Dava konusu taşınmaz bölümü, köy çalışma alanında kadastro çalışmalarının yapıldığı 1978 yılında "yol boşluğu" olması nedeniyle tescil harici bırakılan yerlerden olup, böyle bir yerin, emek ve masraf yapılmak suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesini müteakip, kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi şartıyla kazanılmasının mümkün olduğu bu nedenle, uyuşmazlığın çözümünde imar-ihyanın ne zaman başladığının, ne zaman tamamlandığının ve zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün belirlenmesi gerekeceği-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan mülkiyetin tespiti isteğine ilişkindir... Mahkemece öncelikle, davacının dayanak tapu kayıtları arasındaki çelişkileri giderecek şekilde ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerinin getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıklarının tümü ve fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı, yapılacak bu keşifte davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren tedavülleriyle birlikte okunup hudutları mahalli bilirkişilere zeminde tek tek gösterilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar fen bilirkişisine haritasında işaretlettirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, davaya konu edilen taşınmazın intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, fen bilirkişisinden uygulanan tapu kayıtlarının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutların işaretlendiği ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, varsa revizyon gördüğü parseller de göz önüne alınarak tapu kayıtlarının kapsamları, dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadıkları net olarak tayin edilmeli, tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazı kapsamadığının anlaşılması durumunda, davacı yönünden zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Uyuşmazlık, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...HMK’nın 125.maddesi uyarınca davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı isterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder, ya da davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür. Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder.
Dava, yörede yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın davacı adına tescili isteğinden ibarettir.. Mahkemenin bozmadan önceki kararında,... tarihli raporda (B) harfi ile gösterilen 9.672,22 metrekarelik taşınmaz bölümü hakkında verilen ret karar davacı tarafından temyize getirilmediği için davalı Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu halde bu kez hükme esas alınan .... tarihli bilirkişi raporunda yine (B) harfi ile gösterilen 9.672,22 metrekarelik aynı bölümün davacı adına tesciline karar verilmesi doğru olmamıştır. Hal böyle olunca; fen bilirkişisi tarafından düzenlenen tarihli rapor ekinde yer alan krokide (B) ile gösterilen 9.672,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümüne yönelik açılan davanın reddi ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, davalı taraf yararına doğan usuli kazanılmış hakkı ortadan kaldıracak şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Murisin ölüm tarihinin kadastro tespit tarihinden sonra olması, davacıların müstakil zilyetlik iddiasında bulunmamış olmaları davacıların murisi adına kuru toprakta 100 dönüm taşınmazın tesciline karar verilmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi belirlemenin en iyi yönteminin hava fotoğraflarının incelenmesi olduğuna göre, çekişmeli taşınmazın niteliğinin belirlenmesi için dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı tarihte çekilmiş hava fotoğrafları getirtilerek üzerinde bu konuda uzmanlıkları bulunan uzman jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi eliyle inceleme yapılması gerekirken, imar ihya yönünden değerlendirme içermeyen raporun hükme esas alındığı, bu haliyle hava fotoğraflarından yeterince ve yöntemine uygun şekilde yararlanılmadığı anlaşıldığından eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilemeyeceği-
Dava, imar-ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil istemine ilişkindir...Taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamış sadece hava fotoğrafları dosyaya getirtilerek bilirkişi tarafından dava konusu yer harita üzerinde işaretlenmekle yetinilmiş, dava konusu edilen bölümün imar planı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmamış, tek kişilik ziraat bilirkişi raporu ile yetinilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Dava, kadastro öncesindeki miras payına yönelik olarak açılan tapu iptal ve tescili isteğine ilişkindir...Dosyadaki güncel tapu kaydından, 309 ada 6 parsel sayılı taşınmazın maliklerinin hisseli şekilde davalılar olduğu ve ifraz sonucu taşınmazın vasfı değişmiş ise de yol olarak terkin edilmediği, toplanan delillere göre taraflar arasında tüm mirasçıların katılımı ile yapılan hukuken geçerli bir taksimin olmadığı, davalı tarafın taksim iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından ...parsel sayılı taşınmaz hakkındaki dava gibi .... parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın da kabulüne karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz olmuştur.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...Asli müdahale davasının ilk davadan bağımsız ve ayrı bir dava olduğu, davalıların ise ilk açılan davanın tarafları olan davacı ve davalıları olduğu ve HUMK’nın 388. maddesi gereğince asli müdahale davası hakkında da ayrıca bir karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. İşin esasına gelince, Mahkemece davacı ve asli müdahilin dayandığı kök murise ait 1936 tahrir numaralı vergi kaydı keşifte uygulanarak dava konusu taşınmaza uyduğu ve vergi kaydının başka bir taşınmaza revizyon görmediği kabul edilerek yazılı şekilde kabul kararı verilmiş ise de; vergi kaydının zilyetlik veya diğer mülkiyeti kazandırıcı sebeplerle birleşmediği zaman değer taşımayacağında kuşku yoktur. 1936 yılında taşınmazların vergi kaydının yapılması, tespitin yapıldığı 1994 yılına kadar zilyetlik iradesinin sürdürüldüğü anlamına gelmeyeceğinden dosyadaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözülmesi gerekmekte olup, yapılan zilyetlik araştırması da hüküm kurmak için yeterli değildir.
