Davalı Y'nin davalı borçlu ile akraba olmadığı, zeminde bitişik tarlayı tek arazi gibi tarım amaçlı kullandığı, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bildiği veya bilmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğunun ispatlanamadığı, davalı S'nin daha önce maliki olduğu bağımsız bölümü, factoring sözleşmesinin düzenlendiği tarihten önce borçlu M'ye sattığı, tarafların akraba olmadıkları, satış işleminin muvazaalı veya mal kaçırma amaçlı olduğunun ispatlanamadığından bu davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği - Davalı M'ye yapılan devrin ise, mutad ödeme karşılığı olmadığı, davalı borçlu ile kardeş olmasına göre borçluluk durumunu bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle muvazaalı devrin iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu-
İvazlar arasında önemli oransızlık olmadığı, davalıların muvazaalı olarak taşınması satın aldıkları hususunun ispatlanmadığından dolayı tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Rutin icra işlemlerinin takibi sırasında davacı SGK’nın icra dosyasının neticelenmesini beklemeksizin tasarrufun iptali davası açtığı, dava devam ederken ise borcun ödenmesi ile davanın konusuz kaldığı uyuşmazlıkta, tasarrufun iptali davasının açılmasına davalıların sebebiyet vermedikleri, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı kurum tarafından ödenmesi ve AAUT'nin 6/1 inci maddesi gereğince ön inceleme aşaması henüz tamamlanmadığından tarifenin 1/2'si oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği- Davacının davasının konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı-
Tasarrufa konu taşınmazın tapudaki satış bedeli 48.000.00 TL olarak gösterilmesine karşın tasarruf tarihindeki gerçek değerinin 105.000.00 TL olduğundan, İİK'nun 278/2. fıkrasında akdin yapıldığı sırada, kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği, akitlerin bağışlama hükmünde sayılacağı, söz konusu maddenin uygulandığı hallerde 3.kişinin iyi niyetli ya da borçlunun alacaklısından mal kaçırmak kastıyla hareket ettiği konusunu bilip bilmemesinin önemli olmadığı - 3..kişi olan (R)'nin taşınmazı gerçek değeri ile satın aldığını ve de tapuda gösterilen satış bedelinden ayrı ödemelerde bulunduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olduğundan, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği-
Tapudaki değer ile işlem tarihi için belirlenen gerçek değer arasında, mislini aşan fark bulunduğu ve F'nin borçlu R'nin eşi olduğu, dosyaya celp edilen ve eski adresleri de gösteren mernis kayıtlarına göre, karı koca olan davalı-borçlu ve davalı- 3. kişiler ile davalı- 4. kişi E'nin 2007-2014 yılları arasında aynı sitede oturdukları, yani komşuluk yaptıkları, ayrıca, duruşmada dinlenen kendi tanıklarının beyanına göre arkadaş oldukları, buna göre davalı E'nin borçlunun mali durumunu bildiğinden, davalılar arasındaki tasarrufun iptaline karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu taşınmazın bir başka alacaklının yaptığı takip sonucu satıldığı ve artan para kalmadığından dolayı konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı-
Davalı borçluların alacağı karşılayacak mal varlığının bulunmadığı, aciz halinin bulunduğu, davaya konu taşınmazlardaki hisselerin önceden davalı borçlular adına kayıtlı olup daha sonra devirlerinin diğer davalılar adına yapıldığı, dava konusu taşınmaz ve hisselerin pek aşağı değerde devredildikleri, davalı 3. kişilerin borçluların durumunu bilebilecek durumda oldukları, davaya konu tasarrufların davalılar arasında danışıklı işlem ile yapılmış olduğundan tasarrufların iptaline karar verilmesi gerektiği-
İİK m. 284 uyarınca, tasarrufun iptali davasının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıl içinde açılması gerektiği (hak düşürücü süre)- Yargılama sırasında üçüncü kişinin dava konusu taşınmazı devretmesi durumunda ise 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra davalı dördüncü kişinin davaya dahil edildiği gerekçesiyle bu kişi bakımından davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- Davalı borçlu vefat ettiğinden ve mirasçılar mirası reddettiklerinden, yargılamaya tereke temsilcisinin huzuruyla devam edildiği gözeitlerek harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden borçlunun terekesinin sorumlu tutulması gerektiği, bunun yerine taraf sıfatı bulunmayan davalı mirasçıların sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu- Dava konusu taşınmazlarda satış tarihinden sonra tadilat yapıldığı ileri sürüldüğünden, mahkemece davalı tarafından sunulan tadilata ilişkin faturaların ve yapılan tadilatların bu taşınmazların o tarihteki değerine etkisinin tartışıldığı bir ek rapor alınarak taşınmazların satış tarihindeki gerçek değerinin buna göre belirlenmesi gerektiği-
İstinaf dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde HMK m. 346 uyarınca istinaf dilekçesinin reddine karar vermek gerekeceği-
Davacı vekilinin, ön inceleme duruşmasında davanın İİK.'nun 280 ila 282 maddeleri gereğince açıldığını beyan etmesine ve İİK'nun 284 üncü maddesi gereği tasarruf tarihinin üzerinden 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra davanın açıldığının anlaşılmasına göre " davanın süre aşımı nedeniyle reddine" dair verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu-
