Borçlunun alabileceği haline münasip evin kıymetini, günümüz ekonomik koşulları gözardı edilerek belirlendiği raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı- Bölge adliye mahkemesince, borçlunun sosyal ve ekonomik durumu ile şikayete konu taşınmazın bulunduğu yer ve çevresi nazara alınarak, borçlunun alabileceği haline münasip ev tutarının tespiti maksadıyla gerektiğinde yeniden keşif yapılarak (meskeniyet) haczedilmezlik şikayetine ilişkin karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlığın Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu kapsamında düzenlenmiş olan kredi kartı borcundan kaynaklandığı; anılan yasanın 26. maddesinde kredi kartı borçları ile ilgili özel bir faiz düzenlenmesi bulunduğu, bu nedenle somut olayda ilgili yasanın 26. maddesi uyarınca, faize hükmedilmesi gerekirken; Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'na göre daha genel bir yasa olan TBK'nun 88-120. maddeleri hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilerek banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yaptırılarak tarafların iddia, savunma ve itirazları değerlendirilip, rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Asıl alacak ve karşı alacak davalarının ilk derece mahkemesince; dosyanın bankacılık konusunda uzman bir bilirkişiye tevdi edilip, kendisine dava dosyası yanında, davalı şirketin hesabının bulunduğu banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapma ve belgelerden örnek alma yetkisi de verilerek; davalı şirket ile, davalı şirketin banka hesabının bulunduğu şube arasında bir kredi sözleşmesi imzalanıp imzalanmadığı, bu kredi sözleşmesinde davacının kefil ve ipotek veren olarak sorumluluğu bulunup bulunmadığı, kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle bankaca hesap kat edilerek idari ve adli takibe geçilip, davacıya noter ihtarı gönderilip gönderilmediği hususlarının tespitinden sonra, davacıların dayandıkları 16 adet banka dekontunda yer alan ödemelerin banka kayıtları üzerinde tespiti yapılarak, bu ödemelerin davacılardan kim tarafından yapıldığı ve ödemelerde açıklama olarak kefalet nedeniyle ödeme yapıldığı hususunda açıklama olup olmadığı hususları belirlenip, davacıların davalının hesabına davalı tarafından kullanılan kredi borcunun ödenmesi için kefalet amacıyla dava tarihine kadar yapılan ödemeler saptanıp, saptanan bu miktarın tahsiline karar verilmesi gerektiğinden, kararın bozulması gerektiği-
Davacının, bozmadan sonra ıslah dilekçesi ile menfi zarar talebinden feragat edildiği kabul edilerek davacı vekilince dava dilekçesinde 10.000 TL olarak talep edilen alacağın ne kadarının cezai şart ve ne kadarının menfi zarar ve ne kadarının müspet zarar için talep edildiğinin sorulup açıklattırılarak saptanması, daha sonra mevcut bilirkişi raporlarındaki verilerin değerlendirilmesi ve mahkemece takdir edilen hususlar da belirtilerek görevlendirilecek bir bilirkişiden davacının müspet zararının hesaplandığı bir raporun alınması ve bu raporun taraf vekillerine tebliğ edilmesi ve taraf vekillerinin itirazları olursa, itirazları karşılayacak ek rapor alınması gerektiği, böylece davacının talep edebileceği müspet zarar hesaplatıldıktan sonra davacının cezai şarta ilişkin davasını, davalının muvafakati ile geri alınmış olması nedeniyle, bu dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının menfi zararına ilişkin davasının feragat nedeniyle reddine, müspet zarar yönünden ise, bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı göz önüne alınarak sadece dava dilekçesi hakkında yaptırılan açıklamaya göre talep edilen müspet zararı geçemeyecek şekilde hükmün kurulması gerektiği-
Davalı banka "davacının banka nezdindeki maaş hesabından davacının kredi kartından kaynaklanan borcunu mahsup ederken davacının imzaladığı sözleşmedeki rehin/mahsup haklarına dayandığını" belirttiğinden, mahkemece davalının bu savunması üzerine durulmadan, davalı bankanın sözleşme kapsamında haksız davranışının nasıl saptandığı, sözleşmelerin ilgili maddeleri de belirtilmek suretiyle açıklanmadan yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu- Mahkemece, davalı banka kayıtları üzerinde uzman bilirkişiye inceleme yaptırıp, davacının davalı bankaya kredi kartı borcu bulunup bulunmadığı ve davalı bankanın yaptığı kesintilerin bu borcun tahsilini sağlayacak miktarda olup olmadığı ve sözleşmeyle davacının davalı bankaya hesap üzerinde böyle bir tasarruf hakkı verip vermediğini saptaması gerektiği-
Somut olayda Özel Dairenin bozma kararında emlakçılık yapan kişilerin bulunduğu bilirkişilerden rapor alınması gerektiğine işaret edilmiş ise de, bilirkişi heyetinde bulunan gayrimenkul değerleme uzmanı dava konusu hakkında ve alınması gereken bilirkişi raporunun niteliğine göre özel ve teknik bilgiye sahip, bilirkişilik yapabilecek uzman bir kişi olduğu- Bu nedenle davanın çözümü için ayrıca emlakçılık yapan bilirkişiden görüşünün alınması gerekmeyeceği-