Malzeme sahibinin bir başkasının tapulu taşınmazına esaslı ve bütünleyici parça niteliğinde yapı yapması halinde, parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilmesi için, malzeme sahibinin, el attığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasının gerektiği- Çaplı taşınmazda iyi niyet söz konusu değil ise de taşınmaz malikinin geçersiz sözleşme ile taşınmazı satması, bu sözleşmeye dayanarak alıcıya zilyetliği devretmesi, satış bedelini alması ve uzun süre kullanımına rıza göstermesi halinde; satıcının yahut mirasçılarının sözleşmenin geçersizliğinden bahsetmelerinin, dürüst davranma kuralına aykırı olduğu- Davacının ıslah talebi bulunmadığından ve TMK. m.713 koşulları da bulunmadığından buna dayalı gerekçeli hüküm tesisinin ağır hukuki hata niteliğinde olduğu-
Taşınmazın niteliğinin, çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin ve niteliğinin, taşınmazın sınırında kuru dere bulunması hususu irdeleyip taşınmazın dere yatağı niteliğinde olup olmadığının yahut derenin jeolojik etki alanında bulunup bulunmadığının belirlenerek denetime elverişli bilimsel verileri içeren ayrıntılı rapor alınması gerektiği-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir...Somut olayda, taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu dışında kaldığı, öncesinin orman olmadığı, içinde sık ve sıralı dikilmiş 40-45 yaşlı bakımlı zeytin ağaçlarının bulunduğu, taşınmazın imar ve ihyasının tamamlanarak tespit tarihinden önce 20 yılı aşkın süre ile davacı tarafından kullanıldığı, böylece zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu sabittir. Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, 6831 sayılı Yasa’nın 1/J-) maddesine farklı anlamlar yüklenerek davanın reddine karar verilmiş olması isabetsizdir.
Dava, kadastro tespiti sırasında tescil harici bırakılan yerin tescili istemine ilişkindir...Doğru sonuca varılabilmesi için, taşınmazın ne zaman imar planı kapsamına alındığı ayrıntılı olarak araştırılmalı, buna ilişkin karar ve imar planları getirtilmeli, taşınmaz imar planına alınmış ise imar planından, alınmamış ise dava tarihinden geriye doğru en az 15, 20 ve 25 yıl öncesine ait ve yüksek çözünürlüklü hava fotoğraflarının ve dava tarihinden itibaren iktisap süresince beşer yıllık periyotlarda çekilmiş olan hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden, aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar ise İl Kadastro Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı, ardından taşınmaz başında üç kişilik jeodezi ve fotogrametri mühendislerinden oluşturulacak bilirkişi heyeti, 1 fotoğrafçı bilirkişi ve 1 fen bilirkişi marifetiyle mahallinde yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yansız yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, hava fotoğrafları üzerinde fotogrometri ve jeodezi uzmanı olan harita mühendisi bilirkişi kurulundan belirtilen hava fotoğraflarının stereoskop aleti ile incelenmesi suretiyle hava fotoğraflarının çekildikleri, Kadastro Müdürlüğünden gelen paftaların ise düzenlendikleri tarihlere göre dava konusu taşınmaz bölümlerinin kültür arazisi niteliğinde bulunup bulunmadığı, önceki niteliği, imar - ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadığı, imar ihyaya muhtaç ise imar - ihyasının tamamlanıp tamamlanmadığı, tamamlanmış ise taşınmazın hangi tarihte tarım arazisi haline gelmiş olduğu konusunda rapor alınmalı, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresinin dolup-dolmadığı belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde HMK'nın 261. maddesi uyarınca yüzleştirilmek suretiyle aykırılık giderilmeli, HMK'nın 290/2. maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip Mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı, fen bilirkişisinde keşfi takibe yarar rapor alınmalı, bundan sonra netice hakkında karar verilmelidir.
Dava, TMK'nin 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkindir... Mahkemece, öncelikle davacıya davasını Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına yöneltmesi için süre ve imkan tanınmalı, taraf teşkili sağlandığında delilleri sorulup saptanmalı, bildirildiği taktirde delilleri toplanmalı daha sonra yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile 1985, 1990 ve 1995 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman ile taşınmazların bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde imar planı yapılıp yapılmadığı, imar planı yapılmış olması halinde kesinleşip kesinleşmediği ve onay tarihi, ayrıca dava konusu taşınmazların imar planında ne şekilde tespit gördüğü araştırılarak, alınacak cevabi yazılar ile araştırılan hususlara ait belge ve tutanaklar ile haritalar ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden inceleme ve keşif yapılmalıdır.
Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapu iptali ve tescil talepli davada, kadastro tespiti sırasında mirasçılar belirlenememiş ve veraset ilamı da ibraz edilemediğinden mirasçılarının isimleri tespit tutanağına yazılmamış ise de kadastro tespiti esasen mirasçılar adına yapılmış olduğundan ve TMK. 713/2 maddesinde yer alan "ölmüş" hukuksal sebebinin bu davada uygulanma olanağı bulunmadığından davanın reddinin gerektiği-
Davanın konusuz kalıp kalmadığının mahkemece değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
Asıl dava, tapu iptal tescil; karşı dava, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir... Mahkemece, yapılacak keşif neticesinde yapılan muhtesatın yıkımının fahiş zarar doğurucu nitelikte bulunmadığı başka bir ifade ile TMK 684 maddesinde öngörüldüğü üzere mütemmim cüz'i vasfında olmayıp da aynı Yasanın 728. maddesinde belirtilen kalıcı olmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar olduğunun saptanması halinde yapılar teferruat niteliğinde olup, T.M.K.'nun 684.maddesi kapsamına girmeyeceğinden ve yapının mülkiyetine tabi olacağı bu nedenle de dava dışı paydaşlara davada yer verilmesinin gerekmeyeceği tabiidir.
Uyuşmazlık, kadastro sırasında mera vasfıyla mahsus siciline kaydedilen taşınmaz hakkında kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tesciline ilişkindir...Tahkikat aşamasında çekişmeli taşınmaz bölümünün, içinde yer aldığı mera parselinden toprak yapısı, bitki deseni, eğimi ve diğer yönleri göz önüne alınarak nasıl ayrıldığı, aralarında doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı ve çekişmeli taşınmaz bölümünün sınırlarının zaman içerisinde mera yönünde genişleyip genişlemediği hususunda araştırma yapılmamış, ziraatçi bilirkişi kurulu raporunda yalnızca taşınmaz üzerinde dikili muhdesatların yaşları göz önüne alınarak sürdürülen zilyetliğin süresi üzerinde durulmuş, ne var ki kadim nitelikte meraların süresi ne olursa olsun zilyetlikle kazanılamayacağı gözetilmemiştir.
Murisin ölüm tarihinin kadastro tespit tarihinden sonra olması, davacıların müstakil zilyetlik iddiasında bulunmamış olmaları davacıların murisi adına kuru toprakta 100 dönüm taşınmazın tesciline karar verilmiş olması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerektiği
