4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK'nun m.118-395) kaynaklanan bütün davalara Aile Mahkemesi'nde bakılacağı; Aile Mahkemesi kurulmayan yerlerde ise Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemeleri'nde davanın Aile Mahkemesi sıfatıyla görülüp karara bağlanması gerekeceği-
HUMK'nun 409. maddesi hükmü uyarınca, davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğine ve davalı Hazine yargılama oturumlarında avukat marifetiyle temsil olunduğuna göre, 1086 sayılı HUMK'nun 423 vd. maddeleri ve 6100 sayılı HMK'nun 331/3. maddesi ile karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesi hükmü uyarınca; davalı Hazine yararına avukatlık ücreti takdir ve tayini gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın, 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlenen veya belirlenecek olan kıyı kenar çizgisine göre değerlendirilmesi gerekeceği-
TMK’nun 713/2 maddesi gereğince açılan davaların nitelikleri gereği, mirasçı bırakmadan kayıt maliki ya da malikleri ölmüş ise, TMK'nun 501. maddesi uyarınca son mirasçının Devlet olması nedeniyle davanın Hazine’ye karşı yöneltilmesi gerekeceği-
Kural olarak; bir eş adına tapuda kayıtlı bulunan ya da edinilen taşınmaza diğer eşin para ya da para ile ölçülebilen maddi anlamda bir katkısının olması halinde katkı payı alacağı istenilmesinin mümkün olacağı-
Evlilik birliği içinde davalı eş adına alınan taşınmaza ilişkin eşler arasında 4721 sayılı TMK'nun 706 (MK.nun 634) maddesi gereğince düzenlenmiş mülkiyetin aktarımı ile ilgili resmi bir sözleşme bulunmadığından, taşınmazın alımına katkıda bulunduğunu iddia eden davacının, bu katkısına dayanarak ayın (mülkiyet) talep edemeyeceği-
Dava konusu taşınmaz, evlilik birliği içinde müteveffa tarafından üçüncü kişiden “alım” suretiyle edinilmiş olup, eşler arasında Türk Medeni Kanunu'nun 706. (743 s. TKM.’sinin 634.) maddesi gereğince düzenlenmiş mülkiyet aktarımı ile ilgili resmi bir sözleşme de bulunmadığından, taşınmazın alımına katkıda bulunduğunu iddia eden davacının bu katkısına dayanarak ayın (mülkiyet) talep edemeyeceği-
Gerekçeli kararın kısa karara uygun olması gerekeceği-
19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa'nın 16. maddesiyle 3402 sayılı Yasa'nın 36. maddesine bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre kadastro işlemleri sebebiyle açılan davalar nedeniyle yargılama giderlerinden ve avukatlık ücretinden davalı tarafın sorumlu tutulamayacağı-
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, elbirliği mülkiyeti şeklinde olan taksim sözleşmesinden dönülüp dönülmediği noktasında olup, mahkemece, dava konusu taşınmazların devrine resmi akit tabloları ile ilk tesis tarihinden itibaren tapu kayıtları ve kadastro tutanakları istenilerek ve taksim sözleşmesinden dönülüp dönülmediği, aynı sözleşmede yazılı diğer taşınmazlar hakkında taksim sözleşmesi uyarınca işlem yapılıp yapılmadığının araştırılması ondan sonra esas hakkında bir karar verilmesi gerekeceği-