Mahkemece çekişmeli taşınmazın tevhit ve ifrazına ilişkin tüm bilgi belgeler celp edilerek dosya arasına alınması, bundan sonra davacı tarafın iddiasına konu olup temyize konu edilen taşınmaz bölümlerinin tevhit ve ifraz sonucu oluşan hangi taşınmazlarda kaldığının kesin olarak belirlenmesi, bu taşınmazlarda Hazine dışında 3. kişinin malik olduğu anlaşılması durumunda bu kişilerin de davada taraf olması gerektiği göz önünde bulundurularak davaya dahil edilmeleri için davacı tarafa süre ve imkan tanınması, 3. kişilerin davaya dahil edilmesi halinde dahili dava dilekçesi ve duruşma günü kendilerine tebliğ edilmesi, göstermeleri halinde delillerin toplanması, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek bundan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği- Tapu iptal tescil kararı verilen taşınmazlar bakımından karar ve ilam harcının davacıdan alınmasına karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak açılan tescil davasından; Mahkemece taşınmazın niteliği ile davacının amaca uygun zilyetliğinin bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenmeden hüküm tesisi yoluna gidilmesinin doğru olmadığı-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...Davacının delil olarak dayandığı önceki malikten satın aldığına ilişkin 1998 tarihli gayrimenkul satış ve zilyetlik devir mukavelesi başlıklı sözleşmede çizilen krokide, satın alınan taşınmazın uzunluğunun 33 metre, genişliğinin 18 metre ve yüz ölçümünün 594.00 metrekare olarak gösterildiği, fen bilirkişi raporunda ölçüm yapılıp 18 metre olarak gösterilen yerin sadece (B) harfi ile gösterilen kısmı kapsadığı, (C) harfi ile gösterilen kısmı kapsamadığı, davacının yüz ölçümünün eksik olduğunu ileri sürdüğü malik olduğu 2192 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün 540,66 metrekare olduğu, davacı lehine hüküm kurulan A ve B harfi ile gösterilen bölümlerinde eklenmesi ile yüz ölçümünün 598.18 metrekareye yani sözleşmede yazan yüz ölçümden daha fazla miktara ulaştığı, malik olduğu taşınmaza ait dosyadaki fotoğraflardan kabul kararı verilen (B) harfi ile gösterilen kısım ile davacının taşınmazının eğiminin birbirine yakın olduğu, (C) harfi ile gösterilen kısım, davacının taşınmazı ve (B) harfi ile gösterilen kısım arasında ise eğimin fazla olduğu, her ne kadar ziraat bilirkişi kurul raporunda temyize konu (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısımların zirai muhtesatların bakımlı ve toprak işlemesinin yapıldığı, imar ve ihyasının tamamlandığı belirtilmiş ise de (C) harfi ile gösterilen bölüm üzerinde 10-15 yaşlarında 5 adet ağaç bulunduğu, ağaçların yaşının zilyetlik ile iktisap için gereken 20 yıllık süreye ulaşmadığı, tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanlarıyla da bu bölüm üzerinde önceki malikin kullanımının bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, aynı zamanda bu bölüm üzerinde elektrik trafosu olup Mut- Karaman asfalt yolunun hemen bitişiğinde olması nedeniyle zilyetlikle taşınmaz edinme koşulunun davacı lehine gerçekleşmediği sonucuna varılmaktadır.
Dava, kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın tescili isteğinden ibarettir.. Mahkemece davacı yararına zilyetlikle taşınmaz iktisabına dair koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olduğundan bahsedilemez. Dosyada yer alan fen bilirkişi raporunun ekinde yer alan krokinin keşfi takibe elverişsiz ve son derece yetersiz olduğu görülmektedir.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğinden ibarettir.. Kesinleşen kadastro tutanağı ve ekleri uyarınca olağan usülle tapu sicili oluşturulamadığından hali hazırda çekişmeli 789 parselin hukuki durumunun Kadastro Kanunu'nun belirlediği biçimde tespit edilmediği, bu nedenle malik hanesini doldurma ve Medeni Kanun’un öngördüğü tapu sicilini oluşturma ödevi Kadastro Mahkemesine ait olduğu hususunda duraksama yoktur.
Asıl dava, kadastro sırasında çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağında ve tutanağın kesinleşmesi üzerine tapu kütüğünün beyanlar hanesinde hazineye ait olduğu belirtilen miktar fazlalığının paya dönüştürülmesi, birleştirilen dava ise; tapu kütüğünün beyanlar hanesinde Hazineye ait olduğu belirtilen fazlalık şerhinin terkini istemine ilişkindir...
Dava, imar ihya ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil istemi- Bir arazinin kullanım süresi ile niteliğini ve üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde, hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamış, sadece hava fotoğrafları dosyaya getirtilerek bilirkişi tarafından dava konusu yer harita üzerinde işaretlenmekle yetinilerek dava konusu edilen bölümün imar planı kapsamında kalıp kalmadığı araştırılmadan tek kişilik ziraat ve tek kişilik jeoloji bilirkişi raporu ile yetinilmesi ve eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin hatalı olduğu-
Uyuşmazlık, TMK’nın 713/1. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir... Davaya konu taşınmazın hangi nedenle tescil harici bırakıldığı araştırılmamış; imar planı kapsamında bulunup bulunmadığı ilgili Belediye Başkanlıklarından sorulmamış; ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi yönünden ayrıntılı rapor alınmamış; zira yine söz konusu hususların tespiti amacıyla yöntemine uygun şekilde hava fotoğrafı incelemesi yaptırılmamış; dosya arasında yer alan soyut içerikli ve zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda açıklama içermeyen, yalnızca dava konusu taşınmazı değerini belirtilmekle yetinilen bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
TMK’nın 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkin davalarda Hazine ve ilgili kamu tüzel kişiliğine husumet yöneltilmesinin zorunlu olduğu- Karar tarihinden önce yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Büyükşehir Belediye Başkanlığının ilgili kamu tüzel kişisi olarak davada taraf olması gerektiği- Taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul yerine getirilmeden davanın esasına girilemeyeceği-
Uyuşmazlık, kadastro sırasında tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmazın davacılar adına tescili isteğinden ibarettir.. Yapılan araştırma ve uygulamanın hüküm kurmak için yeterli olduğundan söz etmek mümkün değildir. Şöyle ki; davacılar öncelikle mülkiyet belgesi hüviyetindeki eski sicilden gelen tapu kaydına dayandığı halde, mahkemece davacıların dayanağı ... tapu kayıtları yöntemince uygulanarak kapsamları belirlenmediği gibi, ihtilafın aydınlanmasına yönelik olarak nizalı bölümün, davacıların dayandıkları tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı tam olarak tespit edilmemiş, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmamış, taşınmaz bölümlerinin tapu kaydının kapsamı dışında olduğunun anlaşılması halinde ise davacılar lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı da araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm verilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacıların dayanak tapu kayıtlarının yöntemince uygulanması ve çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacılar lehine kazanım koşullarının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.