Tasarrufun iptali davasında öngörülen İİK madde 284 de belirtilen 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu-
İptali istenilen ilk tasarrufun 19.06.2008 tarihinde gerçekleştiği davanın ise 12.02.2015 tarihinde açıldığı, 5 yıllık hakdüşürücü sürenin geçtiği, bu halde mahkemece davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Uygulamada yakında mallarına haciz konulması ihtimali bulunan ya da iflas etmek üzere olan borçluların, alacaklılarından kaçırmaya yönelik bir takım faaliyetlerde bulunarak onları zarara uğrattıklarına sıklıkla rastlanılmaktadır. Bu durumu göz onunde bulunduran kanun koyucu, tasarrufun iptali davasını düzenlemek suretiyle (İİK m. 277-284), borçlunun, hacizden veya iflasından önceki bir tarihte malvarlığına dahil bazı değerleri hukuken geçerli bir takım tasarrufi işlemlerle malvarlığı dışına çıkarmış olması halinde, aciz vesikası sahibi alacaklıyı ve iflas halinde iflas alacaklılarını korumak maksadıyla tasarrufi işlem konusu malların, belirli şartlar altında tekrar alacaklının cebri icra sahası icine çekilebilmesine veya iflas masasına alınabilmesine imkan tanımıştır. İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması gerekmektedir. Miras taksim sözleşmesine konu edilen taşınmazlar itibariyle,  ilk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesine göre davalı (H.A)'ya isabet eden kısım yönünden denklik olmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile, takibe ilişkin borç ve ferileri ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline ve cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
İİK'nin 282. maddesi gereğince davalı borçlu ve borçlu ile doğrudan veya dolaylı işlem yapan 3. kişiler arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici  aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. İİK'nın 280/1 md.si kapsamına göre; tasarrufun iptali davalarında ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı davalıların kötüniyetli olduğunu ve alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini ispatlamakla yükümlüdür ve hatta davacının ıspat yükü iki davalı içinde geçerledir. Başka bir anlatımla davacı yalnızca borçlu-davalının kötü niyetini değil, aynı zamanda 3. kişi konumunda olan davalının da kötü niyetini ve ızrar kastını ıspatlaması gerekmektedir.
Tasarrufun iptali davası, kamu borçlusunun, alacaklısı idareyi zarara uğratmak kastıyla mal varlığından çıkarmış olduğu mal ve haklarını veya bunların yerine geçen değerlerin tasarruftan zarar gören İdare tarafından alacağını elde etmek amacıyla dava açarak tekrar borçlunun malvarlığına geçmesini sağlayan bir dava türüdür. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, kamu borçlusu tarafından yapılmış bir tasarrufun olması, kamu alacağının iptali istenen tasarruftan önce doğması, kesinleşmiş bir kamu alacağının bulunması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, borçlunun malının bulunmaması veya haczedilen malların değerinin borcu karşılamaması (aciz belgesi sunma zorunluğu anlamında değil),davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması gerekir. 6183 sayılı Kanunu'nun 55. maddesi hükmü uyarınca ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmesi zorunluluğunun yerine getirilmediği dolayısıyla icra takibinin kesinleştiğinden söz edilemeyeceği benimsenerek dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
ÎÎK.nun 284. maddesine göre tasarrufun iptali davalarının tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılması gerektiği- 
İİK 284 üncü madde gereğince dava konusu ferdileşme işleminin tapuda 28.09.2011 tarihinde yapıldığının, davanın ise 15.11.2018 tarihinde açıldığının dolayısıyla hak düşürücü sürenin geçirildiğinin anlaşılmış olmasına göre süre aşımı nedeniyle verilen red kararında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Kamu alacağından dolayı açılan tasarrufun iptali davasının tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren beş yıl içinde açılmasının öngörüldüğü- Somut olayda dava konusu gayrımenkulün dava dışı borçlu adına kayıtlı iken 05.11.2004 tarihinde yine dava dışı 3.kişiye Gediz İcra Müdürlüğü 2003/759 sayılı icra dosyası kapsamında cebri icra yoluyla devredildiğinden söz konusu ihale tarihi 05.11.2004 olup eldeki davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçirilerek 31,03.2010 tarihinde açıldığı- O halde mahkemece davanın hak düşürücü süre yönünden res’en dikkate alınması gerektiği- “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalarda vekalet ücreti tutarı maktu olarak belirleneceğinden taraflar yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdirinin doğru görülmediği-
Haciz tutanaklarının İİK'nın 105 inci maddesi anlamında aciz belgesi niteliğinde olduğu- Yargılama sırasında takip konusu borcun ödenmiş olmasından ötürü davanın konusuz kaldığı, dolayısıyla karar verilmesine yer olmadığı-
Davalı Y'nin davalı borçlu ile akraba olmadığı, zeminde bitişik tarlayı tek arazi gibi tarım amaçlı kullandığı, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastını bildiği veya bilmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğunun ispatlanamadığı, davalı S'nin daha önce maliki olduğu bağımsız bölümü, factoring sözleşmesinin düzenlendiği tarihten önce borçlu M'ye sattığı, tarafların akraba olmadıkları, satış işleminin muvazaalı veya mal kaçırma amaçlı olduğunun ispatlanamadığından bu davalılar bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiği - Davalı M'ye yapılan devrin ise, mutad ödeme karşılığı olmadığı, davalı borçlu ile kardeş olmasına göre borçluluk durumunu bilebilecek durumda olduğu gerekçesiyle muvazaalı devrin iptaline karar verilmesinin isabetli olduğu-