Tapuda kayıtlı bir taşınmazın zilyetlikle edinilmesi mümkün olmadığı- Davacının, dava dilekçesinde, dava konusu ettiği bölümlerin “gerek kadastro öncesinde gerekse sonrasında eklemeli olarak zilyetliğinde olduğu iddiasını öne sürüp kadastro öncesi nedene de dayandığına göre; 908 parselin kadastro tespitinin kesinleştiği 1976 tarihi ile davanın açıldığı 28.05.2015 tarihi arasında Kadastro Kanunu’nun 12/3 maddesinde görülen 10 yıllık hak düşürücü süre de geçmiş olup, mahkemece açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği- Tescil davalarında keşif sonucu elde edilen bilirkişinin rapor ve krokisine göre gerekli yerel ve gazete ilanlarının yöntemine uygun bir biçimde yapılması, ilanın yapıldığı gazete ile ilan tutanaklarının dosya arasına konulması ve yasal 3 aylık sürenin dolmasının beklenilmesi gerektiği-
Mahkemece yapılması gereken işin; davacı tarafa kayıt malikinin tüm mirasçılarını davaya dahil etmesi için usulüne uygun kesin süre verilmek, dahil edilmesi halinde yargılamaya devam ederek dava konusu taşınmaz başında uzman bilirkişi ve taraf tanıkları ile keşif yaparak sonuca göre karar vermek olması gerekeceği- Birleşen davada davalı ... ve ... ile, asıl davada davalı ...’ın karar başlığında adının yazılmamasının, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olup bozma sebebi olmadığı-
Mahkemece her ne kadar bozmaya uyularak araştırma yapılmış ise de; dava konusu yere ilişkin uzman bilirkişinin 1945 ve özellikle 1954 tarihli hava fotoğrafı incelemesinde, dere yatağının yaygın olarak akıp dava konusu yerin tarım yapmaya elverişli olmadığının belirlenmesi karşısında, her ne kadar dosyada dinlenen tanık ve mahalli bilirkişiler davacıların 20 yılı aşkın süredir zilyet olduğunu belirtse de, 1958 tarihli Toprak Tevzi Komisyonunun taşınmazın sulu tarım arazisi olması nedeniyle dağıtım dışı bırakıldığına ilişkin tespitinden itibaren, kadastro tespitine kadar zilyetliğin eldeki dosyada gerçek kişi olan davacı ve davalılar hakkında mülkiyeti kazandırmayacağı, zilyetlik süresi ve koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, bilimsel verileri içeren hava fotoğrafları ışığında, birleşen davada Hazine yönünden davanın kabulüne ve esas davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Önceki bozma ilamında “taşınmazın vakıf malı olduğunun kabul edilmesi için vakfın genel sınırları içinde kalması yeterli olmayıp, vakfedilen mallar arasında bulunup bulunmadığının ayrıca saptanması gerektiği” açıklandığı halde, ........... tarihli bilirkişi raporunda bu hususlar üzerinde durulmadığı, taşınmazın vakfedilen mallar arasında bulunup bulunmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmediği, bu haliyle, hükme esas alınan .............. tarihli bilirkişi raporu yetersiz ve denetimden uzak olduğundan, önceki bilirkişiler dışında seçilecek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetinden önceki bozma ilamında ve yukarıdaki belirtilen hususlar dikkate alınacak şekilde Yargıtay ile tarafların denetimine açık gerekçeli bilirkişi raporu alınarak, tarafların iddia ve savunmaları da gözönüne alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Tapulu taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı-
Taşınmazın bir kısmı ... oğlu ölü ..., ... oğlu ölü ... ve ... oğlu ölü ... adına kayıtlı olduğundan davacıların vekillerine kayıt maliklerinin Hazine hasım gösterilmek suretiyle açılacak mirasçıların tespiti davası ile belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi açısından imkan ve süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, malik hiç mirasçı bırakmadan ölmüş ise şimdiki gibi Hazine aleyhine açılan davanın devamı ile taraf delilleri toplanarak TMK'nin 501.maddesi de dikkate alınarak, uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, Hazine ve Kayyım aleyhine davaya devam edilerek karar verilmesinin hatalı olduğu- Hükümde kayıt maliklerinin paylarının iptaline karar verildiği halde, pay oranı gösterilmeden m2 olarak tescile karar verilmesinin doğru olmadığı-
Dava konusu taşınmaz ... oğlu ... adına kayıtlı olup mirasçılarının da taraf olarak gösterildiği anlaşıldığından, Tapu Sicil Müdürlüğü (Hazine)'nin somut olayda pasif dava ehliyetinin bulunmadığı, o halde, mahkemece davalı ... yönünden davanın husumetten reddine karar verilmesi gerekeceği- Mahkemece davacı vekiline kök muris ...'in verasetini sunması ve mirasçıların davaya muvafakatının sağlanması, olmadığı takdirde terekeye temsilci tayini için süre ve imkan verilerek tereke temsilcisi ile davanın görülmesi gerekirken, yazılı şekilde taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin hatalı olduğu- TMK'nin 713/2. fıkrasına dayalı olarak açılan davalarda davanın kabul edilmesi halinde dahi kayıt maliki ile mirasçılarına yargılama giderlerinin yükletilemeyeceği, harç ve vekalet ücretiyle sorumlu tutulamayacakları-
Tapulu taşınmazın haricen satımı geçerli olmadığından harici satıma değer verilemeyeceği ayrıca, 26.05.1954 tarihli ve 7/17 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca elbirliği mülkiyetinde, mirasçılar arasında kazanmayı sağlayan zilyetlik işlemeyeceğinden olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı ile hak iktisap etmek mümkün olmadığından, taksim olmadığı takdirde bir mirasçının zilyetliği diğer mirasçılar adına sürdürülmüş sayılacağından, kazandırıcı zamanaşımı koşullarının da oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davacı tarafça dava konusu taşınmazın 10.05.1968, 14.06.1968, 17.06.1968 tarihli noterde düzenleme şeklinde yapılan satış vaadi sözleşmeleri gereğince bedelleri ödenerek murisleri tarafından zilyetliğinin devralındığı, uzun yıllardır kendileri tarafından kullanıldığı ve bir kısım davalıların murisleri olan maliklerin ise 1980 tarihinden önce ölmeleri nedeniyle, TMK 713/2. maddede düzenlenen ölüm sebebiyle kazanım koşullarının oluştuğu iddia edilmiş ise de, mahkemece dayanılan iddia ve hukuki sebebe göre araştırma yapılmadan, davanın hukuki nitelendirmesinde hataya düşülerek TMK’nin 713/1. maddesinde düzenlenen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle tescil davasına yönelik araştırma yapılarak karar verilmesinin doğru olmadığı- Yargılama sırasında vefat ettiği anlaşılan davalı ... mirasçılarına usulüne uygun tebligat çıkarılarak davaya dahil edilmeden, savunma hakları kısıtlanarak aleyhlerinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Harca tabi bir davada harç tamamlatılmadan davanın esasına girilemez, ancak bu eksikliğin giderilmesi için ilgili tarafa süre verilmelidir, Mahkemece davacıya harcı tamamlaması için usulüne uygun olarak süre tanınması, yatırılması gerekli harcın miktarının hesaplanarak ilgili muhtıraya derc edilmesi, harcın yatırılması halinde işin esasına girilerek olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi, harcın belirlenecek süre içerisinde yatırılmaması halinde ise Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi gereğince, dosyanın, işlemden kaldırılıp (HMK mad. 150), yasal süresi içinde yenilenmediği takdirde açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği-