılmadığından, mahkemece dava konusu kumaşların üçüncü kişi elinde bulunma sebebi beyan ve gerekirse ticari defterler üzerinde yapılacak araştırma ile tespit edilerek, borçludan üçüncü kişiye yapılmış bir devir niteliğinde ise, bu kez kumaşın devir tarihindeki değeri ve borçlunun o tarihteki aktif sermayesinin ne olduğu belirlenerek, oranlamak sureti ile borçlunun ticari emtiasının önemli bir kısmının devri niteliğinde olup olmadığının araştırılması ve emtianın önemli bin kısmının devri niteliğinde değilse ve alacağa mahsuben yapılmış bir devirse, borçlu ve üçüncü kişi arasındaki iştigal konuları dikkate alındığında, bunun mutad ödeme olarak kabul edilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında arabuluculuğa başvurmanın "dava şartı" olmadığı ve ihtiyari arabuluculuğa başvurmanın İİK 284'te belirlenen 5 yıllık hak düşürücü süreyi kesmeyeceği-
Ön inceleme oturumunda davanın İİK. 277 vd.na dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davası olduğu yönündeki mahkeme tespitinin davacı vekili tarafından imzalandığı ve daha sonra "davanın TBK 19'a dayalı olarak görülmesi" talepli dilekçenin iddianın genişletilmesi süresinde verilmemiş olduğu anlaşıldığından, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufa konu rehin sözleşmesinin 14.10.2008 tarihinde yapıldığı, eldeki davanın ise 26.01.2016 tarihinde açıldığı, bu halde tasarruf tarihi olan 14.10.2008 tarihinden itibaren İİK'nın 284. maddesinde düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasında istemin bedele dönüşmesi halinde bedel üzerinden faiz yürütülmesinin mümkün olmadığı- Davalı borçlunun alacaklıdan mal kaçırma kastı ile davalı üçüncü kişiye menkulleri düşük bedelle devrettiği, borçlu ile aynı işkolunda (tekstil) faaliyet gösteren ve aralarında önceye dayalı ticaret bulunan davalı üçüncü kişinin borçlunun borca batık olduğunu ve mal kaçırma kastını bilen kişilerden olduğu, İİK 280'deki iptal şartlarının oluştuğundan tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği- Davaya ve alacağa dayanak teşkil eden fatura yönünden istemin 5 yıllık süre hak düşürücü süreden reddi gerektiği- İptal davalarında üçüncü kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK. 283/2 uyarınca bedele dönüşen davada üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerektiği- Aynı menkul mallara ilişkin önceki iptal davasında rayiç piyasa değeri konusunda verilen karar kesinleştiğinden, menkul malların belirlenen bu gerçek değeri üzerinden karar verilmesinin isabetli olduğu- Davalı lehine hesaplanan vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya  verilmesine karar verilmesi gerekirken sehven, davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesinin hatalı olduğu-