Dosyaya ibraz edilen ... tarihli ibranamede “ ... ASHM'nin ... sayılı dosya ve devamında ... 2. İcra Dairesi' nin ... sayılı dosyasından taraflar anlaştıkları için feragat ediyoruz. Her iki dosya nedeniyle borçlu ...' yı ibra ediyoruz.” açıklamasına yer verildiği ve alacaklı asil ile vekili tarafından imzalandığı, alacaklı vekili söz konusu ibranamenin yasanın aradığı koşulları havi olmadığını, bu hususların dar yetkili icra hukuk mahkemesinin görev ve inceleme alanına girmediğini belirttiğinden, imzalara itiraz etmediğinden, anılan ibranamenin İİK 33. maddesi kapsamında ödeme belgesi niteliğinde olduğu-
Borçlu hakkında geçerli bir icra takibinden söz edilmeyeceğinden tasarrufun iptali davasının ön koşul yokluğundan reddi gerektiği-
Davacı aleyhine başlatılan icra takibi ibra nedeni ile iptal edilmişse de, davacının kendisi icra takibine ve aracının haczedilmesine kendi kusurlu hareketleri ile sebep olmuş olması halinde, mahkemece "haksız haciz nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini"ne ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun ve ferilerinin itfa edildiğini yahut alacaklının kendisine bir mühlet verdiğini noterden tasdikli veya imzası ikrar edilmiş bir belge ile ispat edilirse, takibin iptal veya talikinin her zaman icra mahkemesinden istenebileceği, borçlunun takibin kesinleşmesinden sonra sunmuş olduğu alacaklının imzasını taşıyan belgede, "şikayete konu takip dosyasına ait hiç bir alacağın kalmadığının" belirtildiği, alacaklının belgedeki imzaya itirazı olmadığına göre, belgeye karşı üst kısmının sonradan doldurulduğu iddialarının dar yetkili icra mahkemesinde dinlenemeyeceği ve mahkemece şikayetin kabulü ile takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Borçlu vekiline 01.07.2014 tarihinde icra emri tebliğ edilmiş olup borçlu tarafça yedi günlük itiraz süresi geçirildikten sonra 11.12.2014 tarihinde İcra Mahkemesi'ne itfa itirazında bulunulduğu; bu durumda mahkemece, itirazın yedi günlük süre içinde yapılmadığı nazara alınarak süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi yerine, işin esasının incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Nafaka alacaklısı velayet hakkı sahibi anne, anılan ibranameyi verdiği tarihe kadar ki birikmiş nafaka alacağından feragat edebilir ise de, çocuğun üstün yararı gözetilerek ibraname tarihinden sonra işleyecek çocuk lehine hükmedilmiş iştirak nafakasından feragat edemeyeceğinin kabulü gerekeceği-
Borçlunun (kısmi) ödeme iddiası dikkate alınarak TBK'nun 100. maddesi (BK'nun 84. maddesi) ve İİK'nun 33. maddesi gözetilerek, Yargıtay denetimine imkan verecek şekilde, bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle borç miktarının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, denetime elverişli olmayan icra müdürlüğü cevaplarıyla sonuca gidilmesinin hatalı olduğu-
Karşılıklı edim içeren protokolün, İİK. mad. 33/2 kapsamında borcun imhaline imkan kılacak nitelikte bir belge olmadığı-
İcranın geri bırakılması kararı alınması halinde, ilama konu mahkeme kararı kesinleşinceye kadar borçlu aleyhine her hangi bir takip muamelesi yapılması mümkün değildir ancak; buna imkan tanıyan ihtiyati haciz kararı verilebilir mi?
İlam vekalet ücreti dışında kalan alacak kalemleri için takas-mahsup talebinde bulunulmasında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığı, mahkemece bu kabul doğrultusunda talebin kısmen kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
