Dava, ihdasen oluşan tapu kaydına karşı kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir... Bozma kararına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşacağı gibi, Mahkemeye de bozma kararı doğrultusunda işlem yapma ve bozma kararında işaret edilen hususları eksiksiz olarak yerine getirme yükümlülüğü doğar. Hükmüne uyulan bozma kararında dayanak tapu kayıtlarının tüm tedavüllerinin getirtilmesi, revziyon durumlarının ve haritasının araştırılması, mahallinde uygulanması istenildiği halde bu husus araştırılmamış, mahallinde uygulanmamış, ziraat bilirkişi raporunda çekişmeli taşınmaz üzerinde zilyetliğin 1968 yılında başladığı, 2000 yılından sonra imar ihya çalışmalarına başlandığı belirtildiği halde 1985 tarihli hava fotoğrafında kullanım olduğu belirtilerek raporlar arasında çelişki oluşmuş, Mahkemece bu çelişkiler giderilmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Dava, kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılan yerin tescili istemine ilişkindir...Hükmüne uyulan bozma kararında TMK’nın 713/4 ve 5. fıkraları gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanların yöntemine uygun bir biçimde yapılması, yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi ve ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması gereğine değinildiği, yerel ilanlar yapıldığı halde gazete ilanı yapılmadığı gibi yapılan inceleme ve uygulama da karar vermek için yeterli değildir. Davacı çekişmeli taşınmazı 30 yıldır kullandığını iddia etmiş, keşifte alınan beyanlarda ise çekişmeli taşınmazın 1983 yılından bu yana davacı tarafından kullanıldığı, evvelinde bu yerin yamaç, taşlık ve kayalık olduğu belirtildiği halde, 25/01/2015 tarihli jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda 1976, 1984 ve 1994 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde (A) harfi ile gösterilen bölümde kullanım olduğu belirtilmek suretiyle çelişki oluştuğu halde Mahkemece bu çelişkiler giderilmemiştir. Bu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulamaz.
Murisin ölüm tarihinin kadastro tespit tarihinden sonra olması, davacıların müstakil zilyetlik iddiasında bulunmamış olmaları davacıların murisi adına kuru toprakta 100 dönüm taşınmazın tesciline karar verilmiş olması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir...İki davanın konusunun aynı olmaması halinde, her iki davanın netice-i talep kısmının farklı olması nedeniyle davaların birbirine derdestlik oluşturmayacağı-
Mahkemece; TMK’nun 713/2. maddesinde belirtilen hukuki sebeplerden birine dayanılarak açılan davalarda, bu tür davaların niteliği ve özelliği gereği kayıt malikinin yargılama sırasında tespit edilmesi mümkün olduğundan, bu kapsamda, tapu kaydında kayıt maliki olarak görünen kişilerin sağ olup olmadıklarının ve vefat etmiş iseler varsa mirasçılarının kesin bir biçimde saptanabilmesi için davacı tarafa süre ve imkan tanınması; mirasçılık belgesine göre belirlenecek yöntem ile taraf teşkili sağlanarak davanın yürütülmesi, bundan başka kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaza uygulanan tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tedavülleri ile birlikte bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına alınması, gerek duyulması halinde getirtilen kayıtların uzman bilirkişi aracılığıyla günümüz yazı diline çevrilmesinin sağlanması, malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması hali ile ilgili olarak ise; taşınmazın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak gerekli bilginin tapu sicilinden çıkarılmasının imkansız olması, kütükteki bilgi ve belgelerden gerekli dikkati gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde veya malik sütununun boş bırakılması, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmesi, malik adının silinmiş ve yenisinin yazılmamış ya da hayali ismin yazılmış olması gibi hallerde malikin tapu kütüğünden anlaşılamadığı sonucuna varılacağı, diğer bir deyişle; kayıt malikinin veya mirasçılarının ve bunların adreslerinin bilinmemesi, tanınmamaları, kendilerine tebligat yapılamamış olmasının, o kişinin bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmeyeceği de gözetilerek, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek taraf teşkili sağlanarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Murisin ölüm tarihinin kadastro tespit tarihinden sonra olması, davacıların müstakil zilyetlik iddiasında bulunmamış olmaları davacıların murisi adına kuru toprakta 100 dönüm taşınmazın tesciline karar verilmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Bozma kararına uyulmakla bu çerçevede araştırma ve inceleme yapılması gerektiğinden somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak imar planının onay tarihinden önce davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun tartışılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık, kadastro sırasında yol vasfıyla haritasında gösterilmek suretiyle tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmazın davacı adına tescili isteğinden ibarettir..Mahkemece öncelikle, dava ve tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin hava fotoğrafları ile yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı ve bundan sonra, ziraat mühendisi bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tarafların göstereceği zilyetlik tanıklarından, taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığı, imar-ihya varsa tamamlanmasından sonra zilyetliğe ara verilip verilmediği, etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında çelişki oluşması halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle söz konusu çelişki giderilmeli; hava ve uydu fotoğrafları üzerinde jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, taşınmaz üzerinde zilyetliğin ne zaman başladığının, zilyetliğe ara verilip verilmediğinin, taşınmazın yol niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden taşınmazın niteliği, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, üzerinde sürdürülen zilyetliğin ne zaman başladığı ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü, zilyetliğe ara verilip verilmediği konusunda rapor düzenlemesi ve çekişmeli taşınmazın çevresindeki taşınmazdan ne şekilde ayrıldığı, bitki örtüsü ve toprak yapısı mukayese edilmek suretiyle belirlenmesi istenilmeli, taşınmazların sınırları harita çizim programı vasıtasıyla fotoğraflara yansıtılmalı; fen bilirkişisinden keşfi izlemeye ve denetlemeye imkan veren, ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki alınmalı, TMK'nın 713/4.-5. maddeleri gereğince keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli ilanlar yöntemine uygun bir biçimde yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde öngörülen sınırlamalar yönünden, davacının aynı kadastro çalışma bölgesi içinde adına belgesizden tespit edilen yer bulunup bulunmadığı Tapu Müdürlüğü, Kadastro Müdürlüğü ve Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak tespit edilmelidir.
Dava, tespit öncesi nedene dayalı tapu iptali tescil ve tescil talebine ilişkindir...Mahkemece hükmün kesinleşen kısımları yönünden hüküm tekrarı anlamına gelecek şekilde yeniden hüküm kurulmuş olması davacı vekiline yeni bir temyiz hakkı vermeyeceğinden davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekir. (D) harfi ile gösterilen kısım yönünden davacının ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığı ve lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğunu ispat edemediği nazara alınarak, anılan kısma yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görülmüştür.
Çekişmeli taşınmaz hakkında satın alma, imar ihya ve zilyetlik hukuki nedenine dayalı olarak adına tapuya tescil isteğine ilişkin davada Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğine husumet yöneltilmesinin zorunlu olduğu-