Mahkemece, yüklenici davalının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirip getirmediği, davacı arsa sahibinden alacaklı olup olmadığı araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sadece ibranameye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı, temyiz aşamasında davacı vekilinin, davaya konu icra dosyasına ödemede bulunduklarını iddia ettiği, davacı tarafça icra dosyasına ödemede bulunulduğu takdirde İİK’nun 72/6. maddesi uyarınca davanın kanunen istirdat davasına dönüşeceği de göz önüne alınarak, sonucuna göre karar vermek gerekeceği-
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, haciz ihbarnamesi tebliğ tarihi itibariyle 20.3.2010 tarihli protokolün ticari defterlere henüz işlenmemiş ve bu protokol gereğince verilen senetlerin de henüz ödenmemiş olduğu tespit edilmesine rağmen, davalı 3. kişilerin borçluya borcu olduğu iddia edilen ve protokol ile haciz ihbarnamesinin de konusunu teşkil eden borçlu şirket tarafından davalı 3. kişiler aleyhine açılan itirazın iptali davasında hükmedilen alacak kalemleri toplamı olan 61.695,00 TL tutarın, haciz ihbarnamesi tebliğ tarihinden önce ödendiğinin ve üçüncü kişilerin borçluya borçlu olmadığının kabulü yönündeki bilirkişi raporunun çelişkili ifadeler içerdiğinin ve hüküm kurmaya elverişli olmadığının kabulü gerekeceğinden; mahkemece dosyaya kazandırılan deliller üzerinde yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak, 89/1 haciz ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihte borçlunun 3. kişilerden istenebilir, kesin nitelikte bir alacağının bulunup bulunmadığı belirlenerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
İcra müdürlüğünce "İski'nin mallarının haczedilemez olması nedeniyle haciz ihbarnamesi gönderilmesi talebinin reddine ilişkin verilen kararın iptali için icra mahkemesine başvurulması halinde, uyuşmazlığın duruşmalı olarak incelenmesi gerektiği-
İİK. mad. 89/4 uyarınca açılan tazminat davalarında, alacak gerçekte belirli bir alacak olduğundan, bu tazminat alacağının belirsiz alacak davasına konu edilemeyeceği-
Şirket ortağı, borçlu şirket bakımından üçüncü kişi sayılacağından, şirket ortağı olan şikayetçiye 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesinde yasaya uymayan bir yönün bulunmadığı-
3. kişinin birinci haciz ihbarnamesine yasal süresinden sonra itiraz ettiği anlaşıldığından, İİK.nun 89/4. maddesinde öngörülen tazminat davasının şartları oluşmadığı- “Taleple bağlılık” ilkesine aykırılık oluşturacak şekilde davalı şirket yanında diğer davalılar aleyhine de hüküm kurulmasının doğru olmadığı-
Şikayetçinin, tebliğ yapılan kişinin çalışanı olmadığına yönelik beyanı karşısında, bu hususun araştırılıp konu ile ilgili tarafların delillerinin toplanması gerektiği- Birinci haciz ihbarnamesinin usulüne uygun tebliğ edilmediğinin tespiti halinde, birinci haciz ihbarnamesine ıttıla tarihine göre süresinde itiraz edilmiş ise, artık şikayetçiye ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamesi çıkarılamayacağından, bir başka anlatımla ikinci ve üçüncü haciz ihbarnameleri yok hükmünde olacağından, ilk haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi ile ikinci ve üçüncü haciz ihbarnamelerinin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Korkuteli Belediye Başkanlığı'nın borçlarının, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na devrine ilişkin "Borçlar Devir Tutanağında" devri yapılacak borçların kaynağı, muhatap ve miktarları ile devredildiği kurumların beş ayrı kalemde sayılmak suretiyle sınırlandığı, takibe konu alacağın konusunun ise, sebepten mücerret bono olduğu anlaşıldığından, takip konusu borcun devir kapsamında olmadığının anlaşıldığı, o halde, mahkemece şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Kendilerine haciz ihbarnamesi tebliğ edilen şikayetçi 3. kişilerin vekili olduğundan bahisle 2. haciz ihbarnamesine itiraz eden avukat tarafından HMK. mad. 77/1 gereğince çıkarılan muhtıra ile verilen süre içerisinde vekaletname ibraz edilmediğinden, anılan avukatın bu haliyle işlem yapma olanağı bulunmamakta olup, itirazının yok hükmünde olduğu, şikayetçiler tarafından sonradan icazet verilmiş olmasının da itirazın geçerli sayılmasına sebep teşkil etmeyeceği-
Bozma ilamına uyulmasına karar verildiği -ancak herhangi bir gerekçeye ve bozma gerekçelerine yer vermeksizin- bozma kararı doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesine rağmen devamla bozmayla çelişir şekilde “usulsüz tebliği öğrenme tarihinin düzeltilmesine ve bu tarihten itibaren şikayetin dikkate alınmasına” karar verilmesinin doğru olmadığı-