Kira ilişkisi sona erdiği halde taşınmazda oturmaya devam eden ki- racının fuzuli şagil sayılacağı, taşınmaz malikinin MK.683 uyarınca elatmanın önlenmesini isteyebileceği–
İştirak halinde mülkiyet konusu olan taşınmaza, hissedarlardan bi- rinin diğer hissedar aleyhine açtığı elatmanın önlenmesi davasında «müşterek mülkiyet», hükümlerinin uygulanacağı (MK. 640 uyarınca iştirakin sağlanmasına gerek bulunmadığı)–
«Çap»ın mülkiyet belgesi olduğu–
Kiracının ölümü sonucu mirasçıların aynı yerde işi devam ettirmeleri halinde kiralayan tarafından mirasçılar aleyhine fuzuli işgal ne-deni ile elatmanın önlenmesi davası açılamayacağı–
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi davasında, aletli (takomet-rik) ölçüme dayalı rapor alınması gerekeceği–
Miras bırakandan kalan taşınmaza yönelik el atmanın önlenmesi davasının tüm mirasçılar tarafından açılması veya bir ya da birkaç mi- rasçı tarafından açılan davaya diğer mirasçıların katılmasının sağlanması veya davanın terekeye atanacak temsilci tarafından açılması gerekeceği–
Kamu malı niteliğindeki yolun, özel mülkiyete konu teşkil edemeyeceği–
Evlenme nedeniyle kadına aileler ve yakınlarınca takılan ziynet eşyalarının, ülke gerçekleri ve yöresel geleneklere göre bir yerde kadının geleceğinin güvencesi olduğu, bu nedenledir ki kadının oluşan şartlar altında müşterek evi terk ederken geleceğinin güvencesi olan ziynet eşyalarını, beraberinde götürdüğünün kabulünün gerektiği, ancak, kadının müşterek yuvadan ayrılışı, iradesi dışında cebir ve şiddete maruz kalması sonucu veya takıları düşünmesinin, olayların doğal akışı içeririnde kendisinden beklenemeyecek derecede açık bulunan bir sebeple gerçekleşmesi halinin, önceki kabulün bir istisnasının olduğu-
Mülkiyet hakkının sınırsız bir hak olmadığı, kamu yararı gerekçe-siyle, bu hakkın özüne dokunulmaksızın, kanunla sınırlandırılabileceği–
Kural olarak, herkesin maliki bulunduğu taşınmazda dilediği gibi tasarrufta bulunabileceği, ancak, bu tasarruf hakkının sınırsız olmadığı, kavak ağaçlarının, özellikleri gözetildiğinde davacı taşınmazına gölge düşürmek suretiyle meydana getirdikleri zararın mahallin örf ve adetine hoşgörü sınırlarını aşan ölçüye vardığının saptandığı, bu durumda, rapor çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, ağaçların verdiği gölge sebebiyle bir önceki sene uğraşıldığı tesbit edilen zararın tazminine karar verilmekle yetinilmesinin doğru olmadığı-
