Davaya konu taşınmazın 1950 yılında gerçekleştirilen kadastro tespiti sırasında, tespit harici bırakıldığı, bilirkişilerce düzenlenen krokide (A) ile gösterilen bölüme, 1990 yılında davacı tarafından, ev inşa edildiği, geri kalan kısımdaki kerpiç evin davacının murisi tarafından 30 yıl önce yapıldığı, halen kömürlük ve depo olarak kullanıldığı, bahçenin ise ağaç dikilmek suretiyle zilyet ve tasarruf edildiğinin anlaşıldığı, bu itibarla, dava konusu taşınmazın, bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ile gösterilen bölümü için Türk Medeni Kanunu’nun 713.maddesinde öngörülen, zilyetlikle iktisap süresinin dolmadığı, kömürlük ve depo ile bahçe olarak kullanılan kısım için davacı yararına anılan Kanun hükmü uyarınca, zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu sonucuna varıldığı-
27.04.2004 tarihinden önce sit alanı içerisinde kalan bir taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkün olduğu ancak 27.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5226 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ile Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 5. maddesi ile 2863 sayılı Kanunun 11. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesine "Sit alanları" ibaresi eklenmek suretiyle bu tür yerlerin de kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği hükmü getirildiği, bu düzenlemenin yürürlüğe girmesinden itibaren sit alanlarının zilyetlikle kazanılması mümkün olmaktan çıktığı-
Davacıların hazine tapusunun oluştuğu dönemden önce iktisap sağlayan süreye ulaşan zilyetliklerinin bulunmadığı, çekişmeli taşınmazın, temyize konu bölümünün, kültür arazisi niteliğinde olmadığı, uzman ziraatçi bilirkişi raporunun içeriğiyle saptanmış olmasına göre, taşınmazın temyize konu bölümüne yönelen davanın da reddine, taşınmazın tümünün davalı hazine adına tesciline karar verilmesi gerekeceği-
Davacının ve davalının bildirdiği tanıkların keşif mahallinde usulüne uygun olarak dinlenmesi, tespit tarihine kadarki zilyetliğin iktisaba yeterli olup olmadığının belirlenmesi için zilyetliğin başlangıç tarihi ve zilyetlik süresinin tam olarak belirlenmesinin gerekeceği-
Taşınmazın üzerine teleferik tesisi kurarak el atıldığına ilişkin görülmekte olan davada davalı bu yerden teleferik sistemi kurmak suretiyle yararlandığını ve davacıya zarar vermediğini ileri sürdüğüne göre, olağanüstü zamanaşımı yoluyla irtifak hakkının kazanılmasına ilişkin koşulların davalı yararına oluşup oluşmadığının belirlenmesinin gerekeceği-
Öncesi orman olup nitelik kaybı nedeniyle, kanunlar uyarınca, Devlete kalan taşınmazların tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamayacakları-
Mülkiyetin aktarılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda davanın kayıt malikinin mirasçılarına, hiç mirasçı bırakmama halinde son mirasçı sıfatı ile Hazineye karşı açılması gerekeceği, dava TMK.nun 713/1 maddesindeki tapusuz taşınmazın tesciline ilişkin bulunmadığına ve belediyenin mirasçılık sıfatı da söz konusu olmadığına göre belediye hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekeceği-Kayıt maliklerinin mirasçılık belgelerinin alınması,ölüm tarihlerinin belirlenmesi,ölüm tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre geçmiş ise davanın mirasçılarına yöneltilmesi, iddia ve savunma çerçevesinde delillerin toplanması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken davanın TMK.nun 713/1 maddesi kapsamında kalan tapusuz bir taşınmazın tescili olarak nitelendirilmesi suretiyle hüküm kurulmuş olmasının doğru olmayacağı-
Dava, TMK.nun 713/1. maddesine dayanılarak açılmış olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil davası olduğundan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri açılan bu davada TMK. nun 713/3. maddesine göre kanuni hasım durumunda olup, bu nedenle aleyhlerine vekalet ücreti taktir edilemeyeceği-
Kazanmayı sağlayan zilyetlikle bir taşınmazın edinilebilmesi için tescili istenen yerin tapuda kayıtlı bulunmamasının gerekeceği-
