Davacı, Hazine adına yazılı bulunan tapu kayıtlarının iptal ve tescilini istemiş olup, dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddianın ileri sürülüş şekline göre dava mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil isteğidir. Bu tür davalarda davanın kayıt malikine karşı açılması yeterli olup ayrıca Orman Genel Müdürlüğüne davanın yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. Orman Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği- 5226 sayılı kanun ve 2863 sayılı kanun ile sit alanlarınında zilyetlik yolu ile kazanılmasının yasaklandığı-
Dava konusu 107 ada 13, 113 ada 14 ve 16 parseller 1992 yılında yapılan kadastroda Hazine adına tapuya tescil edilmişlerdir. Davanın açıldığı tarihte dava konusu yerler Hazine adına tapuda kayıtlı bulunduğu, davacı, Hazine adına yazılı bulunan tapu kayıtlarının iptal ve tescilini istemiş olup, dava dilekçesindeki açıklamalar ve iddianın ileri sürülüş şekline göre dava mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil isteği olduğu, bu tür davalarda davanın kayıt malikine karşı açılması yeterli olup ayrıca Orman Genel Müdürlüğüne davanın yöneltilmesine gerek bulunmadığı, Orman Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği- 5226 sayılı kanun ve 2863 sayılı kanun ile sit alanlarının da zilyetlik yolu ile kazanılmasının yasaklandığı-
Kural olarak sit alanında kalan bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmakta idi. 27.07.2004 tarihinde yayınlanmak suretiyle aynı tarihte yürürlüğe giren 5226 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesiyle 2863 sayılı Kanunun 11. maddesinin 1.fıkrasının 2.cümlesine “sit alanları” ibaresi eklenmek suretiyle bu tür yerlerin de kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği hüküm altına alındığı; kamu düzeniyle ilgili bulunan bu hükmün kesinleşmemiş, görülmekte olan davalarda da gözönünde tutulması gerektiği-
MK’nun 713/II. maddesine göre açılan tescil davasında zilyetliğin davasız, aralıksız, malik sıfatıyla geçmiş olması yeterli olup ayrıca zilyetin iyiniyetli sayılmasının gerekmediği, başka bir deyişle MK’nun 713. maddesinde edinme bakımından iyiniyet veya kötüniyetin koşul olarak öngörülmemiş olduğu–
Sit alanında kalan taşınmazların zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı–
Kamu malı niteliğindeki yol ve meydanların zilyetlikle iktisap edilemeyeceği–
Tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesinin -kural olarak- mümkün olmadığı; ancak, konunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkün olabileceği–
Kültür ve tabiat varlıklarının koruma alanlarında kalan taşınmazların zilyetlikle kazanılamayacağı–
Yasa koyucunun öncesi vakıf olan taşınmazların vakfına (aslına) dönmesini uygun gördüğü, bazı ayrıcalıklar dışında hazineye intikal yolunu kapatmak istediği, mülkiyeti mutasarrıfa geçmiş olan taşınmazlarda maliklerin bu yasanın yayımı tarihine kadar ölmeleri üzerine son mirasçı sıfatıyla hazineye intikal edip de bu husus tapu kaydına işlenmiş bulunanlar ayrık bırakılarak, işlenmemiş olan taşınmazların mahlülen vakfına rücu edeceği, o halde 2888 sayılı Yasanın yürürlük tarihinden önce son mirasçı olarak hazineye intikal edip, tapuda hazine üzerine tescil edilen taşınmazların, yasada öngörülen ayrıcalıkları teşkil ettiğinden mülkiyetin vakfa dönmesine yasal olarak bulunmayacağı-
4721 sayılı TMK’nun 713/V. fıkrasının son cümlesinde yer alan «mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur» hükmü karşısında, «...mülkiyet hakkının tescil kararının kesinleşmesinden sonra doğabileceğine...» değinen 04.12.1998 tarih 4/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının geçerliliğini yitirmiş olduğu–