Tapu kayıt maliklerinden ...’nin 1992 yılında, ...’in 1995 yılında öldüğü ve temyize konu eldeki davanın 27.12.2007 tarihinde açıldığı anlaşıldığına göre, TMK’nin 713/2. maddesinde aranan 20 yıllık zamanaşımı süresinin adı geçen kayıt malikleri yönünden dolmadığından bahsi geçen 2 kayıt malikinin payı yönünden davanın kabulünün isabetli olmadığı- Mahkemece dava konusu taşınmazın keşfine sadece fen bilirkişisi götürülmesi, bu pay sahibine ilişkin olarak TMK'nin 713/2. maddesindeki zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, taşınmazın zilyetliği ve niteliği hususundaki tanık beyanlarının yerinde ziraat bilirkişisi tarafından değerlendirilmemesinin doğru olmadığı- TMK'nin 713/2. maddesine dayalı uyuşmazlıklarda davanın başarıya ulaşması halinde kayıt malikinin mirasçıları olan davalı gerçek kişilerin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacakları-
Trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin davada maluliyet raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi (şikayetlerle dava konusu kaza ile illiyeti olup olmadığının belirlenmesi) gerektiği-
8. HD. 06.10.2020 T. E: 2018/5057, K: 5849-
DASK teminat limiti üzerinde kalan deprem zararından ihtiyari deprem sigortacısı şirketinin sorumlu olduğu- Davalının sorumluluğunun başlangıç noktası, zorunlu deprem sigortası teminat limitinin üzerindeki deprem zararı olduğundan, sigortalı işyeri için geçerli zorunlu deprem sigortası teminat limiti ile işyerinde oluşan hasar bedelinin davaya konu deprem tarihi itibariyle ne kadar olduğunun doğru tespiti gerektiği- "Sigorta tazminatının hesabında, tam veya kısmi hasar olmasına bakılmaksızın, rizikonun gerçekleştiği yer ve tarihte, benzer yapı özellikleri göz önünde bulundurularak, binanın piyasa rayiçlerine göre hesaplanan yeniden yapım maliyeti esas alınır" düzenlemesi yapılmış olup bu esaslara göre hesaplama yapmayan ve teknik bilirkişiden alınmayan rapor hükme esas almaya elverişli olmadığı- Hasar bedelinin belirlenmesinin özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği dikkate alınarak inşaat mühendisi bilirkişiden rapor alınmadan hüküm tesisi eksik inceleme niteliğinde olduğu- Mahkemece; sigortalı yapıda oluşan hasar bedelinin belirlenmesi için konusunda uzman inşaat mühendisinin de bulunduğu başka bir bilirkişi heyetinden, Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları gereği deprem tarihindeki serbest piyasa rayiçlerine göre davacı tarafın işyerindeki hasarın giderilmesi için gerekli olan yeniden yapım-onarım maliyetinin ne kadar olacağı hususunda denetime elverişli ve gerekçeli bir rapor alınması gerektiği-
Tazminat davası-
Nüfus kaydının düzeltilmesi, iptali-
Harici satış sözleşmesindeki satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerektiğinden, sözleşmedeki bedelin, uyarlama ve denkleştirici adalet kuralları, YİBK kararlarının kapsamları ve TEFE-TÜFE endeksleri, altın-döviz kurlarındaki artışlar, memur ve işçi ücretlerindeki artışlar gözetilerek dava tarihine kadar ulaştığı değerin saptanarak belirlenmesi gerektiği-
8. HD. 05.10.2020 T. E: 2018/5818, K: 5776-
8. HD. 01.10.2020 T. E: 2018/5470, K: 5677-
Dosyada talimat yoluyla ve mahallinde keşif de yapılarak iki kez bilirkişi incelemesi yapılmış olup, raporlar arasında davalı idare tarafından düzenlenen tutanaklarda kayıt altına alınan hususların arıza olup olmadığı, giderilip giderilmediği ve arıza sayıları konusunda çelişki olduğu, 03.05.2017 tarihli bilirkişi raporundaki gerekçeler uygun görülerek teminatın iadesi koşulları oluştuğu kabul edilmişse de; sözleşmenin konusu teknik içerikli olup, tutanakların da teknik hususlara ilişkin olduğu, özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususlara ilişkin mahkeme hakiminin kendisinin değerlendirme yapmasının HMK’nın 266/I maddesi hükmüne uygun olmadığından mahkemece 281/3 maddesi hükmünce gerçeğin ortaya çıkması için yeniden oluşturulacak konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan sözleşme ve eki teknik şartname, sözleşmenin garanti başlıklı 16. maddesindeki düzenlemeler, verilen garanti taahhütnamesi içeriği ve kesin teminatın iadesiyle ilgili sözleşmenin 11. maddesindeki düzenlemeleri dikkate alıp, irdelemek suretiyle, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak değerlendirilerek asıl davada sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-