Yerleşik içtihatlara göre alacaklının somut olaya ilişkin haciz talepleri üzerine borçlunun bankadaki tüm hesaplarına haciz konulması gerekeceği- İcra müdürlüğünün ya da Bankanın hesapların haczedilebilir olup olmadığını araştırma ve değerlendirme gibi bir görevi bulunmadığı, zira bu hususun, borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması halinde mahkemece yapılacak incelemede değerlendirilip, sağlıklı bir şekilde sonuca bağlanması gerekeceği- Ancak, haciz talebi dışında hesaptaki paraların nereye aktarıldığı gibi bilgilerin sorulmasının talep edilmesi ve icra müdürlüğünce bu hususta araştırma yapılması mümkün bulunmadığı-
Davalı üçüncü kişi şirketin tazminatın sorumlusu olduğu sabit olup, davalı şirketin bozma sonrası davaya dahil edilmediği görülmekle, taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek ve davalı üçüncü kişi şirketin yetkilisi olan sanıklara husumet yöneltilerek aleyhlerine tazminat takdir edilmesinin isabetsiz olduğu- Mahkemece; husumetin davalı üçüncü kişi şirkete yöneltilerek bozma ilamı ve duruşma gününün usulüne uygun olarak tebliği ile taraf teşkilinin sağlanması, üçüncü kişiye savunma imkanı tanınıp varsa delilerinin toplanması ve anılan eksiklikler giderildikten sonra yargılama yapılması gerektiği-
12. HD. 04.02.2025 T. E: 2024/5393, K: 680
İİK'nın 89/4 maddesi uyarınca; icra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel hükümlere inceleneceği; nitekim, bu tür bir davada, HMK'nın 120. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15. ve 16. maddeleri uyarınca belirlenen dava değeri üzerinden Harçlar Kanunu'nun 26, 27, 28, 30 ve 32. maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı- Mahkemece, öncelikle davacıya birinci haciz ihbarnamesindeki borç miktarı üzerinden nispi harcı tamamlaması için Harçlar Kanunu' nun 30. maddesine uygun şekilde kesin süre verilerek, nispi harcın tamamlattırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
İİK m. 89'da yer alan tazminatın konusu, haciz ihbarnamesine karşı üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunması sebebiyle takip alacaklısının uğradığı zarar olduğu- Bu davada, üçüncü kişinin gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmesi gerekeceği- Üçüncü kişinin beyanının aksi, İİK'nın 68. maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her türlü delille ispat edilebileceği-
Somut olayda, üçüncü kişi ... Milli Eğitim Müdürlüğü'nün, dava dışı borçluya, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle kesinleşmiş ve muaccel bir borcunun bulunup bulunmadığının tespiti için, öncelikle taraflara ait tüm ticari defter ve belgeler ile 2015 yılına ait ticari defterlerin temin edilerek, taraflara ait ticari defterlerin açılış kapanış tasdiklerinin de belirlenmesi suretiyle, asıl borçlu ve üçüncü şahıs arasında düzenlenen sözleşme hükümleri de dikkate alınarak, tarafların 2015 yılına ait defter kayıtlarını oluşturan defter ve belgelerle birlikte banka hesapları, ödeme belgeleri ile belgeler (Fatura, Çek, Hakediş, Teminat Mektubu, Avansla ödemeleri, Banka dekontları vb. evrakların) üzerinde karşılaştırmalı olarak bilirkişi incelemesi yaptırılıp, haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle borçlunun davalı üçüncü şahıstan kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının olup olmadığının net olarak tespit edilerek, sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdiri gerektiği-
Üçüncü kişilerin icra dosyasının borçlusu olan şirkete kesinleşmiş ve muaccel bir borçlarının olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilmesinin hatalı olduğu-
İİK m. 89/4 uyarınca açılan tazminat davasında, tarafların göstereceği deliller, ticari defterler ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak, "ihbarnamenin tebliğ tarihi" itibariyle, borçlunun, üçüncü kişiden "istenebilir hale gelmiş", "kesin" nitelikte bir alacağının mevcut olup olmadığının genel hükümler çerçevesinde belirleneceği (bu maddeye göre tazminata hükmedilebilmesi için, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği tarihi itibariyle borçlunun üçüncü kişi nezdinde "kesinleşmiş", "muaccel" bir alacağının bulunmasının zorunlu olduğu- Somut olayda, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinin tebliğ tarihi itibari ile kesinleşmiş, muaccel, istenebilir hale gelmiş, miktarı tam olarak belli likit bir alacağın mevcut olmadığının tespit edildiği, tek başına farklı bir takip dosyasına ödeme yapılmasının İİK m. 89/4.'de geçen tazminatın kabulü koşullarının oluştuğu anlamına gelmeyeceği- Davalı üçüncü kişinin cevap dilekçesinde "diğer takip dosyasına yapılan ödemenin sehven yapıldığının" belirtildiği ve ödeme sebebi ile sebepsiz zenginleşmeye dayalı dava açıldığı, yine dosyada mevcut .. D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda "davalı ile borçlu arasındaki işin tamamlanmadığının sabit olduğu" ve yine her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesi’nin gerekçesinde dilekçede "ikrardan" bahsedilmiş ise de, davalının beyanında aynen “sehven ödeme yapılmış ancak ... borçlu şirketle ilgili henüz her türlü ihtilaftan ari, kesin bir hesap çıkmamış olduğundan sehven yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda geri alınması için ... dava açılmıştır.” ifadesinin herhangi ikrar anlamına gelmeyeceğinin anlaşıldığı-
İlk defa bölge adliye mahkemesince verilen ve CMK 272/3 kapsamı dışında kalan mahkûmiyet kararları hariç olmak üzere, ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararlarının temyizi mümkün olmadığı-
Üçüncü kişiye gönderilen birinci haciz ihbarnamesine itiraz tarihinde icra takibinin kesinleşmediği görülmekle geçerli bir itiraz bulunmadığından üçüncü kişinin haksız fiilinden söz edilemeyeceği, dolayısı ile haksız fiilden kaynaklı tazminat sorumluluğu da doğmayacağı- İİK'nın 89/4. maddesine göre istenebilecek tazminat miktarının, birinci haciz ihbarnamesi ile istenen miktarı aşamayacağı, ancak 89/1. haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle borçlunun 3. şahıs davalıdan alacağı tutarında tazminata hükmedilebileceği-