İçerik Akışı
Hizmet tespiti istemi- Pasif husumet ehliyeti- Davalı murisin tek mirasçısının mirası reddetmesi- Mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi-
Davalı işveren mirasçılarının mirası reddetmeleri halinde mirası reddeden mirasçılar yönünden tespit hükmü kurulup kurulamayacağına ilişkin uyuşmazlıkta, en yakın mirasçılarının tamamı olduğu anlaşılan tek mirasçı tarafından reddolunan miras daha sonraki derece bulunan mirasçılara geçmeyeceğinden, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla mahallin sulh hukuk mahkemesine durum bildirilerek iflas hükümlerine göre reddolunan mirasın tasfiyesinin sağlanması, davalı muris için atanacak ve yetkilendirilecek bir temsilci ile yargılamaya devam edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği- "Yasal mirasçılardan birinin mirası reddi hâlinde reddeden mirasçının mirasbırakandan önce ölmüş gibi sayılarak onun payının miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi diğer hak sahiplerine geçeceği, bu nedenle mirası reddedenin eldeki davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu itibarla mirası reddedenin mirasçılarının davaya dâhil edilerek taraf teşkilinin sağlanması gerektiği" ve "hizmet tespiti istemine ilişkin eldeki davada davanın niteliği itibariyle Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olmasının yeterli olduğu, zira bu davanın sadece Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı açılabileceği" görüşlerinin HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Avukata tebligat usulü-
Avukata tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olduğundan, posta yolu ile yapılan tebligatın yok hükmünde olduğu-
Aile mahkemesi ilamı- Yoksulluk nafakası- İlamlı icra takibinin kesinleşmesinden sonra yapılan protokol- Kesin hükmün bağlayıcılığı- Dar yetkili icra mahkemesi-
Aile mahkemesi ilamına dayalı olarak yoksulluk nafakasının tahsili için başlatılan ilamlı icra takibinin kesinleşmesinden sonra yapılan protokolün borcu sona erdirmek bir yana, taraflar arasında yeni ihtilaflar ortaya çıkardığı- Kesin hükmün bağlayıcılığı ve değiştirilemeyeceği ve haricen düzenlenmiş bir belgeyle hükmün yorumlanmasının/değiştirilmesinin kabul edilemeyeceği- Kesinleşmiş mahkeme kararını infaz etmeme veya hüküm altına alınan hak ve alacaklardan vazgeçme hakkına sahip olan tarafların yeni bir ilam oluşturamayacağı- Tarafların protokolle somut uyuşmazlığa konu nafakanın tenkisi veya kaldırılması yönünde görevli mahkemede dava açması gerektiği, dar yetkili icra mahkemesinde yeni bir nafaka ilamı oluşturulmasının mümkün olmadığı-
Yerel mahkeme kararını kaldıran BAM kararının Yargıtay tarafından bozulması
İlk derece mahkemesi kararının bölge adliye mahkemesince kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasından sonra bölge adliye mahkemesi kararının Yargıtay tarafından bozulması-
Sahtelik iddiasına dayanan çek nedeniyle ödenen bedelinin tahsiline ilişkin davada- Mutlak def'i- Bozmadan sonra ıslah- Islahla faiz cinsinin değiştirilmesi talebi-
Sahtelik iddiasına dayanan çek nedeniyle ödenen bedelinin tahsiline ilişkin davada, çek üzerindeki imzanın davacı şirket yöneticisine ait olmadığı tespit edildiğinden ve sahtelik def'i mutlak defi olduğundan davalı tarafın iyiniyetli hamil durumunda bulunduğu itirazından faydalanamayacağı- HMK 177/2 uyarınca Yargıtay bozma ilamından sonra da ıslah yapılabileceği, ancak, dava dilekçesinde "yasal faiz" talep etmek suretiyle tercih hakkını kullanan davacının, yenilik doğurucu nitelikteki bu hakkı kullanılarak tüketmesinden sonra, artık ıslah dilekçesiyle faizin cinsinin değiştirerek "reeskont faizi" talep edemeyeceği-
Önalım hakkına ilişkin dava- Davanın mirasçılardan biri tarafından açılması- Dava dışı mirasçıların davaya muvafakati-
Önalım davası mirasçılardan sadece biri tarafından kendi adına tescil isteğiyle açılmışsa da, davacı tarafa verilen süre üzerine, davacı dışındaki mirasçıların davacı vekiline verdikleri vekâletnameler ile davacının eldeki davayı açmasına ve önalım hakkına konu payların onun adına tesciline muvafakat ettiklerinden, önalım hakkına konu payın davacı mirasçı adına tescili konusunda mirasçıların kendi aralarında TMK 702/2'ye uygun biçimde oy birliğiyle karar vermiş oldukları- "Davacının kendi adına tescil isteğiyle açtığı bu davanın tereke adına açılmış bir dava olarak kabul edilemeyeceği, diğer mirasçıların muvafakatinin ancak tereke adına dava açılması için yeterli ve gerekli olduğu, önalım davasının tereke adına açıldığının kabul edilebilmesi için tescil talebinin de tereke adına yapılması gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Hacze konu paranın icra dosyasına girmesi ancak ödenmemesi- İcra mahkemesinin ihtiyati tedbir ara kararı ile paranın alacaklıya ödenmemesi- Temerrüt faizi-
İcra kasasındaki paranın şikâyetçinin talebi üzerine verilen tedbir ara kararı ile alacaklıya ödenmemesi halinde, borçlu temerrüde düşmüş olduğundan, alacağına kavuşamayan alacaklının temerrüt faizi isteyebileceği- "Alacaklının alacağına kavuşamamasının ihtiyati tedbir kararının uygulanmasından kaynaklandığı, haczedilen paranın icra dosyasına girmiş olmasının İİK hükümlerine göre borcun icra dosyasına ödenmesi aşamasının tamamlanması olduğu kadar TBK hükümlerine göre de geçerli ve sonuç doğuran bir ifa olduğu, haczedilmezlik şikâyetinde ihtiyati tedbir kararı alınmış ancak şikâyetin haklı bulunmayarak reddi üzerine icra hâkimince tazminata hükmedileceğine dair özel bir düzenleme de bulunmadığı, HMK 399'de tedbirin haksız çıkmış olmasının yaptırımı düzenlendiğine göre, bunun yerine yasal bir dayanağı bulunmaksızın tedbir nedeniyle paranın geç ödenmesinden dolayı temerrüt faizine hükmedilemeyeceği" görüşünün HGK çoğunluğunca kabul edilmediği-
Yolsuz tescilin üçüncü kişiler bakımından doğuracağı sonuçlar- Tapu siciline güven- TMK'nun 1023. maddesinin koruyuculuğu- Basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü- Hayatın olağan akışı-
Sahteliği sabit olan vekâletname kullanılarak yapılan temlikin baştan beri geçersiz olduğu ve yapılan tescile rağmen aynî hakkın kazanılmasının söz konusu olmayacağı- Yolsuz tescilin üçüncü kişiler bakımından doğuracağı sonuçlar açısından, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan ve aynı mevkiden daha önceki yıllarda çok sayıda taşınmaz satın alan davalı şirketin taşınmazı rayiç değerinin çok altındaki bir bedelle devraldığı, oldukça değerli bir taşınmazın ticari amaçla kullanmak amacıyla satın alınmasına karşın gezilip görülmemesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, tapu kaydını inceleyip çok kısa aralıkla devir yapılması nedeniyle kuşkulanan şirket yetkilisinin durumdan kuşku duyduğu hâlde yeterli incelemeyi yapmamış olduğu gözetletildiğinde TMK'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı-
Bozmadan sonra ıslah- HUMK ve son HMK hükümlerinin değerlendirilmesi-
HUMK zamanında verilmiş olan 04.02.1948 T. 10/3 s. İBK uyarınca, ıslahın tahkikat ve yargılama bitinceye kadar yapılabileceği ve Yargıtayca hüküm bozulduktan sonra bu yoldan faydalanmanın mümkün olamayacağının kabul edilmiş olduğu (İBK 06.05.2016 T. 1/1; HGK 20.04.2021 T. 572/518)- 7251 s. K. ile yapılan değişiklikle, "bozmadan sonra da ıslah yapılabileceğine" ilişkin hüküm getirilmişse de, Kanun’un “geriye yürümeme ilkesi” ve ıslah işleminin yapılmakla tamamlanmış usulî işlem teşkil etmesi nedeniyle eldeki davada ıslah tarihi itibariyle bu yeni hükmün uygulanamayacağı- Mahkemece, Özel Dairenin bozma kararına uyulduğu belirtilerek ve bozmadan sonra ibraz edilen davacılar vekilinin ıslah dilekçesi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, somut olayda, bozmadan sonra ıslah yapılmasının mümkün olmadığı-
Avans faizi istenebilmesi şartları- Trafik kazasından kaynaklanan tazminat istemi- Yasal faiz mi yoksa temerrüt faiz mi uygulanacağı-
Avans faizi istenebilmesi için borçlunun tacir olması ve borcun da ticari işletmesi ile ilgili bulunmasının yeterli olduğu, alacaklının da tacir olmasının gerekmediği, alacaklının haksız eylem dahil her türlü nedenden kaynaklanan alacakları için tacir olan borçludan avans faizi oranında temerrüt faizi isteme hakkının bulunduğu- Gerçek veya tüzel kişi tacirler arasında, haksız eylem de dahil, her türlü nedenden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, açıkça talep edilmesi hâlinde Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği- Kazaya karışan davalı araç ticari taksi olup ticari araç olduğundan ve davacı vekili kaza tarihinden itibaren ticari faiz talep ettiğinden, mahkemece Merkez Bankasının kısa vadeli avans kredileri için uyguladığı faiz oranında temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği- "3095 s. Kanun ve TTK’nın 8. maddesi uyarınca, davada talep edilen ticari faiz isteminden anlaşılması gerekenin avans faizi değil yasal faiz olduğu, mahkemece bu gerekçe ile yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken zarar görenin durumunun esas alındığı, bu durumda yasal faize yönelik olarak mahkemenin gerekçesi yanlış ise de sonuç itibari ile verilen kararın doğru olduğu" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
