Şahıslar arasındaki mülkiyetin aktarılması davalarında husumetin kayıp malikine, malik ölü ise mirasçılarına, mirasçı bırakmadan ölmüş ise hazineye yöneltilmesi gerekeceği–
Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinde, mülkiyet hakkının koşulların oluştuğu tarihte doğacağı–
İştirak halinde mülkiyete konu taşınmazın tescili için açılan davaya katılmayan ortakların olurlarının alınması yada miras şirketine atanacak temsilci ile davanın sürdürülmesi gerekeceği–
Daha önce Yargıtay 1., 7., 16. ve 17. Hukuk dairelerinde temyizen incelenen benzeri davalarda aynı vakfın sahih vakıf olduğunun ve vakfiye kapsamının kesinleşmiş ilamlara bağlandığı, anılan ilamların eldeki dava bakımından güçlü delil oluşturacağı, bu durumda bilirkişilerin vakfın sahih vakıflardan olmadığı yönündeki raporlarına bu deliller karşısında itibar etme olanağının bulunmadığı, ne var ki bir taşınmazın vakıf malı olduğunun kabul edilebilmesi için vakfın genel sınırları içinde kalmasının yeterli olmayıp vakfedilen mallar arasında bulunup bulunmadığının ayrıca saptanmasının gerekeceği-
3533 sayılı yasaya tabi kuruluşlardan olan belediye ile hazine arasındaki uyuşmazlığa taşınmaza ait mülkiyet aidiyeti konusunun hakem önünde, tescilin ise genel mahkemede genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekeceği-
M.arın süresi neye ulaşırsa ulaşılsın zilyetlikle kazanılamayacağı-
MK. 713’e dayalı tescil davalarında usulî müktesap hak -
“Çifte tapu”nun bulunması halinde, ancak “sağlam esaslara daya-nan” ilk tapuya üstünlük tanınacağı-
Taşınmazın zilyedlik hukuki sebebine dayanılarak tesciline karar verilebilmesi için 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni MK.nun 713. maddesinde belirlenen koşulların yanı sıra taşınmazın niteliğinde kazanmaya elverişli olması gerektiği; bu nitelikler arasında en önemlisinin de taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olmasının zorunlu bulunduğu ve ayrıca aktif nehir yatağı ve nehrin etki altında kalan yerlerden olmaması gerektiği-
