Uzun yıllardan beri bir taşınmaza malik sıfatıyla zilyet olan, gerek Türk Kanunu Medenisinin 639. maddesi gerekse Kadastro Yasasının 14 ve 17. maddelerindeki taşınmaz mal kazanımına ilişkin koşulların lehine gerçekleştiği kişinin cebri icra tehdidi altında Hazine tarafından istenen işgal tazminatını ödemesinin, kira sözleşmesi yapmasının aleyhine yorumlanamayacağı, çünkü kişinin, hazine tarafından istenen işgal tazminatını ödemediği ve taşınmazın elinden alınacağı korkusuyla kira sözleşmesi yapmadığı takdirde hakkında Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun hükümleri uygulanacağı ve ödeme yapmadığı, mal beyanında bulunmadığı durumda hapsen tazyik (hapis ile zorlama) yaptırımı ile karşı karşıya kalacağı-
Tescil isteminin tapu iptal istemini de kapsayacağı– Bir taşınmazın idari yönden tapuya bağlanmasından önceki zilyetliğe dayanılarak kaydın iptali istenmesi halinde, koşulların oluşması durumunda taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olacağı–
Davacının eklemeli olarak 1952 yılından itibaren 50 yıldır dava konusu taşınmazda zilyet olduğu, davacının babasının burayı imar ve ihya edip ev ve bahçe olarak kullandığı, 30 yıl kadar önce babasının çocuklarına mallarını paylaştırdığı, davaya konu yerin davacıya düştüğü, davacının da ayrı şekilde aralıksız ve çekişmesiz olarak kullanmaya devam ettiği ve zilyetlikle kazanım koşullarının lehine gerçekleştiği, buna karşılık, davacının zorlayıcı yaptırım tehdidi altında 30.9.1997 tarihinde, 1.1.1991 tarihinden itibaren 6 yıl 9 aylık ecrimisil ödemesinin, doğmuş bulunan mülkiyeti talep hakkından feragat anlamına ve hazinenin üstün zilyetliğini kabul anlamına gelmeyeceği, davacının asıl amacının taşınmazı elinde tutmak ve sahip olmak olduğu-
Gerçek niteliği tarım arazisi olmayan, tarım yapılmayan taşınmazların zilyetlikle kazanımından söz edilemeyeceği–
Meraya ilişkin uyuşmazlıklarda, yerel bilirkişi ve tanıkların taşınmazın tesbit gördüğü köyde ikamet eden şahısların arasından değil– komşu köylerden seçilmesi gerekeceği–
Köy ile ilgili davalarda muhtarın taraf olduğu hallerde, köyü temsil edecek kişiyi köy derneğinin seçeceği–
Kamu malı orman ya da mera olmayıp, tarla olarak özel mülk niteliğinde tapuya kaydedilmesi gereken davaya konu taşınmaz kısmı üzerinde bulunan zeytin ağaçlarının, cinsi, adedi, arz üzerindeki dağılımı saptanıp, 3530 sayılı Zeytinciliğin Islahı Hakkındaki Kanuna göre özel mülkiyete konu olabilecek nitelikte olup olmadığı araştırılıp, sonucuna göre özel mülkiyete konu olabilecek türde bir muhtesat olduğunun anlaşılması halinde tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekeceği-
Kayıt malikinin adresinin bilinmemesinin, tanınmayan bir kişi olduğunu göstermeyeceği ve bu nedenle tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğinin kabul edilemeyeceği–
Mezarlıklar için zilyetliğe dayalı tescil istenemeyeceği–
Tahsis ve yasaya uygun ıslah ve ihya edilmeyen yabani zeytinlikler üzerinde kişiler lehine mülkiyet hakkı doğmayacağı–
