Dava dilekçesindeki ileri sürüşe ve yargılama sırasındaki sözlü ve yazılı açıklamalara göre davanın niteliği itibarıyla 6183 sayılı yasanın 24 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin olmasına rağmen, mahkemece davanın BK'nun 19. maddesi olarak nitelenmesinin hatalı olduğu- Mahkemece üç rapor alınmasına rağmen, alınan raporların hükme elverişli olmadığı, bir ve ikinci raporların eksiklikleri ve tarafların itirazlarına göre yeniden rapor alınmış ise de itibar edilmeme gerekçesinin gösterilmediği- Borçlu şirket tarafından, davalı şirkete çeşitli zamanlarda yapılan para aktarımlarına ilişkin tasarrufun iptali davasında, mahkemece, davalıların ticari defterleri ve aralarındaki hasılat kirası niteğindeki sözleşme hükümlerini değerlendirecek bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği- Davalı borçlu ve dinlenen tanık anlatımlarında, borçlu şirketin paravan bir şirket olarak kurulduğu iddia edildiğinden, borçlu şirketin kurucuları ile üçüncü kişi şirket arasında bir ilişki olup olmadığı, borçlu şirket ortaklarının Sosyal Güvenlik Kayıtları, mali durumları ile zabıta araştırması yapılarak bir değerlendirme yapılması gerekeceği- 6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalarda vekalet ücreti tutarının maktu olarak belirleneceği-
Uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak, davalı borçlunun tasarruf tarihine kadar olan ve kesinleşen vergi borçlarının fer'ileriyle birlikte belirlenerek bu miktar üzerinden davacının alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak dava konusu taşınmazın satışına ilişkin tasarrufun iptali ile davacı alacaklıya bu miktar üzerinden taşınmaz üzerinde haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere tasarruf tarihine kadar doğan vergi borcu tespit edilmeden, davacının alacak ve ferileriyle sınırlamadan ve davacıya haciz ve satış yetkisi verilmeden yalnızca tasarrufun iptaline karar verilmesinin doğru olmadığı-
Salt çek veya bononun verilmesi bu borcun ödendiği anlamına gelmeyeceği ancak karşılıklarının tahsili halinde borcun sona ereceği, ............ tarihli çekten doğan dava dayanağı takip dosyasındaki borcun doğumunun tespiti için yerel mahkemece davacının ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmışsa da; bu inceleme ve bilirkişi raporunun hatalı değerlendirildiği, bu halde, mahkemece davacı alacaklı şirket vekilinin somut bulgulara dayanan itirazları da dikkate alınarak, gerekirse konusunda uzman 3'lü bilirkişiden rapor alınmak sureti ile borcun doğumunun net olarak saptanması gerekeceği-
Söz konusu tasarrufun iptali davası dava şartı yokluğundan dava reddedildiğine göre, karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7/2. maddesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Sigorta şirketinin, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alacağı, sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğünün, 6111 sayılı Yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunduğu, 2918 sayılı Yasa'nın 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğunun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiği, somut olayda, uyuşmazlık hakem heyeti ve itiraz hakem heyeti tarafından geçici işgöremezlik tazminatından Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu kabul edilmiş ise de, yukarı da açıklandığı üzere geçici işgöremezlik talepleri yönünden sigorta şirketlerinin sorumluluğu devam ettiğinden davacının talep ettiği geçici işgöremezlik dönemi için karar verilmesi gerekeceği-
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekeceği, kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde alınan ve dosyada mevcut Dokuz Eylül Üniversitesi Araştırma Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'ndan alınan 09.09.2019 tarihli maluliyet raporunun esas alınarak yeniden aktüer raporu alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinin doğru olmadığı-
Usule uygun olmayan şekilde eski bilirkişi heyetine iki yeni bilirkişi ekleyip bu kez yedi kişilik heyetten yeni bir rapor alınmış olup, beş kişilik heyette iken rapora muhalif olan iki bilirkişinin bu kez herhangi bir gerekçe göstermeden önceki bilirkişi heyetinin görüşünü tekrarlayan raporu imzaladıkları ve bu raporun karara dayanak yapıldığı anlaşıldığından, yedi kişilik bilirkişi heyetinin oluşturulma usulünün HMK 281. maddesinde belirlenen usule uymadığı-
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu yetersiz kaldığından, konusunda uzman bilirkişi marifetiyle, davalı şirket ile birlikte dava dışı vergi borçlusu şirketin ticari defter ve kayıtlarının, kira sözleşmesinin akdedildiği tarihten başlayarak haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihi de kapsayacak şekilde, her iki şirketin kayıtları karşılaştırılmak suretiyle incelenmesi, davalı şirketin ödediğini iddia ettiği kira bedellerinin ne zaman ve ne miktarda vergi borçlusu şirkete ödediğinin tespiti ile, davacının davalıya gönderdiği haciz ihbarnamesinin tebliği tarihinden sonra, davalı şirket tarafından, dava dışı şirkete herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun belirlenmesi, daha sonra dosyadaki tüm bilgi, belge ve deliller birlikte değerlendirilerek ayrıntılı, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-