Dava konusu ............. tarihli haciz, davacı 3. kişinin ticaret sicil adresinde yapılmakla birlikte haciz mahallinde borçlu ...............'in imzasının bulunduğu 02.04.2019 tarihli protokol, patent başvuru belgesi ve 05.02.2018- 22.10.2018 tarih aralığına ilişkin ‘..............; şeklinde güncel ve muhasebesel evraklar görüldüğü, öte yandan, davacı 3. kişinin 07.02.2018 tarihinde kurulduğu, dayanak takibin 23.11.2018 tarihli çekten kaynaklandığı, çeklerin ileri vadeli olarak düzenlenmesinin mümkün olduğu, borçlu şirketin tek ortağı ............in kardeşi ............’in bir süre 3. kişi şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev aldığı, borçlunun ticaret sicile adresine çıkartılan ödeme emrinin TK 35 uyarınca tebliğ edildiği, borçlunun faaliyetine devam ettiğine dair dosyaya yansıyan bilgi belge bulunmadığı, mahkemece davacı 3. kişinin dayandığı delil ve bilirkişi raporu nazara alınarak davacının mülkiyet karinesinin aksini ispatladığı kabul edilmiş ise de borçlu ile 3. kişi arasında mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlemler yapıldığının anlaşıldığı buna göre taraflar arasında muvazaanın varlığının kabulü gerektiğinden davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu haczin, üçüncü kişi şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinde yapıldığı, ticaret sicil kayıtlarına göre borçlunun bu adreste hiç faaliyette bulunmadığı, borçluya ödeme emrinin farklı adreste tebliğ edildiği, haciz sırasında borçlu şirket ortağı ve yetkilisinin hazır bulunmadığı, haciz mahallinde borçlu adına düzenlenmiş belge bulunmadığı görülmekle mülkiyet karinesi davalı üçüncü kişi lehine olup, mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiği- Ticaret sicil kayıtlarına göre, 3. kişi şirketin ortak ve yetkilileri ile borçlu şirket arasında bağ kurulamadığı, borçlu şirket çalışanı üçüncü kişi şirkette genel müdürlük görevi üstlendiği anlaşılmış ise de, anılan şahsın borçlu şirket ortağı veya yetkilisi olmaması, ayrıca borçlu şirketten ayrılan bir kısım işçinin üçüncü kişi şirkette çalışmaya başlaması hususlarının üçüncü kişi lehine olan karinenin aksini değiştirmeye yeterli olmadığı, üçüncü kişiler ile borçlu şirket arasında ticari ilişkiye rastlanılmadığı tespitini içeren bilirkişi raporunun üçüncü kişi lehine olan karineyi desteklediği, bilirkişi raporunda borçlu ile 3. kişinin faaliyet alanlarının farklı olduğu tespitinde yapıldığı-  Bu durumda, davacı alacaklının dayandığı deliller karinenin aksini ispata yeterli görülmediği-
Dava konusu 09.08.2016 tarihli haciz, davadışı şirketin ticaret sicil adresinde yapılmış olup ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu şirketin tek ortağı olan ..........’un, davadışı şirketin yönetim kurulu başkanı ve yetkili temsilcisi olduğu görüldüğünden, davacı alacaklının delil olarak dayandığı ............... İcra Müdürlüğünün ............... Esas sayılı dosyasında dava konusu hacizle aynı yerde 19.02.2016 tarihinde yapılan haciz de, hazır bulunan şahsın, borçlu ve davadışı şirketin sahibi olduğunu, borçlunun çalışanlarının bir kısmının davadışı şirkete geçtiğini beyan ettiği görüldüğünden, öte yandan, dava konusu haciz mahallinin kapalı olduğu, davalı 3. kişinin haciz mahalline sonradan gelerek istihkak iddiasında bulunduğu anlaşıldığından, davalı üçüncü kişi, menkul malların taşınmazla birlikte davadışı şirkete kiraya verildiğini iddia etmiş ise de buna dair kira sözleşmesi sunamadığı gibi menkul malların kendi zilyetliğinde bulunduğu yönünde bir iddiası da bulunmadığından, İİK'nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu- Davanın İİK m. 99 gereğince alacaklı tarafından açılmasının ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı, bu yasal karinenin aksinin davalı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği, davalı 3. kişi tarafından, kira ilişkisi delillendirilmediği, mahcuzlara dair fatura vs belge sunulmadığı, dava konusu haczin yapıldığı adreste ticaret sicile göre faal olan davadışı şirketin iflasına karar verilmesi nedeni ile İflas idaresince, hacze konu menkullerin müflis davadışı şirketie ait olup iflas masasına dahil edildiğinin bildirildiği görülmüş, bu durumda davalı 3. kişi karinenin aksini ispat edemediğinden, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü gerekeceği
İİK'nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu ve bu yasal karinenin aksinin davacı 3. kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiği- Davacının dayandığı deliller karinenin aksini ispata, yeterli görülmediği gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının delil olarak dayandığı 2014-2017 yıllarına ait ticari defterlerin kapanış tasdikinin yaptırılmamış olduğu, 2018 yılına ait envanter defterinin ibraz edilmediğinin anlaşıldığı-
Dosya içeriği ve UYAP kayıtlarına göre, ....... Bölge Adliye Mahkemesi ........... Hukuk Dairesi'nin kararıyla, borçlu şirketin iflasına karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin kararında da vurgulandığı üzere kararın temyiz edilmeksizin ......... tarihinde kesinleştiği, bu durumda, Mahkemece, adı geçen borçlu şirket yönünden, İİK'nin 193/2. maddesi uyarınca takibin düştüğü ve hacizlerin kalktığı, dolayısıyla dava konusuz kaldığından, istihkak davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, yargılama giderleri ile maktu karar ve ilam harcının ve nispi vekalet ücretinin davanın açılmasına neden olan tarafa yükletilmesi gerekirken istihkak davasının esasının incelenerek karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği-
Dava konusu haciz, 3. kişi şirketin ticaret sicil adresinde yapılmış olup, haciz mahallinde borçlu hazır olmadığı gibi borçluya ait evrakın varlığının da belirlenmediği, buna göre, mülkiyet karinesi davalı 3. kişi lehine olup, mülkiyet karinesinin aksinin davacı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği, davalı 3. kişi şirketin, borcun doğumundan, hatta takipten sonra kurulduğu, borçlu şirket ortaklarının karı-koca olduğu, ortaklardan ...........’in ise, 3. kişi şirket ortağı .........’in kardeşi olduğu, öte yandan, borçlunun ticaret sicilde kayıtlı adresinde faaliyetine devam etmediği, davacının delil olarak dayandığı MUSİAD belgeleri ve Twitter belgeleri de nazara alındığında 3. kişi ile borçlu arasında mal kaçırmak amacıyla muvazaalı işlemler yapıldığı görülmekle davacının karinenin aksini ispat ettiğinin kabulü gerekeceği görülmekle, davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Haczin davacı üçüncü kişinin ticaret sicilinde kayıtlı adresinde yapıldığı, ödeme emrinin borçluya bu adreste tebliğ edilmediği, üçüncü kişi şirket ile borçlu şirketin aynı adreste faaliyet göstermediği, üçüncü kişi şirketin borcun doğum tarihinden önce faaliyete geçtiği, kurucu ortakları arasında yer alan bir kişi, aynı zamanda davalı borçlu şirketin kurucu ortaklarındansa da, borcun doğumundan önce davacı üçüncü kişi şirketteki hissesini devrederek ortaklık ve müdürlükten ayrıldığı, üçüncü kişi şirketteki hissesini devretmeden önce ödenmemiş sermayesini ödemiş olduğu, üçüncü kişi tarafından sunulan faturaların kanuni süresi içinde açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davacı üçüncü kişi şirketin ticari defterlerine işlenmiş olduğu, menkullerin alışı yapılan dava dışı şirketlerin kanuni süresi içinde açılış ve kapanış tasdikleri yapılan ticari defterlerinde de bu faturalarının kayıtlı olduğu, haciz tutanağındaki yazılan menkullerin seri numaraları ile faturalardaki seri numaralarının örtüştüğü uyuşmazlıkta, haciz mahallinde borçlu şirkete ait bulunan belgelerin anılan ortağın üçüncü kişi şirketteki hissesini devretmeden önceki döneme ait olduğu ve bu nedenle haciz mahallinde belge bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacı üçüncü kişi şirket ile borçlu şirket arasında borcun doğum tarihi itibariyle organik bağ bulunmadığı ve şirketlerin benzer alanda faaliyette bulunmasının da tek başına organik bağ için yeterli olmadığı- Mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup davanın üçüncü kişi tarafından açılmasının ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı ve mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği- Davalı alacaklının delil olarak dayandığı ticaret sicil kayıtları, haciz tutanağı, ticari defterler, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporları ve tanık beyanlarının, karinenin aksini ispat için yeterli olmadığı- "İspat külfetinin davalı alacaklıda olduğu ancak TBK 133/2 gereğince temel borç ilişkisindeki borcun doğum tarihinin araştırılarak alacaklının dayandığı delillerin bu tarihe göre değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının bu değişik gerekçeyle bozulması gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Dava konusu haczin dayanak kira sözleşmesinde yer alan ve borçluya  ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmasına, dayanak kira sözleşmesinin borçlu ile yapılmış olmasına ve kira sözleşmesinde alt kira sözleşmesinin yasak olduğu belirtilmesine rağmen dava dışı .......... Şirketi yetkilisi haciz mahallinde hazır bulunmasına ve anılan şirketin ticaret sicil adresiniz haciz adresi olduğunun görülmesine göre, İİK'nın 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu- Davacı 3. kişi delil olarak borcun doğumundan sonra düzenlenmiş ve ayırt edici özellikleri içermeyen tarihli faturaya dayanmış olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda dayanılan faturanın ve ödemelerin deftere kayıtlı olduğu belirtmiş ise de;  davacı üçüncü kişinin ticari defterinin kapanış tasdiki olmadığı, görüldüğünden, ayrıca, davacı üçüncü kişi hacze konu mahcuzu borçlu ile malı birlikte elinde bulunduran dava dışı ............ şirketine kiraladığını iddia etmiş ise de buna ilişkin adi yazılı bir kira sözleşmesine dayanıldığı, kira ödemelerinin delil olarak sunulmadığı görüldüğünden, bilirkişi raporunda da kira ilişkisinin tespitine dair bir kayıt bulunamadığından, davacı 3. kişi tarafından delil olarak sunulan belgelerin, dayanılan delillerin  mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olmadığının kabulü gerekeceği-
Mahkemece yapılması gereken işin, öncelikle haczi uygulayan memur ile uzman bilirkişi eşliğinde haciz mahallinde keşif yapılarak, haciz mahallinin özellikleri ve davacının iddiaları da dikkate alınarak dava dışı firmalarla 3. kişi şirketin işyerlerinin aynı mı yoksa farklı yerler mi olduğunun belirlenmesi, haczin hangi adreste-bölümde uygulandığının netleştirilmesi, ayrıca haciz mahallinde kimlerin faaliyet gösterdiğinin tespiti için kolluk araştırması yaptırılması, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği adresin belirlenerek buna ilişkin tebliğ mazbatasının dosya arasına alınması ve borçlunun anılan adres veya ticaret sicil adresinde faaliyetine devam edip etmediğini belirlenmesi, yine üçüncü kişinin ticaret sicilde kayıtlı adreslerinde faal olup olmadığının tespiti için kolluk araştırılması yaptırılması, borçlu ve üçüncü kişi şirketin vergi kayıtlarının getirtilmesi, bunun yanında üçüncü kişi ile borçlu şirkete ait ticari defterler getirtilip bu defterler üzerinde araştırma yapılarak kira bedeli ödemelerinin defter kayıtlarında yer alıp almadığının belirlenmesi; davacı tarafından sunulan faturaların ödeme belgelerinin denetlenmesi için ek bilirkişi raporu alınması, bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Şikayet konu 21.09.2020 tarihli haciz borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmamış ise de, borçlu şirketin haczin yapıldığı adresten 23.01.2018 tarihinde ayrıldığı, 29.01.2018 tarihinde ise üçüncü kişinin faaliyete başladığı, ne var ki, haciz mahallinde borçlunun ayrıldığı tarihten sonrasına ilişkin 11.03.2019 tarihli sipariş üretim belgesi, 06.02.2019 tarihli üretim formu, sigorta poliçesi gibi evraklar bulunmasına göre, haczin borçlunun elinde yapıldığını kabulü gerektiğinden şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-