Dosya kapsamına göre, kaza günü kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, davacının yolcu olarak bulunduğu, davalıya sigortalı aracın sürücüsünün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 57/1-a maddesinde düzenlenen geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermemek kuralını ihlal ettiği- Kazaya karışan diğer aracın sürücüsünün ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a maddesinde düzenlenen kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamamak kuralını ihlal ettiğinin ifade edildiği-
Hakem Heyetince kusur raporu alınmadığı, davalı tarafından ise kusura itiraz edildiği-
hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmeliğe uygun düzenlenmiş olduğu- TRH 2010 Yaşam Tablosu ile progresif rant yöntemine göre yapılan hesaplamanın doğru olduğu- Davacının yaralanma bölgesi dikkate alındığında kask nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının yerinde olduğu- Davacının sürücü olması nedeni ile hatır taşıması indirimi yapılmayacak olduğu-
2. HD. 25.12.2024 T. E: 9779, K: 10442
Uyuşmazlık, asıl davada 140.000,00 TL, birleşen davada ise 138.880,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla başlatılan örnek 10 takibin imzaya ve borca itiraz nedeniyle durdurulması talebine ilişkin olup kesinlik sınırını geçmediği anlaşıldığından, anılan Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmadığı- Çekteki imzanın borçlu elinden çıktığı yönünde "kesin kanaat" içeren görüş bildirir raporlar ile kesin kanaat bildirmeyen Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunmadığı halde mahkemece raporlar arasında çelişki bulunduğu kanaatiyle imza incelemesi için ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınmasının hatalı olduğu- Anılı çek yönünden ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan alınan raporda “..çekteki keşideci imzaları ile şirket yetkilisi ..imzaları arasında biçimsel benzerlik görülmekle birlikte imzaların basit tersimli olması nedeniyle daha ileri bir tespite gidilemediği” kanaatine varıldığı, yine daha sonrasında alınan Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği’nden alınan raporda “..tetkike konu imzanın borçlu eli ürünü olup olmadığı hususunda menfi veya müspet kanaat bildirilmediği..” kanaatine varıldığı bildirilmekle hükme esas alınan bu raporların kesin kanaat içermediği açık olup kesin kanaat içermeyen ve uyuşmazlığa çözüm getirecek nitelikte olmayan raporlara dayanarak karar verilmesinin de isabetsiz olduğu- Bu çek yönünden imzanın "borçlu eli ürünü olduğu" bildirilmiş olduğundan, mahkemece kesin kanaat içeren bu raporlar dikkate alınarak bu çek yönünden imzaya itirazın reddine karar verilmesi gerekirken kesin kanaat içermeyen raporlar hükme esas alınarak yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisinin hatalı olduğu-
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesinin zorunlu olduğu- Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekeceği-
İtiraz Hakem Heyetince, davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yetkili sağlık kurulundan çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
İtiraz Hakem Heyetince; davacıda oluşan yara nedbesinin (skar) keloid veya hipertrofik skar niteliğinde olup olmadığı ve vücut yüzeyinin yüzde birinden fazla alanı kaplayıp kaplamadığı hususlarına dikkat edilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve davacının maluliyetine konu yaralanmasının skar izinden kaynaklı olmasına göre, içerisinde uzman dermatolog ve plastik cerrahi uzmanının da bulunduğu yetkili sağlık kurulundan dosyadaki raporlar arası çelişkiyi gideren, denetime elverişli bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
28038 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 4/1 maddesi ile Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ödemekle yükümlü olacağı miktarın Sağlık Uygulama Tebliği'nde yer alan hükümler doğrultusunda hesaplanacağının düzenleme altına alındığı, oysa normlar hiyerarşisi gereği izahtan varestedir ki; Kanun'un lafzına ve amacına aykırı olarak yönetmelik hükmü getirilemeyeceği gibi, taraflardan birine Kanun ile getirilen sorumluluğun, Yönetmelik hükmü ile ne daraltılabileceği ne de genişletilebileceği, kaldı ki Sağlık Uygulama Tebliği'nin 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının iptali istemiyle Danıştay 15. Dairesi 2013/7713 Esas sayılı dosya ile dava açılmış, Danıştay 15. Dairesince "2918 sayılı Kanun'un 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren değişik 98 inci maddesinde, trafik kazaları sebebiyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağının belirtilmesine rağmen, dava konusu Yönetmelik hükmüyle, tedavi giderlerinin, Kurumun sosyal güvenlik politikaları uyarınca belirlemiş olduğu Sağlık Uygulama Tebliğinde yer alan hükümler doğrultusunda karşılanacağı yönünde kısıtlama getirilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır." gerekçesiyle; Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 4 üncü maddesinin 1 inci bendinde yer alan "Kurum tarafından Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda" ibaresinin 14.11.2013 tarihinde yürütmesinin durdurulmasına, 16.03.2016 tarihinde de "Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililere Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 4. maddesinin 1. bendinde yer alan "...Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) yer alan hükümler doğrultusunda" ibaresinin iptaline karar verildiği, anılan iptal kararı gereği, 6111 sayılı Kanun kapsamında kalan belgeli tedavi giderleri için SUT esaslarının uygulanması imkanının kalmadığı, bu hukuki olgular karşısında, Kanun gereği kazazede için özel ve resmi sağlık kurumunda yapılan her türlü tedavinin, gerçek zarara işaret etmesi ve yaralanma ile uygunluk göstermesi şartı ile davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nın sorumluluğunda olduğunun, bunun aksine Yönetmelik hükmüne itibar edilemeyeceğinin kabulü gerekeceği, bu doğrultuda uygulanan tedavilerin sigortalının yaralanmasının mahiyeti ile uyumlu olup olmadığı, irdelenmek suretiyle uzman doktor bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, davacı tarafından talep edilen tedavi giderlerinden 2918 sayılı Yasa'nın 98 inci maddesi kapsamında kalanların ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğuna esas olanların belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
İtiraz Hakem Heyetince, kaza tespit tutanağı ve ceza mahkemesi dosyası da, dosya içerisine alınarak, dosyanın Adli Tıp Kurumu, İTÜ Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Fen Heyeti gibi kurumlardan seçilecek konusunda uzman üç kişilik bilirkişi kuruluna tevdii ile kaza tespit tutanağı, dosya kapsamında alınan kusur raporu ve tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti ve meydana gelebilecek çelişkilerin giderilmesi yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınması, ondan sonra dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip varılacak sonuca göre (davalı lehine usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) karar verilmesi gerekeceği- Davacının, kaza tarihinde zorunlu trafik sigortası olmayan traktörde yolcu olarak bulunduğu, davacı ile dava dışı sürücü .............'in arkadaş oldukları sabit olup davacının bu taşıma için sürücüye ücret ödemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunun kabul edilmesi gerekeceği, bu durumun aksi ispat edilemediğinden davalı vekilince süresinde yapılan hatır için taşıma savunmasına itibar edilerek TBK’nın 51 inci maddesi gereğince Dairenin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekeceği- 5684 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinin (17) numaralı fıkrası, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü ve AAÜT’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği-
