İçerik Akışı
İstinaf yoluna başvuru süresinin başlangıcı- Tebliğden önce ilamlı icra takibine başlanması-
İlk derece mahkemesi kararı tebliğ edilmeden önce davacı vekili tarafından kararın UYAP ortamından alınarak ilamlı icra takibine başlanmış olması halinde dahi, icra takip tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilip edilemeyeceği- Hak düşürücü nitelikte olan istinaf yoluna başvuru süresinin başlangıcının, istisnasız olarak, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlayacağı-
Tasarrufun iptali- 3. kişinin hesabından çektiği para- Misli fark- Mutad ödeme-
Tasarruf tarihine yakın tarihte üçüncü kişinin hesabından çekilen paranın tasarrufa yapılan ödeme olarak değerlendirileceği- Taşınmazın rayiç ve anlaşma değeri kadar bir ödemenin yapıldığı sabitken, üçüncü kişinin "tasarruf tarihinden 7 ay sonra kendisine yapılan mahsül satışının satış bedelinden düşüldüğünü" belirtmesi halinde, "satıştan 7 ay sonra yapılan ödemenin alacağa mahsuben yapıldığının ve bu nedenle mutad ödeme olmadığının" kabul edilemeyeceği, mahkemece "tasarrufun iptali davasının reddine" karar verilmesi gerektiği-
Lehtarın senedin ön yüzüne koyduğu aval şerhinin bono vasfına etkisi
Bonodaki borçtan sorumlu olmayan lehtarın kefil (avalist) olarak senedin ön yüzüne koyduğu aval şerhinin geçersiz olduğu ancak bu şerhin bono vasfına etkili olmayacağı ve bu durumda senette düzenleyen ve lehtar farklı kişiler olduğundan borçlu sıfatının birleşmesinden söz edilemeyeceği-
İstihkak davası- Üçüncü kişinin lehine verilen kararda tazminata hükmedilmemesi- Genel mahkemede açılan tazminat davası- Maddi tazminat- Manevi tazminat-
İstihkak davaları açısından İİK 97/15'de düzenlenen tazminatın icra hukukuna özgü götürü bir tazminat niteliğinde olduğu ve genel hükümlere dayanılarak açılan gerçek zararın tazminine yönelik davalar yönünden engel oluşturmayacağı- Üçüncü kişinin lehine sonuçlanan istihkak davasına ilişkin kesinleşen kararda, "davalı alacaklının kötüniyet tazminatına mahkum edilmemiş olması", genel hükümlere dayalı tazminat davası açılmasına engel değilse de, davalı şirketin davacıya zarar vermek amacıyla hareket etmediği, kötü niyetinin ve ağır kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, davalının manevi tazminattan dolayı sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı; "manevi tazminat için ağır kusurun varlığı şart olmadığından ve davalının manevi tazminat sorumluluğunu gerektirir kusurlu bir eylemi bulunduğundan, davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği- Davacı şirketin muhafaza alınan alınan tezgâhları yeniden edinebileceği ve faaliyete geçirebileceği makul süre belirlenerek haciz tarihi ile yeniden edinebileceği tezgâhları faaliyete geçireceği tarih arasındaki "kazanç kaybının", o tarihteki işyeri kapasitesi ve vergi durumu da araştırılarak belirlenmesi ve bu şekilde belirlenen zararın maddi tazminat kapsamında hüküm altına alınması gerektiği; "davalının kötü niyetli olmadığı gibi maddi tazminat sorumluluğunu gerektirir kusurlu bir eylemi de bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddi gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Satış isteme süresi- İcra dosyasına konulan haciz- Paranın icra dosyasına celbi talebi
İİK 106 – 110 gereğince hacizlerin kaldırılmasına ilişkin üçüncü kişinin şikayeti üzerine verilen kararının kesin nitelikte olmadığı- Paranın satılarak paraya çevrilmesi söz konusu olamayacağından, icra dosyasına konulan hacizle ilgili olarak, 1 yıllık sürenin hacizden itibaren paranın istenmesi için gerekli azami süre olarak kıyasen uygulanması ve paranın icra dosyasına celbi talebinin, satış talebi gibi değerlendirilmesi gerektiği-
Kültür varlığı niteliğindeki menkullerin haczi- Devlet malı- Üçüncü kişinin istihkak iddiası- Dava şartı- Usulden/esastan red-
Kültür varlığı niteliğindeki menkullerin 2863 s. Kanun ve ilgili mevzuata uygun olarak haczinin mümkün olduğu- Müze Müdürlüğü yazısında; "dava konusu eserlerin monte edildiği evin satın alınması nedeniyle 7 adet eserin üçüncü kişiye ait taşınmazın mülkiyeti içinde kaldığı, ancak 7 adet kültür varlığının borçlunun koleksiyonu dışında hiçbir koleksiyona kaydedilmediği, dava konusu kültür varlıklarının 'devlet malı' niteliğinde olması nedeniyle Kültür ve Turizm Bakanlığının mülkiyetinde olduğu ve anılan kültür varlıklarının Müze Müdürlüğüne getirildiği ve koruma altına alındığının" bildirildiği, bilirkişi raporunda, "söküm esnasında yapıya herhangi bir zarar verilmediği, yapıdan alındığı için taşınmazın bütünlüğü ve taşıyıcı sistemine zarar vermeyeceğinin" belirtildiği, Müzeye taşınan kültür varlıklarının yapıdan ayrılırken zarar gördüğüne dair dosya da bilgi belge de yer almadığı anlaşıldığından, üçüncü kişinin açtığı istihkak davasının (devlet malının haczedilmezliği ilkesi gereği) "dava şartı yokluğundan usulden reddi" yerinde "esastan reddi" gerektiği-
Konkordato kararına itirazı- Kanun yolu-
Konkordato hakkında verilen karara karşı İİK 308/a maddesi uyarınca itiraz edenler kanun yoluna başvurabileceği- Sadece duruşma öncesi itiraz eden alacaklıların kararı kanun yoluna taşıyabileceklerini kabul etmenin hak arama özgürlüğü ile bağdaşmayacağı- İtiraz edenlerden kast edilenin konkordato toplantılarında veya iltihak süresi içinde olumsuz oy kullananlar olduğunun kabulü gerektiği-
Uygulamada “Mücerretlik İlkesi” ve “Hayatın Olağan Akışı” Kavramlarının Düşündürdükleri
Av. Talih Uyar'ın bu konuda geçtiğimiz ay paylaşmış olduğu "bilgi notu"nun güncellenmiş halini inceleyebilirsiniz.
İİK 150/e gereği takibin düşmesi- İİK 150/c şerhinin kaldırılması talebi
İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takipte icra emrinin satış talebinde bulunmaksızın ve icra emri tebliğinden önce satış avansı yatırıldığı ve icra emri tebliğinden itibaren yasal 1 yıllık sürede satış talebinde bulunulmadığından, takibin düşmüş olduğu- Düşen takip dosyasından tahsil harcı alınamayacağı-Düşen takip dosyasında alacaklının İİK 150/c şerhinin kaldırılması ve satışın düşürülmesi talebinin haricen tahsile karine oluşturmayacağı- Mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabileceğinden veya başlamış olan takiplere devam edilebileceğinden, asıl borçlu şirket hakkında verilen 1 yıl süreli kesin mühlet kararının satış talebinde bulunmasına engel olmayacağı-
Kambiyo takibi- Şirket kaşesindeki iki imza- Fotokopi üzerinden imza incelemesi- Borçlunun uygulamaya elverişli imzalarının bulunduğu belge asılları-
Bononun ön yüzdeki düzenleyene ait iki imzanın da şirket kaşesi üzerinde olması halinde imzanın şirket adına atıldığının kabulü gerektiği- İmzanın şirket yetkilisine ait olması durumunda, takibe konu bu bono nedeniyle borçlu şirket yetkilisinin şahsen sorumlu olmadığının, şirket temsilcisi olarak şirketi borçlandırma iradesi ile imzaladığının kabulü gerektiği- İmzanın yetkiliye ait olmadığının tespiti halinde borçluların imza itirazının kabulüne, imzanın yetkiliye ait olduğunun tespiti halinde ise borçlu şirket yönünden imza itirazının reddine, borçlu temsilci yönünden ise borca itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği- Fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılması mümkün olmadığı, imza incelemesine esas alınan borçlunun uygulamaya elverişli imzalarının bulunduğu belge asıllarının getirtilerek, incelemenin bunlar üzerinden yapılması gerektiği-
