Yirmi yıllık hak düşürücü süre Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce dolduğundan; Yerel Mahkemece taşınmazın, gerçek hak sahibi durumuna gelen davacı idare adına tesciline karar verilmesinin ve aynı nedene dayalı direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu-
1950 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında (hali arazi) ekilemez arazi niteliği ile tespit dışı bırakılmış tescil konusu taşınmazın kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu, koşullarına uygun olarak imar ve ihya edilmesi ve ihya olgusunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar 20 yılı aşkın süre ile kullanılması halinde kazanılabileceği- Ev onarımı veya ev yapılmasının ihya sayılmayacağı–
MK’nun 713/1. maddesi uyarınca açılan tescil isteğini içeren davalarda mahkemece araştırılacak hususlar–
Taşlık bir yer, kural olarak Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden sayıldığından böyle bir yerin ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. Maddesinde belirtilen koşulların mevcudiyeti halinde imar ve ihya yoluyla kazanılabileceği-
Karayolları Genel Müdürlüğü ve vakfa ait bir taşınmazın ve payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkün bulunmadığı- 2762 s. Vakıflar Kanunu mad. 26 vd. uyarınca tasarruf sahibinin hakkı mülkiyet hakkına dönüşmüş olup, taşınmazın vakıfla ilgisi kesilmiş olduğundan, vakıfla bağlantısı kesilen bir taşınmazın TMK. mad. 713/2. maddesindeki yollama nedeniyle aynı maddenin 1. fıkrasında belirtilen koşullar altında tasarruf edilmesi halinde, tapu kaydının TMK. mad. 713/2 uyarınca hukuki değerini yitirebileceği- Mahkemece bu payların hukuki değerini yitirip yitirmediğinin tartışılıp değerlendirilmesi sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken paylara ilişkin davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmadığı-
Bir yerin TMK’nun 713/1. maddesi uyarınca tapuya tesciline karar verilebilmesi için taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekeceği, ziraatçı bilirkişi raporlarına göre, imar ve ihyaya muhtaç olan bir yerin tapuya tescilinin mümkün olmayacağı– Bir taşınmazın içinden geçen karayolunu kapsayacak şekilde tek parça halinde tapuya tesciline karar verilemeyeceği–
Mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davalarında; davanın kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise usulen belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi gerekeceği, mirasçıların yerleşim yeri ve kimliklerinin açıklığa kavuşturulmamış olmasının, onların «tapu kütüğünde kim olduğu bilinmeyen kişiler» olduğu anlamına gelmeyeceği–
Taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi bakımından orman sınırlama haritası ve tutanaklarının eksiksiz olarak getirtilip dosyaya konulması ve yöntemince yerinde uygulanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği- Uygulamada güçlük ve duraksamaya yol açmamak için tescili istenilen taşınmazın bölümünün niteliğinin, yerinin, sınırlarının ve yüzölçümünün belirtilmesi ve uzman bilirkişilerce düzenlenen teknik bilgileri içeren krokinin karara eklenmesi gerekeceği–
Dava konusu yerler, önceki tescil davası sırasında kullanılmadığından, görülmekte olan davada, davacı yararına imar, ihya ve zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğunu söyleyebilme olanağının bulunmadığı-
İmar ve ihyanın tamamlandığı tarihten, taşınmazın imar alânları kapsamına alındığı tarihe kadar, kazanmayı sağlayan yirmi yıllık sürenin geçmiş olması halinde -MK 713/V ve 3402 s. Kadastro K’nun 14 ve 17. maddeleri uyarınca- tescile karar verilmesi gereceği–