Takipte taraf olmayan 3. kişinin “haczedilen taşınırın/taşınmazın kendisine ait olduğunu ve bunlar üzerine konulan haczin kaldırılması” doğrultusundaki talebinin istihkak davası niteliğinde olduğu; mahkemece davanın “şikayet” olarak nitelendirilmek suretiyle yanılgıya düşülüp işin esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğu, HUMK. mad. 76 (şimdi; HMK. mad.33) uyarınca hukuki nitelendirmenin hâkime ait olduğu-
Dava konusu haczin 19.03.2010 tarihinde davacının birlikte sakin reşit oğlu huzurunda yapıldığından haczi aynı gün öğrenmiş sayılmasına rağmen davanın 7 günlük hak düşürücü süreden sonra -07.06.2010 tarihinde- açıldığından bahisle davanın süre yönünden  reddine  karar verileceği-
İflas idaresinin İİK.’nun 228. maddesine göre icra mahkemesinde istihkak davası açmak üzere süre veremeyeceği-
«Taşınmaz üzerindeki haczin kaldırılması» isteğinin «istihkak davası» açarak değil, «şikayet» yoluyla ileri sürülebileceği–
Borçlu veya davalı 3. kişi şirketi temsile yetkili olmayan kişinin istihkak iddiasının geçerli bir istihkak iddiası olarak değerlendirilemeyeceği; görülmekte olan davanın “ön koşul yokluğu nedeniyle” reddine karar verilmesi gerekeceği-
İİK. nun 97 ve 99. maddelerinde yazılı prosedürü uygulayacak olan icra dairesinin asıl takibin yapıldığı yerdeki icra dairesi olduğu-
3. kişi durumundaki bankanın, borçlunun mevduatına haciz konulduğunun kendisine “doğrudan doğruya haciz yazısı” veya “haciz ihbarnamesi” gönderilerek haczedilmesi halinde “haciz konulan mevduat üzerinde bankanın hapis ve rehin hakkı ile takas ve mahsup haklarının bulunduğunu” bildirmesinin “istihkak iddiası” niteliğinde olduğu, bu durumda icra müdürlüğünce İİK.’nun 99. maddesine göre işlem yapılması gerekeceği, “hesaptaki paranın derhal icra dosyasına gönderilmesi” nin bankaya bildirilemeyeceği -