Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen, bozma sonrası yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı- Bozma ilamı doğrultusunda davacı ve davalı tanıkları yeniden dinlenerek davalının elatmanın önlenmesi istemi davasına konu taşınmaza müdahalesi olup olmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinin ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerektiği-
Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu-
Hükme esas alınan fen bilirkişisi raporunda davalının taşınmazının A harfi ile gösterilen balkon kısmı ve B harfi ile gösterilen bina kısmının yol boşluğunda kaldığı belirtildiğine göre yola elatma sabit olduğundan mahkemece elatmanın önlenmesi ve yıkıma karar verilmesi gerekeceği, binanın yıkımının fahiş zarar doğuracağı gerekçesiyle B harfi ile gösterilen bölüm bakımından davanın reddedilemeyeceği-
Davalı, adına kayıtlı olan dava konusu araçla ilgili dilediği şekilde tasarrufta bulunabilme hakkına sahip olduğundan ve anlaşma protokolünde de buna dair engelleyici bir hükme yer verilmediğinden, davalının, boşanma kararının kesinleştiği tarih ile dava konusu aracın üçüncü bir şahısa satıldığı tarih aralığında aracı kullanamamaktan dolayı oluşan zararının tespit edilerek tazminatın ona göre takdiri gerekeceği-
Davacının çekişme konusu 707 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki payını temlik ettiği gözetilerek, öncelikle 6100 sayılı HMK'nun 125. maddesindeki düzenleme uyarınca işlem yapılarak, yeni kayıt maliki Ata Madencilik Gıda İnşaat Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine tebligat yapılması, davayı takip ederse işin esası bakımından karar verilmesi, etmezse HMK'nın 150. maddesinin uygulanması gerekeceği-
E.tmanın önlenmesi ve kal davası yönünden, dava değeri olarak sadece binanın taşkın kısmının ve zemin bedelinin esas alınması gerekeceği, davalıya ait binanın tamamının davanın değerine katılarak bu değer üzerinden harç ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceği-
Murisin, en yakın yasal mirasçılarının tamamı tarafından miras reddolunduğundan, mirasçıların tamamı tarafından reddedilen mirasın sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiyesi gerekeceği, buradaki tasfiye süreye tabi olmadığından mahkemece hakdüşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddi gerekeceği-
İdari işlem bulunmadığında davacı Maliye Hazinesi'nin talebini inceleme görevinin, TMK'nun 683. maddesindeki mülkiyet hakkına haksız elatmadan kaynaklanan işgal tazminatı (ecrimisil) olarak adli yargı yerinde yetkili asliye hukuk mahkemesine ait olduğu-
Taşınmaza zilyet olanların tapu kaydı veya bir hakka dayandığı takdirde TMK'nın 683. maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasından yararlanarak istihkak davası veya elatmanın önlenmesi davası açabileceği gibi salt zilyetliğe dayalı olarak TMK'nın 981 ve devamı maddeleri uyarınca zilyetliğin korunması hükümlerinden de yararlanma olanağına sahip olduğu- Davacının dava dilekçesi ve sonraki açıklamalarından mülkiyet hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi talebinde bulunduğu sonucuna varılamayacağı ve davacının dilerse TMK'nın 683. maddesine dayalı ayrıca elatmanın önlenmesi davası açma hakkına sahip olduğu-
Davacı, davaya konu taşınmaza davalının dükkan yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek eldeki davayı açmış olup mahkemece uyuşmazlığın Kat Mülkiyeti Yasası'ndan kaynaklandığından davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesinin isabetsiz olduğu, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım (TMK. mad. 683) istekli olduğu açık olan davanın incelenmesi gerektiği-
