İİK’nun 33 vd. maddelerinde ‘istemin reddi veya kabulü halinde icra inkar tazminatına hükmedileceğine’ ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığından, icra mahkemesince ‘itirazın reddi’ ya da ‘kabulü’ kararı ile birlikte inkar tazminatına hükmedilemeyeceği–
Takip konusu ilamın ancak ‘eda hükmü’nü içeren yargılama gideri ve avukatlık ücretine ilişkin kısmının (likit olan bölümünün) infaz edilebileceği–
İİK. 33 hükmünün sadece ‘mahkeme ilamı’na dayanan icra takipleri hakkında değil, ‘ilam hükmünde olan belge’lere dayalı takiplerde de uygulanacağı–
Mahkemece hükmedilmiş olan ‘iştirak nafakası’nın küçüğün reşit olmasıyla kendiliğinden sona ereceği (İştirak nafakasının –MK. 182 uyarınca- velayetin devam ettiği süre ile sınırlı olduğu)–
Borçlu tarafından dosya borcuna mahsuben yapılan ödemelerin, BK’nun 84. maddesi dikkate alınarak ödeme tarihi itibari ile gerçekleşmiş olan faiz ve masrafların öncelikle düşünülmesi (yani yatırılan paranın öncelikle işlemiş faiz ve yapılmış masraflara mahsup edilmesi) gerekeceği–
‘Takip konusu alacağın bir kısmının ödendiğine ilişkin itirazın borçlu tarafından 7 günlük süre içinde icra mahkemesine bildirilmesi gerekeceği–
İcra mahkemesince ‘kısa karar’ ile ‘gerekçeli karar’ arasında çelişki yaratılmış olması halinde, mahkemece -7/4 sayı ve 10.4.1992 tarihli İçt. Bir. K. doğrultusunda- verilen kararla bağlı olmaksızın, çelişkinin giderilmesi için, yeniden bir karar verilmesi gerekeceği–
Hakkın özünden feragat edilmediği sürece borcun ödenmiş olmasının, icra mahkemesine yapılan itirazın esasının incelenmesine engel teşkil etmeyeceği–
İİK’nun 33. maddesi uyarınca borçlunun ancak hüküm tarihinden sonraki dönemde gerçekleşen ifa nedenine dayalı olarak icranın geri bırakılmasını isteyebileceği, karar tarihinden önceki döneme ilişkin itfa iddiasının ilamın yargılaması sırasında mahkemede ileri sürülmesi gerekeceği veya Yargıtayda temyiz nedeni yapılması gerekeceği–
Borçlu tarafından yapılan ödemelerin - açıkça nafaka alacağı için olduğu belirtilmedikçe- nafakaya mahsup edilmemesi gerekeceği-