Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca, kural olarak Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. ya da 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesinde yazılı zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiğinin anlaşılması halinde Hazine tapusu kıymetini kaybetmekte ve zilyet lehine tescil kararı verilmesinin gerekeceği-
6831 sayılı Yasa'nın 3, 4, 23 ve 25. maddeleri ile Muhafaza Ormanlarının Ayrılmasına İlişkin Yönetmelik gereğince muhafaza ormanı sayılan yerlerin zilyetlikle kazanılamayacağı-
Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların üzerindeki malik sıfatıyla zilyetlik, belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispatlanabileceği-
Mer 'a olduğu yargı kararıyla kesinleşen parselin bu niteliği ortadan kalksa bile tapulu yer olduğundan, imar ihya yolu ile dahi zilyetlikle kazanılması mümkün olmadığı, davacının kadastro tutanağının kesinleşmesinden sonra ağaç dikerek zilyetliğinin başladığı anlaşıldığına göre iyi niyeti söz konusu olamayacağından ağaçların bedelini de isteyemeyeceği-
Tescil davasında asliye hukuk mahkemesinin, orman kadastrosuna itiraz davasında ise kadastro mahkemesinin görevli olduğu-
Keşifte dinlenen yerel bilirkişi beyanına göre davalının zilyetliğinin 55-60 yıldır sürdüğünün bildirildiği, davacı tarafından aksine bir delil de sunulmadığına göre, zilyetlik koşullarının davalı lehine oluştuğu-
Orman olan taşınmazların tapu ve zilyetlik yoluyla özel mülke konu olamayacağı kesinleşen Devlet Ormanı sınırları içinde bulunan taşınmaz hakkında 2510 Sayılı Yasaya göre oluşturulan tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığı, böyle bir taşınmazı, tapuda ya da satış vaadi sözleşmesi ile satın alan kişiler yararına her hangi bir hak doğurmayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Yeni düzenlemede “...Birinci gurup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarının” zilyetlikle kazanılamayacağı öngörüldüğünden, doğal sit alanları ve 3.derece arkeolojik sit alanlarında bulunan taşınmazların koşulları oluştuğu taktirde, zilyetlik yoluyla kazanılmalarının mümkün hale geldiği-
Taşınmaz, 1. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiğine göre bu yerin uzun yıllardan beri süregelen zilyetliğe dayanılarak tapuya tescilinin istenemeyeceği-
