Vekil konumunda olan doktorların bilim ve teknolojinin getirdiği bütün imkanları kullanmak suretiyle özen borcunu yerine getirmeleri gerektiği- Davaya konu husus, hakimin hukuk bilgisi dışında teknik bilgiyi gerektiren bir durum olduğuna göre, mahkemece davaya konu olayda rapor düzenlemeye ehil ve donanımlı bir Üniversiteden, aralarında dava konusu hususta uzman, akademik kariyere sahip 3 kişilik bilirkişi kurulundan, yapılan işlemin tıp bilimi açısından uygunluğu hususunda, davacı iddialarını aydınlatacak şekilde, davalılara atfı kabil bir kusur olup olmadığı hususunda, nedenlerini açıklayıcı, taraf, Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak, davalıların kusurlu olup olmadığının belirlenmesi, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- Hukuk hakiminin, ceza hakminin beraat kararıyla bağlı olmadığı-
İİK. mad. 167 uyarınca, alacaklının, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, hem kambiyo senetlerine özgü icra takibi ile beraber ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapmasında bir engel bulunmadığı- Davacı borçlunun borçlu olmadığı miktarın dava tarihleri itibariyle tespit edileceği- Bilirkişiden rapor alınarak öncelikle alacaklının başlattığı icra takiplerinin tarihi itibariyle alacak belirlendikten sonra dava tarihine kadar yapılan ödemeler öncelikle faize mahsup edilerek dava tarihi itibariyle alacak belirlendikten sonra borçlu olunmayan miktar yönünden menfi tespite karar verilmesi gerektiği-
El atmanın haksız eylem niteliğinde olup, bir el atma olgusu bulunup bulunmadığı ve bunun sonucu olarak ecrimisile hükmedilip hükmedilemeyeceği tarafların gösterdikleri tanıkların dinlenmesi ile ortaya çıkartılacağı- Ecrimisil hesabının uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmesi gerektiği- Alınan bilirkişi raporunun somut bilgi ve belgeye dayanması, tarafların ve hakimin denetimine açık olması ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK. mad. 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gerektiği, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmesi, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmesi, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılması, üstün veya eksik taraflarının belirlenmesi gerektiği- Kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirleneceği ve sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edileceği-
Dava dilekçesinde "davacının 18.08.2008-15.08.2010 tarihleri arasında davalı işveren bünyesinde çalışmakta iken davalı işyerinden çıkışının yapıldığını, aynı gün işyerine gelen dava dışı ...AŞ firması yetkilililerince, yeni iş sözleşmesini imzalanmadığı takdirde davalı işyerinde çalışmaya devam edemeyeceğinin ifade edildiğini, işten çıkma baskısı altında sözleşme imzaladığını ve aynı şekilde çalışmaya devam edildiğini, davalı şirketin bu yola başvurması ile ücretlerin ve sosyal hakların düşürüldüğünü" ileri sürmüş ve davalı ile dava dışı alt işveren arasındaki ilişkinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı ve muvazaaya dayanıp dayanmadığı hususu mahkeme tarafından yeterli derecede araştırılıp değerlendirilmemiş, özellikle, davalı firma ile dava dışı AŞ şirketi arasında yapılan sözleşme içeriği, sözleşme içeriğinde alınan hizmetin kapsamı ve davalı firmanın faaliyet konusu, alt işveren şirket tarafından yapılan işte davalı firmanın işçisi çalışıp çalışmadığı gibi hususlar araştırılmamış olduğundan, mahkemece, uyuşmazlık konusu döneme ilişkin hizmet alım sözleşmeleri ve eki şartnameler getirtilerek, genel muvazaa denetimine ilişkin olarak gerekirse uzman bilirkişiler eşliğinde keşifle yerinde inceleme yapılması, davacının fiilen yaptığı iş ve bu işin hizmet alım sözleşmesi kapsamında belirlenen iş olup olmadığının tespit edilmesi, işyerinde davalı asıl işveren işçileri ile dava dışı alt işveren işçilerinin aynı işi yapıp yapmadıkları, davalı ile dava dışı alt işveren arasındaki ilişkinin kanuna uygun kurulup kurulmadığı, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği-
İİK. mad. 24/son uyarınca, icra müdürünün belirlediği taşınırın değerinin taraflarca şikayet konusu edilmesi halinde, icra mahkemesine denetleme yetkisi tanıdığının, bu denetlemenin de icra hakimi tarafından uzman bilirkişiden yardım alınmak suretiyle gerçekleştirebileceğinin kabulü gerektiği- Mahkemece, dava konusu ayıplı aracın (2010 model) teknik donanımını gösteren bilgi ve belgelerin (araç kataloğu, kitapçığı vb) temin edilerek bu araçtaki özellikler ile haczin yapıldığı tarihteki aynı marka ve model (sıfır kilometre) aracın yine teknik donanımını gösteren bilgi ve belgelerin (araç kataloğu, kitapçığı vb) getirtilerek (bilirkişi incelemesiyle) fiyata etkili teknik donanımlarının karşılaştırılması, bu suretle ayıplı araçta bulunmayan özelliklerin değerleri tespit edilip, bu karşılığın haciz tarihindeki sıfır kilometre aracın değerinden mahsubu suretiyle ayıpsız araç yerine talep edilebilecek miktarın bulunması gerektiği-
İlamda yenisi ile değiştirilmesine karar verilen ayıplı araç ile aynı marka ve model “0” km bir aracın teknik donanımlarını gösteren bilgi, belge ve varsa donanımı gösteren araçlara ait kitapçıkların taraflardan temin edilerek, farkların somut olarak tespiti, üstün ve eksik özelliklerin ve parasal karşılıklarının belirlenmesi; “0” km yeni araçta bulunup da ayıplı araçta bulunmayan aksamın değeri düşülmek suretiyle ayıplı aracın haciz tarihindeki (icra dosyasındaki değer belirleme tarihindeki) değerinin ne olacağı hususunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağı- Mahkemece davacı sigorta şirketinden dava dışı sigortalısı tarafından davaya konu mutfak dolabının satıldığına dair fatura varsa temin edilerek, aralarında imalatla uğraşan bir mobilyacı bilirkişi ve iki mimar bilirkişinin yer aldığı 3 kişilik heyetten aldırılacak rapor ile aynı ürünün hasar tarihindeki muadil piyasa fiyatı da araştırılarak davacı sigorta şirketinin iddiaları da gözetilip sigortalısına gerçekte ödemesi gereken miktar belirlenerek sonucuna göre her bir birleşen dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulması ve gerekçeli karar başlığında da tarafların asıl ve birleşen davalardaki konumlarının belirtilmesi gerektiğinin gözetilmesi gerektiği-
Mahkemece, davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsü ile davalıya zorunlu trafik sigortalı aracın dava dışı sürücüsünün kusur durumlarının tespiti için alanında uzman bir bilirkişiden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor aldırılarak, sonucuna göre davalı sigorta şirketinin sigortalı aracın kusuru nispetinde sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesinin doğru olmadığı-
Bilirkişinin oy ve görüşünün hakimi bağlamayacağı ve hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği- Hakimin bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor ya da sözlü açıklama alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği- Hakimin bir kez bilirkişi incelemesine karar verildikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceğinin kabul edilemeyeceği-
Menfi tespit davasında davacı şirket yetkilisinin çekin keşide tarihinden önceki imzalarının (asılları ) getirtilerek bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği-