Her ne kadar mahallinde yapılan keşifte dava konusu taşınmazın 25 - 30 yıldır davacı tarafça kullanıldığı, tarım arazisi olduğu bildirilmiş ise de dört tarafının mera olduğu, meraların zilyetlik yolu ile edinilemeyeceği ve bu yerin de meradan açılmak suretiyle kullanıldığı kabul edilerek davanın reddi gerekirken meranın bütünlüğünü bozacak şekilde kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı-
Davaya konu taşınmazlar bakımından, davalıların tespit tarihine kadar bağımsız 20 yıllık zilyetliklerinin bulunup bulunmadığı hususunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi, bağımsız zilyetliklerinin bulunması durumunda, davalılar açısından, eklemeli zilyetlikten yararlanmaları durumunda ise davalılar ile birlikte, zilyetliğinden yararlanılan kişinin kendisi ve tüm mirasçıları açısından senetsizden kazanım durumunun araştırılması, bu kapsamda, öncelikle dava konusu köyler arasında bir bağlantı olup olmadığı hususunun açıklanması, daha sonra, aynı çalışma alanında senetsizden taşınmaz ediniminin olup olmadığı hususunun Tapu Müdürlüğünden ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, ilgililere ait senetsizden defterlerinin getirtilip incelenmesi, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 3. maddesi gözönünde bulundurulmak suretiyle taşınmazların sulu tarım arazisi mi, kuru tarım arazisi mi olduğu hususunun tespit edilmesi, ondan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
8. HD. 03.06.2021 T. E: 2020/459, K: 4762-
TMK'nin 713/2. fıkrasındaki ölüm sebebine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında taşınmazın 20 yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlikle kazanılabilmesi için diğer koşulların yanında taşınmazın kayıt malikinin dava tarihinden en az 20 yıl önce ölmüş olmasının gerekli olduğu, taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında ölmüş ancak mirasçıları tespit edilmediği için ölmüş kişinin adı belirtilerek “mirasçıları” adına tespit edildiği ve tapunun bu şekilde oluştuğu hallerde, kayıt malikinin ölü olan kişi değil, mirasçıları olduğu, somut olayda tapu kayıtlarında ve kadastro tutanağında kayıt malikinin ...olduğu açıkça yazılı olduğuna göre, bu tür taşınmazların TMK'nin 713/2. fıkrasındaki ölüm nedenine dayalı olarak zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığından davanın reddi gerekeceği- Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; öncesi .... parsel sayılı olan dava konusu taşınmaza ilişkin tapu kaydı ve tapulama tutanağının incelenmesinde, ........... tarihinde yapılan kadastro çalışmalarında ...... tarihli ve ........ sıra sayılı tapu kaydı uygulanarak ...’nin mülkü olduğunun belirtildiği, 475 sıra nolu tapu kaydında, malikinin ....kızı L. olduğunun belirtildiği anlaşıldığından, tapu kaydı ve tapulama tutanağındaki açıklamalara göre kayıt malikinin kim olduğuna yarar bilgilerin tapu kütüğünde mevcut olduğu, kanun anlamında tanınan ve bilinen kişi olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmadığı-
Maliklerin veraset ilamlarının alınmasına dair davada, yerel sulh hukuk mahkemesinin kararına göre, kayıt maliklerinin kim oldukları tespit edilemediğinden davanın reddine karar verildiğinin, Hazine'nin yasal mirasçı olduğunun ve kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, buna göre; Kadastro Kanunu'nun 18/2.maddesine göre kanunlar uyarınca Devlet'e kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceğinden, davacının "...maliki 20 yıl önce ölmüş..." hukuki sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğinin de reddi gerekeceği-
Davacıların ve davalıların taşınmazda pay maliki olma tarihleri gözönünde bulundurulmak suretiyle, toplanmış ve toplanacak deliller çerçevesinde, davacıların önalım hakkına dayalı talepleri değerlendirilerek olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken aktif husumet yokluğu nedeniyle talebin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
TMK’nin 713/2. maddesine dayanan tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde ise ağaçların muhdesat olarak bedelinin tahsili isteği dayanmaktadır. Somut olayda, dava TMK’nin 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, bunun mümkün olmaması halinde muhdesat bedelinin tahsili isteği-
Her ne kadar mahkemece, gerekçe bölümünde davanın, malikin tapu kaydından kim olduğunun anlaşılamadığı sebebine dayanılarak açıldığı kabul edilerek, kayıt malikinin bilinmeyen kişi olduğundan hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de; dava konusu 510 ada 5 parsel 1959 yılında tapulama çalışmalarında, Şubat 1316 tarihli ve 35 nolu tapu kaydı uygulanmak suretiyle ... adına tespit ve tescil edildiği, kayıt malikinin ölü olduğu ve mirasçıları bilinmediği belirtilmek suretiyle tutulan tutanağın ......... tarihinde kesinleştiği anlaşıldığından, tutanakta ayrıca, ...'dan 32 yıl önce haricen satın alındığına dair itirazda bulunulduğu da görüldüğünden, Daire ve Yargıtay uygulamaları doğrultusunda, dayanak tapu kaydı, kadastro tutanağındaki bilgiler ve dosya kapsamına göre, kayıt malikinin kanun anlamında bilinen kişi olduğunun açık olduğu, mahkemenin bu nedenle davanın kabulüne karar vermesinin doğru olmadığı-
Kadastro öncesi satın alma sebebinin dışında davada TMK'nin 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” sebebine dayanıldığına göre, mahkemece, kadastro öncesi satın almaya dayalı tapu iptal ve tescil talebi hakkında hüküm kurulmasına rağmen 713/2. maddesinde yer alan “ölüm” sebebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmeyerek yazılı şekilde HMK’nin 297/2. maddesine aykırı olarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Mahkemece, davada TMK’nin 713/2. maddesinde düzenlenen “malikin tapu kütüğünden anlaşılamaması” sebebine dayanılmasına rağmen, dava konusu diğer taşınmazın tapu kaydı, kadastro tutanağı ve dayanak kayıtları ilgili yerden getirtilmemesinin, bu sebep yönünden bir araştırma yapılmamasının, kararda da olumlu olumsuz değerlendirme yapılmadan eksik araştırmayla karar verilmesinin doğru olmadığı- Kayıt malikinin ölmüş olması sebebi bakımından yeterli araştırma yapılmadan, tapuda malik gözüken şahısların ölme ihtimalinin yüksek olduğu gerekçesiyle ve taraf teşkili sağlanmadan davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, hal böyle olunca, bu sebep yönünden mahkemece yapılması gereken işin; öncelikle, Hazine de hasım gösterilmek suretiyle tapuda malik gözüken şahısların mirasçılık belgesinin alınması için davacılara süre verilerek, mirasçılık belgesinde belirlenecek mirasçılara göre taraf teşkilinin sağlanması, mirasçı bırakmadan ölmesi ve TMK 501. maddesi gereğince Hazine'nin mirasçı olması halinde dayanılan sebebe göre 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil kararı verilemeyeceğinin gözetilmesi, dava konusu ...... ada ......... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı, kadastro tutanağı ve dayanak kayıtlarının getirtilmesi, toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre olumlu olumsuz karar verilmesi olması gerekeceği-