Borçlu yargılama devam ederken vefat ettiğinden, borçlunun yerine mirası ret etmeyen mirasçının geçeceği, anılan şahıs yönünden davanın kabulü ile yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekeceği- Davanın İİK'nun 283/2. maddesi gereğince bedele dönüşmesi halinde, üçüncü kişinin davacının alacağından fazla olmayacak şekilde bu bedel ile sorumlu olması gerekeceği, bedel üzerinden faiz yürütülmesi mümkün olmadığından, bedel üzerinden dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin de isabetsiz olduğu-
davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gerektiği, borçlunun ölümü üzerine mahkeme kararı ile murisin (Borçlunun) mirasını reddettiğinin anlaşıldığı, M.K.'nun 605 ve devamı maddeleri uyarınca zorunlu hasım olan borçlunun en yakın mirasçıları mirası reddettiğinden terekenin iflas hükümlerine göre çözümlenmesinin gerekli olduğu, bu durumda, anılan mirasın reddi kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak kesinleşmesi halinde mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesinin sağlanması, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunması gerekeceği-
Taşınmazın maliki olmayan icra takibindeki diğer borçlu hakkında açılan tasarrufun iptali davasının pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerektiği-
Temyiz aşamasındayken davalının beyanına ve UYAP'ta mevcut nüfus kayıt bilgilerine göre davalı borçlunun vefat ettiği anlaşıldığından, davalı borçlunun mirasçıları tespit edilerek davaya davet edilerek taraf teşkili sağlanması, taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esasına girilerek taraf delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle hüküm tesisinin isabetli olmadığı- Davanın 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali davası olmasına rağmen gerekçede davanın İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığı- Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesinin öngörüldüğü-
Haklarındaki dava kabul edilen davalı borçlu ile 3. kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan, bu davalılar yönünden daha düşük olan tasarruf değeri üzerinden tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Davalı borçlunun tasarrufun iptali davası sırasında vefat etmesi halinde, mahkemece davacı vekilinden adı geçen davalının veraset ilamı istenerek mirasçılara tebligat yapılarak taraf teşkilinin sağlanması gerektiği-
Borçlu ile 3. kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan borçlunun veya 3. kişinin dava dilekçesinde yer almaması halinde yer almayan tarafa dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması gerekeceği, taraf ehliyetinin dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve re'sen incelenmesi gereken hususlardan olduğu-
Davaya dahil edilen 4. kişi durumundaki kişinin iyiniyetli olduğunun anlaşıldığından, anılan davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak önceki bozma ilamı ile 3. kişiye yapılan satışta iptal koşullarının mevcut olduğu belirlendiği ve tashihi karar istemi reddedilmiş olduğundan, davalı 3.kişi hakkındaki davanın bedele dönüştürülmesi suretiyle kabul edilmesi gerekirken, davalının taraf sıfatının kalmadığı belirtilerek İcra ve İflas Kanununun 282. maddesi hükmü nazara alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu-
İİK'nun 283/II. maddesine göre; iptal davası, 3. şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde 3. şahsın nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerektiği, bu ihtimalde dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde; dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahsın tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri ve bu halde; 4. kişi yönünden bedel farkı yeterli olmayıp kötü niyetinin somut delillerle ispatlanması gerektiği- Davalı borçlu tarafından borcun doğumundan sonra dava konusu taşınmazlar; davalı 3. kişiye, onun tarafından da, davalı 4. kişiye devredilmiş olup, davalı 4. kişi yönünden ivazlar arasındaki fahiş fark yeterli olmayıp kötü niyetinin de ispatlanmış olması gerektiği- Davalının emekli olup ticaret ile uğraşmamasına rağmen, üzerinde iş yeri bulunan 2 adet taşınmazı devralmış olmasının kötüniyetin göstergesi olamayacağı, bu sebep davanın davalı yönünden reddi gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları zorunlu dava arkadaşları olup, (İİK. 282 m.) davanın red sebebi aynı taşınmaza yönelik olduğunda bütün davalılar yararına tek vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiği, aynı taşınmaza ilişkin olsa bile borçlu ile doğrudan hukuki muamelede bulunmayan davalılar yararına ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği dikkate alındığında buna ilişkin karar düzeltme talebinin yerinde olmadığı-