TMK 713 uyarınca tapu tescil işlemi için davacının; taşınmazını aralıksız kullanıp kullanmadığının ve tespit tarihine kadar ekonomik amaca uygun kazanmayı sağlar nitelikte zilyetliğinin bulunup bulunmadığının detaylı bir şekilde incelenmesi gerekeceği-
Tapusuz bir yerin Hazine adına tescili için imar ihya olgusunun gerçekleşmesi gerekmez ise de, tescile karar verilebilmesi için o yerin özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazlardan olması gerekeceği-
Komşu kadastro parsel dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmazların toplu olarak bulunduğu yönü zilyetlikle kazanmaya elverişli olmayan nitelikteki herhangi bir taşınmaz olarak okumuyorsa, davacı kişiler yararına zamanaşımı zilyetliği ile kazanma şartlarının gerçekleştiği saptanan ve zemindeki kullanım durumuna göre oluşturulan bugünkü çapları ile 1970'li ve 1980'li yıllara ait hava fotoğrafında ve fotogometri yöntemiyle düzenlenen paftalarda görünen tasarruf çizgileri ile uyumlu olan taşınmazlar yönünden zilyetleri adına tapuya tescil kararı verilebileceği-
Yasada, öğretide, kararlılık gösteren Yargıtay uygulamasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının oluşumunda iyi niyet ve satışın geçerliliği hususlarının aranmayacağı-
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el koyma nedeniyle tazminat davasında, davacının mülkiyet hakkı kesinleşen mahkeme ka¬rarı ile tespit edilmiş olduğuna ve davacı anılan tarihte aktif husumet ehliyetini kazandığına göre, dava tarihi Kamulaştırma Kanunu'nun 38. maddesinde öngörülen 20 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmediği, yani davanın süresinde açıldığı-
Kanunun açıkça izin verdiği istisnai durumlarda tapulu bir yerin veya payın, koşullarının oluşmasıyla kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabileceği, böyle bir olanağın ortaya çıkabilmesi için tapu kaydının TMK'nin 713/2. maddesine göre değerini yitirmesinin gerekli olduğu-
Taşınmazın öncesinin ne olduğu imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı,zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmesinin gerekeceği-
Somut olayda ve dosyadaki tüm delillerin incelenmesi sonucuna göre TMK'.un 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesine göre zilyetlikle iktisap koşullarının davacı yararına gerçekleştiği öncesinde bitişikte bulunan babasına ait 46 sayılı parselle birlikte kullandıkları, dava konusu yerde hak sahibi olan diğer mirasçıların paylarının davacı tarafından satın alındığı keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları, keşif tutanağı ve dosya kapsamıyla anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, davalının müstakil zilyetliği 20 yılı doldurmadığından taşınmazı davalıya bağışlayan A. K. yönünden de belgesiz araştırması yapılmamış olması nedeniyle, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı-
Sıvat yeri ve eyrek yeri niteliğindeki yerler kamu hizmetine tahsis edilen orta mallardan sayıldığından zilyetlikle mülk edinilemeyeceği-
