Haciz veya aciz veya iflastan evvelki bir yıl içinde yapılmayan ipoteğin, İİK. mad. 279/1-1 kapsamında değerlendirilemeyeceği- Taraf ve tanık beyanlarından, "borçlu ve davalı üçüncü kişinin aynı yerde faaliyette bulundukları ve birbirlerini uzun yıllardır tanıdıkları, üçüncü kişinin '50-60 kg altını yazılı belge olmadan borçluya verebilecek kadar borçluyu tanıdığı" anlaşıldığından, üçüncü kişinin borçlunun içinde bulunduğu mali durumu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olması nedeni ile dava konusu ipotek tesisine ilişkin tasarrufun iptaline (İİK. mad. 280/1) karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasına konu taşınmazlardan birinin imar artığı olduğu ve bu nedenle imar izni olmadığından değerinin emsal taşınmazlardan daha düşük olduğu yönünde davalıların itirazları üzerine bilirkişiden ek rapor alınmış ise de alınan ikinci raporda bu itirazı karşılar nitelikte bir açıklamanın olmadığı görüldüğünden, bu taşınmazla ilgili imar durumu, üzerinde inşaat yapılıp yapılmayacağı araştırılarak, gelen cevaplara göre yeniden bilirkişi raporu alınarak taşınmaz değeri belirlenip bu belirlenecek değer davalı lehine ise bu değer üzerinden harç ve vekalet ücretinin hesaplanmasının yapılması gerektiği-
İhtiyati haczin, ihtiyati tedbir gibi geçici bir hukuki koruma tedbiri olduğu, bu nedenle ihtiyati haciz ile ilgili olarak hüküm bulunmayan hallerde niteliğine aykırı düşmedikçe 6100 sayılı HMK’nın 389. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş bulunan ihtiyati tedbir kurumuna ilişkin yasa maddelerinin kıyasen uygulanması gerekeceği- HMK'nın 391/3.maddesinde, ihtiyati tedbir talebinin reddi üzerine verilen karara karşı ve HMK'nın 391/5.maddesinde ise yokluğunda ihtiyati tedbir kararı verilen kişinin itirazı üzerine verilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulabileceğinin düzenlendiği- İhtiyati haciz kararının kesinleşmesinden sonra ihtiyati haczin kaldırılması veya değiştirilmesi talebine ilişkin verilen kararlara karşı istinaf yasa yoluna başvurulmasına imkan veren bir yasal düzenleme bulunmadığı-
Davalı üçüncü kişinin borçluyu önceden beri tanıdığı, borçlunun kredi çekebilmesi için taşınmazın borçlu adına tapuda devrinin yapıldığı anlaşıldığından, üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olduğu- 6183 s. Kanun'un uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesi gerektiği-
Davalıların davadan feragat etme gibi bir hakları olmadığı- Borcun ödenmesi halinde, tasarrufun iptali davasının konusu kalmadığından, mahkemece, konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve tarafların yargılama giderleri hakkındaki açıklamaları dikkate alınarak yargılama giderlerine hükmedilmesi gerektiği- Tasarrufun iptali davalarında aciz halinin davada taraf olan borçlu yönünden aranan bir koşul olduğu, diğer takip borçluların borcu ödeme imkanı bu davanın görülmesine engel olmadığı- Davanın ön koşul yokluğundan reddi halinde maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Davalının borçlunun kardeşi olması, takibin başlamasına müteakip borçlu tarafından tüm sürelerden feragat edilerek, kesinleştirilmesi, maaş haczinden başka işlem yapılmamış olması olguları karşısında davalıların haksız oldukları sabit olduğundan, yargılama sırasında borcun ödendiğinden konusuz kalan davada yargılama giderinin davalılar aleyhine hükmedilmesi gerekeceği-
Borcun dava açıldıktan sonra ödenmesi halinde, deliller birlikte değerlendirilerek davacı tarafın dava açıldığı tarih itibariyle haklı olup olmadığına göre, yargılama giderlerinin hüküm altına alınması gerektiği-
Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulmak üzere kararın bozulmasına karar vermek gerektiği- Kısa kararda "Davanın kabulüne, davalılar arasında gerçekleşen ruhsat devrine ilişkin tasarrufun iptaline, davacı alacağını karşılayacak miktarda davacıya haciz ve cebri icra yetkisi tanınmasına" denildiği halde, gerekçeli kararda "Davanın kabulüne; .. Maden ruhsatının ... tarihinde davalı... tarafından diğer davalı ... Şirketine devrine ilişkin tasarrufun iptaline, ..İcra Müdürlüğünün .......... sayılı dosyasında davacıya haciz ve cebri icra yetkisi tanınmasına, .. İcra Müdürlüğü'nün ..... sayılı dosyasında davacıya haciz ve cebri icra yetkisi tanınmasına," denilmesi nedeniyle, kararın bozulması gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulü halinde, davacıya haciz ve satış isteme yetkisi verileceği, davacıya cebri icra yetkisi verilmemesi, bozma nedeni ise de bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirmediği-
Tapudaki satış bedeli dışında yapılan ödemelerin davalı üçüncü kişi tarafından devir tarihi veya devir tarihine yakın tarihli banka hesap hareketleri, banka ödemesi, kredi kullanımı gibi delillerle ispatlanmasının mümkün olduğu ve bu belgelerdeki meblağların tapudaki bedele eklenerek bedel farkının varlığının değerlendirilmesi gerektiği- Üçüncü kişinin (ve yakınlarının) bankadan çektiği ya da havale ettiği paraların da borçluya ödenen para olarak kabul edilmesi gerektiği- İcra takibi sırasında yapılan fiili hacizde haczi kabil başkaca ekonomik değeri olan mahcuz bulunamadığı belirlenmiş olup, tasarruf, haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığında, bedel farkından dolayı iptale karar verilemeyeceği-  Mahkemece; davalılar arasında İİK. mad. 280/1 uyarınca, arkadaşlık, akrabalık, ticari ilişki veya komşuluk olup olmadığı, üçüncü kişinin, borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı irdelenmemiş olup, davalı üçüncü kişi, dava konusu taşınmazın yanında bulunan komşu parsellerin sahibi olduğunu ve parselleri birleştirmek için taşınmazı satın aldığını beyan etmiş olduğundan, bu husus da değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği-