Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...Çekişmeli taşınmazın davacıların zilyetliğinde olduğu ve lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle 29/05/2009 tarihli fen bilirkişi raporunda gösterilen 672,21 metrekare bölümün davacılar adına miras payları oranında kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya elverişli değildir. Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi belirlemenin en iyi yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, yöntemince hava fotoğrafı incelemesi yapılmamış, her ne kadar ziraat bilirkişisinden rapor alınmış ise de çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde bulunan ağaçların yaşları ve türleri hakkında yeterli derecede açıklama yapılmamış, çekişmeli bölüm kadastro tespiti sırasında yol olarak tescil harici bırakıldığı halde bu yolun kadim yol olup olmadığı, yol özelliğini ne zaman yitirdiği ve bitişiğindeki yolun ne zaman açıldığı araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilemez.
Dava, 1954 yılında yörede yapılan kadastro sırasında tescil harici bırakılmış iken 2012 yılında 733 parsel olarak Hazine adına ihdasen tescil edilen ve bilahare toplulaştırma çalışmaları sonucu 187 ada 7 parsel numarasını alan çekişmeli taşınmaza yönelik tapu iptali ve tescil isteminden ibarettir.. Mahkemenin bozmadan önceki kararında, kabulüne karar verilen temyize konu taşınmaz bölümünün tarihli raporda (J) harfi ile 13.462,00 metrekare olarak gösterildiği ve bu bölüme yönelik davacı tarafından temyiz yoluna gidilmediği, bozma kararından sonra hükme esas alınan 28/01/2019 tarihli bilirkişi raporunda ise bu taşınmaz bölümünün (J) harfi ile ve 17.054,65 metrekare olarak gösterildiği ve davacı adına tesciline karar verildiği anlaşılmıştır. Önceki hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmediğinden davalı Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu ve ilk krokiye konu edilip (J) harfi ile gösterilen yer ile ikinci krokide (J) harfi ile gösterilen yer aynı taşınmaz olduğuna göre usuli kazanılmış hak kurallarına riayet edilmek suretiyle ilk krokide belirlenen yer kadar bölümün davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken fazla miktarda tescile karar verilmesi hatalıdır.
Uyuşmazlık, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir... Mahkemece öncelikle davaya konu taşınmaza komşu parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak ve dayanakları getirtilerek uygulanmalı ve komşu taşınmazların davaya konu taşınmazı ne okuduğu belirlenmeli, varsa bu taşınmazlar hakkında açılan dava dosyaları getirtilerek verilen hükümlerin kesinleşip kesinleşmediği belirlenmeli ve bu dava dosyalarında yapılan tespitlerden takdiri delil olarak faydalanılmalı, birleştirilen dava davacısı Hazinenin iddialarının tam olarak aydınlatılması adına masrafı Hazine’den tahsil edilmek suretiyle jeodezi-fotogrametri mühendisi bilirkişisi, üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi ile tanıkların katılımı ile mahallinde yeniden keşif yapılmalı, dinlenecek tanıklardan çekişmeli taşınmazın öncesi itibariyle kime ait olduğu, kimden kime ne zaman ve ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ve hangi tasarruflarla zilyet edildiği, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı, ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı, gerekçeli ve taşınmazın fotoğraflarını da içeren rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden taşınmazın niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; tanık ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebileceği-
Dava, kadastro sırasında ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra 4342 sayılı Mera Kanunu'nun 5/b maddesi uyarınca tahsis edilen mera vasıflı çekişmeli taşınmazlar ile davalı gerçek kişiler adına tapuda kayıtlı taşınmazlara yönelik kadastro öncesi mülk edinmeye muktedir zilyetliği dayalı tapu iptali ve tescili isteğinden ibarettir.. Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yerinde olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir...TMK'nin 713/3. maddesi gereğince, tescil davalarında Hazinenin yanında ilgili kamu tüzel kişiliklerine de husumet yöneltilmesi zorunludur. Dosya kapsamında alınan raporlar usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması içermediğinden hüküm kurmaya elverişli değildir.
Hukuki sebepli olağanüstü kazandırıcı zamanaşımına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davada, kayıt malikinin, tanınmıyor, hatırlanmıyor olması, adresinin tespit edilememesi, tebligat yapılamaması, uzun yıllar önce taşınmış ya da ölmüş olması, mirasçılarının belirlenememesi gibi hususlarda o kişinin tapu kütüğünde maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmeyeceği, yine, tapu sicili ekindeki kadastro tutanağı, tedavül (el değiştirme) ve bunlara esas kayıt ve belgelerden tapu malikine ilişkin bilginin mevcut olması durumunda da bilinmeyen kişi olarak kabul edilemeyeceği- Tapulama tutanağında aynen "...adlarına tahdit ve tespit yapıldı." yazılmış olduğuna göre, tapu malikinin kim olduğu belli olup TMK'nın 713/2 koşulları oluşmadığından bu sebeplerle davanın reddinin gerektiği-
Davacı dava konusu taşınmazı davalıların murisin eşinden satın aldığını iddia etmesi nedeniyle, zilyetlik koşullarının bu kişiye göre değerlendirilmesi gerektiği- Dava konusu taşınmazda davalıların murisi dışındaki paydaşlar davaya taraf kılınmadan, ilgili merciden ifrazın mümkün olup olmadığı sorulmadan ve 5473 sayılı Kanunun kamu düzenine ilişkin emredici hükümleri gözetilmeden karar verilmesinin hatalı olduğu-
Tapu iptal ve tescil talebini içeren davada, davacılar vekilinin, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkillerinin mirasbırakanına ait yapı olduğunu, muhik tazminat karşılığında davalıya ait tapu kaydının iptali ile müvekkilleri adına tescilini talep ettiği; davacılar vekilinin, talebini açıklamak suretiyle TMK. m.724'e dayandığı, ancak TMK. m.724 uyarınca davanın kabul edilebilmesi için gerekli olan ve yukarıda açıklanan koşulların, somut olayda gerçekleşmediğinden davacıların mirasbırakanının kendi taşınmazı üzerine inşa ettiği yapı nedeniyle TMK. m.724'e dayanarak tescil istemesi olanağının bulunmadığı-
Taraflar arasındaki tespit harici bırakılan taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazın dört tarafındaki taşınmazların kadastro tespitlerinin tarla vasfı ile yapıldığı, parsellerin davacıya, davacının eşine ait olduğu, kuzeydeki taşınmazların geldisi olan taşınmazın kadastro tespit dayanağı tapu kaydının dava konusu taşınmaz yönünü davacının kayınpederinin okuduğu, davacının aynı çalışma alanında 100 dönümü aşan belgesiz taşınmaz ediniminin söz konusu olmadığı, dosya içerisinde yer alan davacının eşinin davacı olarak yer aldığı tescil davalarına konu yerlerin, eldeki davadaki dava konusu yer ile aynı yer olmadığının bilirkişi ek raporu ve söz konusu dava dosyalarındaki fen bilirkişisi raporlarının incelenmesi ile anlaşıldığı, söz konusu taşınmazın imar-ihya edildiği tarih ile imar planına alındığı 2013 tarihine kadar 20 yıl süreyle, çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu, sonuç olarak dava konusu taşınmazda imar-ihya suretiyle iktisap koşullarının davacı yararına gerçekleşmiş olduğu- Karşı oy yazısında; Hazinenin Harçlar Kanunu'nun 13/j maddesi ile yargı harçlarından muaf tutulduğu, ancak davalının muaf olmadığı, yasa koyucu yargılama giderlerinden sorumlu olan tarafı harçtan muaf tutmuş ise, bu husus harcın diğer taraftan alınacağı şeklinde yorumlanamayacağı, ancak bakiye karar ve ilam harcının davalıdan hiç alınmayacağı gibi, davacı tarafından peşin yatırılan karar ve ilam harcının da iade edileceği şeklinde yorumlanıp uygulanması gerektiği hususuna dikkat çekildiği-